USA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
USA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2024 Pazar

ABD ORDUSU ** SÜPER GÜÇ **

 



Ikinci dünya savaşının Avrupa sahnesi Almanya'nın 1939 yılında Polonya'ya saldırmasıyla başladı. Polonya işgalinin devamında Almanya müthiş hava ve kara gücüyle neredeyse Avrupa'nın tamamını işgal etti. Tabii ki Amerika kıtasında bulunan Amerika Birleşik Devletleri bu gelişmeleri yakından takip ediyordu. Ama Amerika Birleşik Devletleri halkı özellikle Birinci Dünya Savaşı'na niye katıldıklarını ve savaşa dahil olunca kendilerine ne artılar getirdiğini anlamamıştı. 



İkinci Dünya Savaşı başladıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri'ndeki insanlar kilometrelerce ötedeki bir savaşa dahil olmak istemiyorlardı. Zaten Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri askeri harcamalarını neredeyse tamamen durdurmuştu. 1925 yılında Amerika Birleşik Devletleri ordusundaki asker sayısı sadece 134.000 kişiydi. Ayrıca ileri düzeyde uçak üretimi yapmalarına rağmen orduda hava kuvvetleri birimi de yoktu. Yapılan uçaklar hep sivil amaçlara hizmet eden uçaklar



Çünkü devlet savunma sanayisi üretimlerini kısıtlamıştı ve bu üretimlere neredeyse hiç kar vermiyordu. Bu durum karşısında da şirketler savunma sanayisi üretimlerini askıya almışlardı. Ama 7 Aralık 1940 
tarihinde Japonların Perherber'e saldırması ve bu saldırıdan 4 gün sonra Hitler'in Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etmesiyle Amerika Birleşik Devletleri artık tamamen savaşın içindeydi. Peki savunma sanayisi yok denecek kadar az olan Amerika Birleşik Devletleri nasıl oldu da bir anda süper güç haline geldi? 


Genellikle kara ordusu için yapılan üretimlere değineceğiz. Almanya, Hitler'in iktidara gelmesiyle tank üretimine ağırlık verirken Amerika Birleşik Devletleri ise otomobil üretimine öncelik vermişti. Avrupa'da el yordamıyla üretilen otomobillere sadece zenginler sahip olabilirken Amerika Birleşik Devletleri'nde ise neredeyse her ailede bir otomobil bulunuyor


Yine o dönemde Alman ordusu hızla büyürken Amerika Birleşik Devletleri asker sayısı sıralamasında dünyada gitgide gerilere düşmeye başlamıştı. Ve Hollanda'nın önünde 18nci sırada yer almaktaydı

 


1930'lu yılların ortasında Amerika Birleşik Devletleri ordusunda sadece 488 makineli tüfek 235 tane sahra topu ve 18 tane orta sınıf tank bulunuyordu. Avrupa'daki savaş başladığında Almanya'nın 2.000 tankı varken Amerika Birleşik Devletleri'nin 325
 tankı Almanya'nın 8.500 uçağı varken, Amerika Birleşik Devletleri'nin 1.700 uçağı, Almanya'nın yaklaşık 4.5 milyon askeri varken, Amerika Birleşik Devletleri'nin ise sadece 20.000 askeri vardı. O dönemde Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Franklin Delano Roosevelt 'de savaş karşıtı birçok açıklama yapmaktaydı. Ama 1940 yılı Haziran'ında Almanya'nın Hollanda'yı işgal etmesiyle askeri sanayisini güçlendirmek için adımlarını atmaya başladı. Çünkü ibrenin elbet Amerika Birleşik Devletleri'ne döneceğini biliyordu ve hazırlıksız yakalanmak istemiyordu. Hollanda rahatça yenildiyse Askeri sıralamada bir önündeki ülkenin de şansı yoktu. Fransa'nın da kolayca teslim olması üzerine acil önlemler alınması gerekliliği iyice kendini hissettirmişti. 



Ama Amerika Birleşik Devletleri'nin silah üretimi çok düşük Roosevelt ülkedeki en büyük otomobil üreticilerini ağır sanayi üreticilerini ve maden şirketlerini bir toplantıya çağırdı. Konu savaş üretimini arttırmak üzerineydi. Bu şirketlerin içindeki en önemli şirket ise General Motors'tu. Avrupa'da el yordamıyla üretilen otomobillerin aksine makineler ile seri üretim yapan bir otomobil şirketiydi. Amerika Birleşik Devletleri'nde üretim hattı denen sistemin öncüsüydü ve ilk denemesi makineli tüfekler üzerine olacak


Almanya 1940 yılının sonuna doğru 59.000 makineli tüfek üretmişti. Fakat Amerika Birleşik Devletleri Brownie gibi bir üreticiye sahip olmasına rağmen üretimi çok düşüktü. Motor fabrikalarına getirilen makineli tüfekten küçük parçalarına kadar söküldü. General motorsunun şanzıman üreten bir alt şirketi bir yılda 280.00  makineli tüfek üreteceğinin garantisini hükümete verdi. Şirket sadece bir ayda29.000 makineli tüfek teslim etti. Bu da taahhüt edilen miktarın çok üzerinde bir sayıydı. Bu rakamı 12 ile çarptığımızda 100.000 makineli tüfek daha fazla üretilecek anlamına geliyordu. En önemlisi ise elle üretilen tüfeklerin maliyetinin dörtte biri fiyatına üretilmişlerdi



İkinci Dünya Savaşı boyunca Almanya yaklaşık 1.200.00 makineli tüfek üretmişti. Amerika Birleşik Devletleri ise yaklaşık 2.600.000 makineli tüfek üretti.
Ama Amerika Birleşik Devletleri'nin 1.400.000 fazla üretimine rağmen üretim maliyetlerine baktığınızda aşağı yukarı Almanya ile harcanan miktar aynıydı. Tabii ki sadece makineli tüfeği daha fazla ve daha ucuza mal etmek savaşı kazandırmıyor. General Motors gibi birçok şirketin savaş üretimine destek vermesi gerekiyor


Fakat özellikle Rose 1933 yılında çıkardığı yasa ile savunma sanayisi üretimi yapan


şirketlere ağır vergi yükü getirmişti. Bunun sonucunda tasarım meraklısı birkaç şirket dışında 
Bütün şirketler farklı alanlara yönelmişti.
Yani savunma sanayisiyle arasında soğuk rüzgarlar esmekteydi. Ama Roosevelt bu şirketlere ihtiyacı vardı. Bu sefer de Roosevelt 7 yıldır savunduğu yasayı değiştirerek silah üretimi yapan şirket devlet desteği verileceği ve kotalarını tutturan şirketlerin daha yüksek kar payları alacaklarını açıkladı. Bu da şirketlerin savaş sanayisine yönelmelerini kolaylaştırdı. Roosevelt 1940 yılının sonlarına doğru yaşanan Britanya hava Savaşları sonunda biraz rahatlamıştı. Çünkü Britanya'da düşseydi ibre direkt Amerika Birleşik Devletleri'ne dönebilirdi. Ayrıca Pasifik'te Japonlar da Amerika Birleşik Devletleri'ni hedef alan açıklamalar yapmaya başlamıştı ve Amerika Birleşik Devletleri savaşa tam olarak hazır değildi. Amerika Birleşik Devletleri'nin en önemli sorunu Almanların en iyi olduğu konu üzerineydi. Bu konuda tank üretimiydi


1939 yılında Amerika Birleşik Devletleri ayda sadece 13 tank üretebiliyor. O yıl Almanya'nın elinde hazır konumda 2.000 fazla tankı vardı. Ve teknolojileri oturmuştu. Amerika Birleşik Devletleri Almanya ile denk hale gelmek için hızlı bir üretim sürecine muhakkak girmeliydi



Burada devreye giren ise yine otomobil üretimi yapan şirketiydi. Zaten de General Motors'un alt şirketlerinden biriydi. Tank üretimi konusunda bilgisi yoktu. Ama yeni model 
Otomobil üretmek için üretim hattındaki makineleri yenileme konusunda çok çok uzmandı. General Motors'un aksine otomobil fabrikasını tank üretimine çevirmeyi seçmedi. Bunun yerine hızlıca yeni fabrikalar kurup üretim üretim hattını tanklara göre dizayn edecekti. Bu sırada hiç tank görmemişler mühendisleri makineli tüfek üretimi için uygulanan yöntem ile eldeki bir tankı en ufak detayına kadar parçalayarak tanklar için neler gerekli öğrendiler



Ama bu makineli tüfek gibi basit bir montaj gerektiren bir teknoloji değildi. Binlerce parçaya sahipli ve montajı çok karışıktı. Ilk seri üretimi planlanan M3 tankları 6 ay gibi kısa bir sürede toplu üretim ise Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk tank fabrikası olan tank fabrikasında 1941 yılının mart ayında başlayacaktı. Fakat bu tanklar üretilirken özellikle zırh parçalarını birleştirmek çok zaman almaktaydı Çünkü o dönemki üretimlerde metalleri birleştirmek için perçin kullanılıyordu. En önemli sorunlarından biri de vasıflı işçi gerektirmesiydi. Avrupa'ya gidip Alman tanklarını inceleyen yetkililer zırhları birleştirmek için kaynak kullanıldığını bu yöntem ile birleştirme hızı artmış hem de tankların daha hafif ve daha ucuza imal edildiğini gördüler. Fabrika açılmadan önce Amerikalılar günde 2 tank üretirken fabrika açıldıktan sonra bu sayı günde 6 tanka çıkmıştı. Yani ayda 180 tank demekti. Üretim ayda 13 tanktan 180 tanka çıkmıştı. Bu da üretimin yaklaşık olarak bir yılda 14 kat arttığını göstermekte


Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşa girdiği 1941 yılının sonunda Amerikalılar 4.000 tank üretmişlerdi. Almanlar ise 1941 yılında 2.400 tank üretebilmişlerdi. 1942 yılında ise Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan neredeyse Bütün otomobil şirketleri, savaş malzemesi üretmeye başlamıştı. Bunların başında tank ve piyade silahları geliyordu. Tabii ki sadece silahlar değil, ordunun ihtiyacı olan bütün savaş malzemeleri, Bu üretim mantığıyla üretilmekteydi. Amerika Birleşik Devletleri Almanların aksine zaman kaybettiren el işçiliğine değil, basit üretime önem veriyordu. Ayrıca Almanlar günümüzde hayranlıkla baktığımız teknolojiler için karışık mühendisliğe önem vermekteydi.

 

Amerika Birleşik Devletleri'nde ise tam aksine mühendislik ne kadar basitse o kadar iyiydi. Çünkü kalifiye işçi gerektirmiyordu. 


Amerika Birleşik Devletleri'nin üretimde önem verdiği diğer bir konu ise kamyonlardı. Kamyonlar neden önemliydi derseniz, hangi ülke olursa olsun kaybedilen muharebelerde ikmal sorunlarına muhakkak değiniyoruz. Amerika Birleşik Devletleri de düzenli ikmalin başarı getirdiğini çatışmaları takip ettiğinden anlamıştı. Artık Birinci Dünya Savaşı'ndaki gibi durağan siperler arası çatışmalar yaşanmıyordu. Karada ikmali sağlayacak en önemli teknoloji ise kamyonlarda.


Kamyonlar aklınıza gelebilecek her türlü savaş malzemesini ana ikmal kollarından cepheye götüren araçlardı. Yeri geldiğinde de personel taşıyıcı olarak da kullanılabiliyorlardı. Almanya 1939 yılında savaşa girerken Ikmal hatları için atlara bel bağlamıştı. Almanya'nın o dönem üretebildiği kamyon teknolojisi de yoktu. Almanlar Fransa işgalinden sonra Peugeot fabrikalarından edindikleri bilgiler ile kamyon üretimine başlamışlardı

 

Ama Almanların birçoğu araba kullanmayı bilmiyordu. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise durum tam tersiydi. Amerikan ordusundaki birçok asker araba kullanmayı biliyor. Hatta ufak tamirler bile yapabiliyorlardı. Amerikalılar kamyonlar içinde tek model tasarlayıp seri üretime geçmeyi düşündüler

 

Ama Almanlar birçok alanda olduğu gibi çeşitli tasarımlar ürettiler. Fakat araçlar bozuldukça parça yetiştirmek sıkıntılı oluyordu. Amerikan ordusunda ise kamyonlar bozulduğunda çok basit şekilde tamir edilebiliyorlardı

 

Amerika Birleşik Devletleri'nin diğer bir önemli üretimi ise ciplerde. Çok basit bir tasarımla neredeyse 2 dakikada bir jeep fabrikadan çıkmaktaydı. Amerika Birleşik Devletleri savaşa girdiğinde 250.000 jeep bulunuyordu. Amerikan askerleri kamyonlar ya da jeepler ile cepheye taşınırken Alman ordusunun büyük çoğunluğu tren ile cepheye yakın bir bölgeye getirilip ana cepheye ise yürüyerek hareket etmekteydi. 


Amerikalıların en büyük avantajlarından biriyse Teknoloji cepheye uyum sağlamadığı zaman gerekli parçalar hemen değiştiriliyor ve seri üretime devam ediliyordu. Hatta aynı tip teknolojilerde eldeki araçlar modifiye edilerek yeni standartlara ulaşmaktaydı


Tanklar ilk olarak Afrika cephesinde kullanılmışlardı ve eksikleri hemen öne çıkmaya başlamıştı. Amerikalılar hemen M3'leri güncelleyip M4 yani üretmeye başladılar. M3 göre daha iyi bir tanktı ve M3'den daha ucuza üretilmekteydi.


Tabii burada bir hatırlatma yapmamız gerekiyor ki el-Amaney savaşında Almanlar ve İtalyanların elindeki tankların birçoğu İtalyan yapımı tanklardı. Almanlar birçok cephede aynı anda savaşırken üretimi arttırmaları gerekliydi


Ama Almanya'nın üretimi günden güne gerilemekteydi. Üstelik çok önemli bir hata daha yapılmıştı. Cepheye yeni askerler sürmek için fabrikalardaki ustalaşmış işçiler askere alınmaya başlanıp yerine köle işçiler yerleştirilmiş bu maliyeti düşürüyordu ama zaten düşmana göre yavaş olan üretim iyice yavaşlamaya başlamıştı. 1942 yılında Almanya yaklaşık 2.200, Birleşik Devletleri savaşa girdiğinde tank üretirken Amerika Birleşik Devletler, 25.000 bin tank üretmişti. Amerikalılar 68 günde bir ordu grubuna yetecek kadar tank üretmekteydi. Hatta üretim fazlalığından artanları İngilizlere ve Sovyetlere de tank yardımı yapılıyordu


Pasifikte ise Japonların hızlı ilerlemesi, Amerika Birleşik Devletleri savaş endüstrisine önemli bir darbe vurmuştu. Amerikan ordusunun en önemli ikmal gücünün kamyonlar olduğunu belirtmiştik. Bu kamyonlar hepimizin bildiği üzere tekerlekler üzerinde ilerlemekte


Amerikalıların tekerlek yapımı için kullanılan kauçukun %90'ı Pasifik'ten gelmekteydi. Ve sadece teker değil birçok alanda kullanılan plastik üretimi durma noktasına gelmişti. Amerika Birleşik Devletleri kauçuk yoktu belki ama bol miktarda petrol vardı. Hemen sentetik plastik fabrikaları kurularak bu sorun da çözülmüş oldu. Bu plastik sorunun çözümünde Amerikan şirketleri birbirine rakip olmalarına rağmen ortak çalışmalar yapmışlardı ve bu ortak çalışmalar neredeyse bütün alanlarda gerçekleşiyor



Amerikalıların düşüncesi şuydu. Ben geliştirdiğim bir konuyu diğer şirketiyle paylaşırsan diğer şirkette benim zayıf olduğum alanda bana destek çıkar. Böylece ikimiz de kazanmış oluruz


Almanya'da ise bu durum tam tersiydi. Şirketler daha iyisi için hep yarıştıklarından bu tip paylaşımlar yok denecek kadar azdı. Hatta bırakın paylaşımı şirketler düşmandan saklanıyormuşçasına gizliliğe önem vermekteydiler


 

Amerikalıların üretimdeki bir önemli kararı da işçiler üzerineydi. 1942 yılında 4 milyon erkek askere alınmıştı. Almanlar tecrübeli işçileri cepheye yollamışlar ve köle işçiler çalıştırmaya başlamıştı. Fakat Amerikalıların böyle bir şansı yoktu ama üretim bandı zihniyetinde Amerikan fabrikalarında çalışacak işçilerin, vasıflı işçiler olmasının da gereği yoktu. Bunun için kadınlar fabrikalarda çalıştırılmaya başlandı. Almanya'da kadınların doğurganlığı ön plandayken Amerika Birleşik Devletleri'nde ise üretime ortak olmaları ön plana çıkmıştı. 


1942 yılı sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde 3 milyon kadın fabrikalarda çalışıyordu. Amerika Birleşik Devletleri'nin en önemli bir diğer artısı ise savaş araçlarını transfer etmek üzerineydi


Pasifik'teki adalara, Avrupa'ya, Afrika'ya nereye olursa olsun savaş araçları gemiler ile taşınmaktaydı. Bu gemilere daha çok malzeme yerleştirmek önemliydi tabii ki. 


Amerikalılar buna da bir çözüm bulmuşlar özellikle tanklar, kamyonlar, jeepler gibi savaş araçları basitçe sökülüp kutulanıyordu. Böylece daha az yer kaplıyorlar ve üst üste istiflenebiliyorlardı. Transfer merkezine gelen araçlar hızlı bir şekilde montajlanıp savaşa hazır hale geliyorlardı


Amerika Birleşik Devletleri artık süper bir üretim gücü haline gelmişti. Hatta kendi ordusunun ihtiyacının çok çok üzerinde üretim yapıyordu. Savaş boyunca Sovyetler Birliği'ne toplamı 400.000 ulaşan jeep ve kamyon 12.000 tank veya zırhlı araç ve12.000 uçak gönderilmişti. Özellikle Normandiye çıkarması için yapılan hazırlıklar da Britanya tam bir askeri malzeme deposuna dönmüştü


Sonuç olarak İkinci Dünya Savaşı Amerika Birleşik Devletleri'ni askeri üretimde bir numaraya taşımıştı. Doğru tercihler, hızlı üretim çabaları, vasıflı işçi gerekliliğinin az olması, şirketleri yarıştırmak yerine ortak üretime teşvik edilmeleri ihtiyaçların iyi anlaşılması ile çeşitlilikten ziyade gerekliliğe önem verilmesi, ileri karmaşık mühendislikten ziyade, basit mühendisliğin kullanılması gibi konular Amerika Birleşik Devletleri Ordusu'nu bir anda süper güç haline getirmişti



Sonuçta bu üretimler savaşı kazandıran teknolojiler olmuştur. Savaş bittikten sonra bu üretim mantığı Askeri sanayi dışında da kullanıldığından Amerika Birleşik Devletleri ekonomisi dünyanın en önemli ekonomilerinden biri haline gelmiştir. 



23 Haziran 2024 Pazar

Amerika Kıtasına Yerleşim

 



Amerika'ya gelen ilk insanların günümüzden 40.000 yıl öncesinden itibaren bu kıtaya geldikleri düşünülmekte


Asya kıtasındaki insanların bugünkü Berring Boğazı'ndan daha sular altında kalmadan önce bu kıtaya geçiş yaptıklarına inanılıyor. Bu insanlar muhtemelen göçebe ve avcılıkla geçen hayatlarında hayvanların peşinde bu kıtaya gelmişlerdi


Binlerce yıl içinde buzul çağının sona ermesi ve buzların erimesiyle birlikte Berring Boğazı suyla kaplanınca bu kıtada kalıcı olarak kalmışlardı. Bu ilk insanlar binlerce yıl içinde Amerika içinde de ilerlemeye devam etmişti



Ama Amerika'daki ilk insanlardan kalan kalıntıları incelendiğinde şu ana kadar en eski olanın geçmişi 15.000 yıl önceye dayanıyor. Bulunan ok uçları ve eşyalara yapılan testler bu sonucu veriyor. Daha önceki dönemlerden günümüze ulaşmış bir şey maalesef ya olmadı ya da bulunmayı bekliyor


Amerikan yerlilerinin milattan önce 8.000 yılından itibaren Mısır, kabak ve fasulye yetiştirdikleri düşünülüyor. Benzer şekilde onlara ait ilk köy kalıntılarda milattan önce 300 yıllarına dayanıyor



Arizona Fenex'le top oynama alanları ve kümbet şeklinde evlerin yanı sıra kanal ve sulama kanalları yaptıkları görülüyor. Ohio eyalet eyaletinde bu kümbetlerden birkaç birkaç bin tane bulunuyor


Bu kümbetlerden bazılarını kuş ve sürüngen hayvan şekillerinde yaptıklarını da görüyoruz. Bu ilk insanların avlanacak hayvan türlerinin yok olmasıyla birlikte de daha fazla yerleşik hayata geçtiklerine inanılıyor



Neticede Avrupa'dan ilk insanlar bu kıtaya geldiğinde ise buradaki yani Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'daki yerli sayısının 2 milyon civarında olduğu düşünülüyor. Bu sayıyı 18 milyona kadar çıkaran araştırmacılar da var


Yani tam bir ittifak yok. Tüm Amerikan kıtasında ise yani Kuzey ve Güney Amerika'da toplamda 40 milyona kadar yerlinin olduğuna, olduğu iddia ediliyor. Bu sayı eski dünya olarak tabir ettiğimiz Asya, Afrika ve Avrupa'daki sayıya eşdeğer bir sayı


kıtaya ilk gelen Avrupalıların 1000 yılında yani Norveçli'deler. Vikingler,


Zira bu dönemden kalma viking tarzı evlerin kalıntıları 1963 New Falland eyaletinde bulunmuştu. Amerika kıtasını asıl geliştiler ise bundan 500 yıl sonra başlamıştır. Bu kıtaya ilk gelen Avrupalıların amacı Asya'ya ulaşan bir deniz yolu bulabilmekti



Lakin bu kıtanın büyüklüğü ve varlığı anlaşıldıkça Fransızlar, Hollandalılar, İspanyollar ve İngilizler bu kıtayı ele geçirmek için çabalamaya başladı. Bu ilk gelen en en ünlüsü Christoph Colomb'dur


İspanya Kraliçesi Isavella onun bu seyahatleri yapabilmesi için maddi destek vermiştir. Kolom 1492 de Karayiplere geldi ama ana kıtayı bulma şansını yakalayamadı. Ondan 5 yıl sonra 1497 İngiliz Kralı'nın desteğiyle yola çıkan San Sebaistian


İngilizlerin bu hak bu kıtada hak iddia etmelerinin temelini atmış oldu. Bu ilk seyahatlerden sonra Avrupalı balıkçılar, bu bilinmeyen suların balık yönünden zenginliğini duymaya başlayarak



Bu kıta sahillerine kadar geldiği ve avlanmaya başladılar. Konuk, isyanbollar ise İspanyollar adına bu kıtaya gelmişti. Böylece daha fazla İspanyol kökenli kaşif bu kıtaya gelmeye devam etti. 1513 devam bugünkü florida topraklarına ayak basmıştı bile


1522 gelindiğinde İspanyollar Meksika'yı çoktan fethetmişlerdi. İspanyol kaşı Francisco Corona'da 1540 a Meksika'dan Kansas'a kadar gitmişti



Bu ispanyollar ellerindeki atları kaçırınca yerlilere büyük bir iyilik yapmış oldular. Atlar zaman içinde Amerikan düzlüklerine çoğaldı. Ve yerliler de binicilikte usta oldular. Piri Reis daha bu dönemlerde dünya haritasını çoktan çizmişti


Akdeniz bir Osmanlı gölüne dönüştükçe Batılıların daha fazla okyanusa açıldığını ve neticede neticede yeni dünyayı bulduklarını görüyoruz. Yani aslında Osmanlılar dolaylı bir yoldan onları bu seferlere zorlamış oldular


Muhtemelen Akdeniz'de batılıların serbestçe dolaşma imkanı olsa ve doğu ile ticareti kesilmemiş olsa bu yeni kıtanın bulunma süreci de uzayabilirdi. Pire Reis dünya haritasını çoktan çıkarmış olsun. Daha 1509  gelindiğinde Avrupalılar Amerikan kıtasının doğu yakasının haritasını yeni çıkarmışlar. İspanyollar kıtanın altın zenginliklerini bulma amacı ile Grandkenin ve Gread Plays olarak adlandırılan kanyon ve ova bölgelerine ulaşmaya başlamıştı



Bu yönüyle İspanyollar Amerika'nın güneyinden kıta içinde ilerlerken kuzeyinden özellikle de Saint Lawrence ırmağı ve göl bağlantılarıyla göl bağlantılarıyla ise Fransız Jax Cartel gibi kaşifler ilerliyordu. Fransızlar da bu kaşifin bulduğu yerler üzerinden hak iddia etmeye başlayacaklardı. Amerika kıtasına ismini verecek kişi ise bilindiği üzere Amerika ve Spirich olacaktı. Amerika topraklarında ilk kalıcı yerleşim yeri ise İspanyollar tarafından 1565 Florida'da Saint Agosi'sinde kuruldu


Ancak Amerika Birleşik Devletleri diye adlandıracağımız bölgedeki ilk etkili yerleşimler Atlantik kıyısındaki Virginia Virginia, New York Masajic gibi yerlerde başlayacaktı



İspanyolların Meksika, Antinler ve Peru'daki kolonilerden elde ettiği altın ve zenginlikler diğer Avrupa devletlerinin büyük ilgisini çekmişti. Onlar da bu zenginlikten pay sahibi almak adına daha fazla gemiyi bu kıtaya göndermeye başladı


İngiliz Walter Rally 1585 kıyılarına ulaştı. Ve burada ilk İngiliz kolonisini kurdu. Bu ilk koloni yerleşimi başarısızlıkla sonuçlandı. Ve ancak 1607 James Town kurulunca İngilizler bu kıtada kalıcı olacakları bir döneme girdiler. Aynı dönem zarfında Osmanlılar Cezayir ve Tunus'ta etkinliklerini kaybetmeye başlamıştı. Eflak ,Boğdan gibi yerlerde ayaklanmalar vardı


Artık yapılan her savaştan zaferle çıkılma dönemi sona eriyordu. İran'la başlayan bir savaş da vardı


1600'lerin başında Avrupa'dan Amerika'ya doğru büyük bir göç dalgası başlamıştı. En fazla göç edenler İngilizlerdi. Küçük büyük birçok gemiyle 6 ile 12 hafta sürecek zorlu bir yolculuğa çıkılıyordu


Bu insanların çoğu yetersiz beslenmenin de etkisiyle bağışıklık sistemlerini kaybediyor ve hastalıklardan ölüyordu. Ayrıca dayanıksız gemilerin fırtınalar karşısında hiçbir şansı da yoktu


Bu yeni göçmenlerin çoğu ülkelerindeki baskılardan ve fakirlikten dolayı Amerika'ya kaçmaya çalışıyordu. Dinlerini, inançlarını özgürce kendi ülkelerinde yaşamalarına izin verilmediği için kaçıyorlardı. Katolik inancından Protestanlığa geçenler cemaatlere ait olanlar ülkelerindeki kralların baskısından dolayı dinlerini daha kolay yaşayacakları bu yeni kıtaya gelmeye çalışıyorlardı. Ayrıca bu insanlar ülkelerindeki kralların kötü yönetiminden dolayı açlık ve sefalet içinde yaşıyordu.


Amerika kıtasının bulunması ve zenginlikleri bu çaresiz insanlara bir ümit kaynağı olmuştu. Ailelerine ve çocuklarını besleyebilecekleri bu zengin kıtaya gelme hayaliyle de ellerinde olan her şeyi vererek gemilere ücretlerini ödüyorlar ve bu kıtaya geliyorlardı


Dediğimiz gibi bunların bir kısmı ya batan gemilerle suların derinliklerinde kaybolduğu ya da hastalıklardan kırıldı. Ama azmini yitirmeden daha fazla insan bu ölüm yoluna çıkmaya devam etti. Ve bugünkü Amerika yeni bir uygar ve bugünkü Amerika'da Yeni bir uygarlık kurmayı başardı. Bütün bu yönleri itibariyle azmini yitirmemiş bu insanların baskıcı ve başarısız krallıklarından kaçarak başarıya ulaştıklarını görüyoruz. Yani aslında Amerika bu insanların bir başarı öyküsü


Şimdi üzücü tarafı ise bütün bunların yaklaşık 400, 500 yıl öncesinde insanlığın başına gelmiş olmasıyla birlikte günümüzde bile bu sıkıntıların devam etmesi ve insanların daha iyi bir yaşam için kendi ana vatanlarını terk etmeye devam etmeleri


Kralların, liderlerin bu kadar uzun süre ve teknolojinin bu kadar üstün olduğu günümüzde bile insanlarına iyi bir ülke tesis edememeleri ve hala insanların daha iyi ülkelere özellikle de batıya gitme denemelerinin devam etmesi


aslında insanlık bu yönüyle sınıfta kalmış durumda. Işte bu kötü yönetimlerin sebebiyle 1620 , 1635 yılları arasında Britanya'da büyük bir ekonomik kriz yaşanmıştı


İngilizler ülkelerinde iş bulamıyordu. Endüstri devriminin gelişmeye başlamasıyla birlikte tekstil sektörü gelişmiş ve toprak sahipleri tarım yerine hayvancılığa, koyun beslemeye yönelmişlerdi. Toprağı işleyen çiftçileri artık istemedikleri için kovuyorlardı


Yani İngiltere'de asillerin dışında normal halkın toprağa sahip olması imkansızdı. Köylerinden çıkarılan bu İngilizler için Amerika umut olmuştu. Amerika'ya gelen bu Avrupalılar doğu yakasının sık ormanlarıyla karşılaştılar


Kızılderililerden fasulye, kabak ve mısır gibi ürünlerin nasıl yetiştirileceğini öğrenmeleri bu zorlu doğa şartlarında ilk yerleşimcilerin hayatını kurtardı. Bu ilk göçmenler bu sık ormanlarda avlanmayı da öğrendiler


Yakacak odun sorunu olmaması da kışların daha rahat geçirilmesini sağlıyordu. Bu ormanlar zamanla ev eşyasından gemi üretimine kadar birçok alanda kullanılmaya da başlanacaktı. Bu yeni kıta birçok imkan sunmakla birlikte Başlangıçta Avrupa'ya bağımlı bir hayal var, hayat vardı. Doğu yakasında gemilerin yanaşabileceği koyların çokluğu, gemilerin Avrupa ile Amerika arasında mekik dokumasına da izin veriyordu. Amerika'ya gelen her gemi Göçmenlerle birlikte onların ihtiyaç duyacağı malzemeleri de getiriyor. Geri dönüşte ise Avrupa'da satılabilecek ürünleri götürüyordu. Doğu yakasında bulunan birçok nehir kıyıdan iç bölgelere ulaşımı da kolaylaştırıyordu. Bu yeni göçmenlerin önündeki tek engel ormanlar


Ve burada yaşayan yerlilerdir. Kızıldereliler bu ilk yerleşimcilerin bölgelerine girmesine izin vermiyordu. Ancak avcılarla Kürk peşinde koşanlar bu zorluğu ve tehlikeli yolculuğu göze alabiliyordu


Böylece ilk yüzyıl boyunca Avrupalı göçmenler doğu kıyısında sıkıştı ve üç bölge iç bölgelere çok fazla gidemedi. 1630 İngiltere'de Kral birinci Charles'ın keyfi yönetiminden kaçanlar daha fazla Amerika'ya gelmeye çalıştı


Kral Charles'a karşı ayaklanmalar sonucu kral yanlılarından  ülkeden kaçtığı bir dönem yaşandı. Bunların çoğu Virginia'ya geldi. Avrupa'da özellikle din konusunda ve yine Almanca konuşulan yerlerde baskı altında kalan Avrupalılar da çareyi Amerika'ya kaçmakta buldu. Yani Avrupa ülkelerindeki her yönetim değişikliğinde muhalif ve iktidar taraftarları canlarını korumak için Amerika'ya gelirken Bu kararlar altında dini yaşanımını, yaşamını gerçekleştiremeyenler de çareyi Amerika'ya gelmekte buldu. 


Avrupa'da bazı ülkeler Fransa gibi Amerikan kıtasına gelişlerde inisiyatif alıp düzenli bir göç politikası oluşturmaya çalışırken İngilizlere baktığımızda bu tamamen düzensiz bir şekilde ya da Hayatını kurtarmak ya da dini özgürlüğe kavuşmak veya daha bir  rahat bir hayata sahip olmak için sınırsız ve kontrolsüz bir şekilde gelişti. Amerika'da İngiliz varlığının bu derece artması da aslında kıtanın İngiliz hakimiyetine girmesini sağlayacak etkiyi sağladı


Ilk yerleşime dönersek 1607 ilk yerleşim yeri olacak İngiliz sayısı yüzden fazlaydı. Kraliyetin bir şirkete verdiği yetkiyle yola çıkan bu ilk gelenlerin amacı kıtaya yerleşip Çiftçilik yapmak değildi. Bu insanlar maceraperesti ve altın bularak zengin olma hayaline sahipti. Bu yeni kıtanın doğal zorlukları ve Kızılderililere karşı koyacak yetenek ve güçleri yoktur. Buna rağmen Kaptan Can Simit'in gayretleriyle iki yıl süre boyunca hayatta kalmayı başardılar. Koloniye gelen her gemi az da olsa yeni göçmen getiriyordu. Lakin Kaptan Simit 1609 İngiltere'ye geri döndüğünde koloni karışıklık içine girdi


1609, 1610 kışında çoğu göçmen zorlu kış şartlarında hastalığa yenik düştü ve öldü. 300 yerleşimciden sadece 60 hayatta kaldı. Virginia kolonisinin asıl hayata tutunması ise birşekilde burada yeni bir tütün tohumunun üretilmeye başlanmasıyla oldu. Bu yeni tütün Avrupa'da çok beğenildi ve 10 yıl içinde Virginia topraklarında her yerde üretilmeye başlandı. 


Böylece Virginia kolonisi yok olmaktan kurtuldu Ama kayıp çok büyüktü. 1607,  1624 yılları arasına gelen 14.000 göçmen hastalıklar ve Kızılderili saldırılar sonucu çok fazla sayıda insan hayatını kaybetmişti


Virginia'nın tütünden elde ettiği gelir, onun şirket yönetimi altında değil de, 1624 doğrudan kraliyet tarafından koloni ilan edilmesine sebep oldu.


16 Temmuz 2023 Pazar

Panzerkampfwagen IV - PANZER 4


Alman ordusunun bel kemiğini oluşturan kara gücü tankı Panzer 4 dür. Savaşın başından sonuna kadar aktif olarak tüm cephelerde kullanıldı. Savaş boyunca 8.500 Adetten fazla üretildi. T34 ve KV-1 serisi tanklar ile başa çıkmak zorunda kaldı. Batı Cephesinde İngilizleri geri püskürttüler. Pratik tanklardı ve üretimleri daha kolaydı. Savaş süresince bu tanklar geliştirildiler ve bu süre boyunca mükemmel olarak kalmayı başardılar. Alman ordusu bu tanklardan çok memnun idi ve devamlı olarak bunların geliştirilmesini istiyordu. Başka araçlarda bu tanklar üzerinden geliştirildiler. 1960 yılına kadar başka ordularda ve başka savaşlarda görev aldılar. 

Almanların efsanevi komutanı Heinz Guderian Blitzkrieg taktiği üzerinden çalışmaya devam ederken yıldırım harbi için özel bir tank üretilmesini istiyordu. Ancak bu tanklardan ne Avrupada nede Amerikada böyle bir tank üretilmiyordu. Bu tankların yeniden tasarlanması gerekiyordu. Tüm fikirlerini mühendisler ile paylaştı. Zırhının kalınlığından ateş gücünden ve hızından  istediği bilgileri verdi. 1934 yılında bir ihale açıldı ve sonrasında Krupp firması kazandı ve Panzer 4 ün tasarım süreci başladı. Tasarımında bizzat yer aldı ve bu tank onun istediği doğrultuda şekillendi. 1935 de tank seri üretime hazır hale geldi. 1936 yılında ise Alman ordusunda hizmete girmeye başladı. Başta üretim adedi düşüktü ayda sadece 22 adet üretilmesi öngörülüyordu bu tank'a öncesinden çok önem verilmemişti. Başlangıçta bu tanktan 270 Adet üretilmiş ve yeterli olduğu öngörülmüştü. 

Guderian'nın planı şu şekilde idi. Alman Tank birliklerinin önlerine Panzer 3 tankları yerleştirilecek bu tankların görevi düşman cephesini yarmaktı. Fransızların ön birlikteki tankları aşma işi Panzer 3'e verilmişti. Bu tankların hemen arkasında Panzer 4 tankları yer alacaktı. Alman piyadesini destekleyeceklerdi. Panzer 3 ler ok başı gibi önde yolu açacaklardı. Panzer 4 lerde piyadeleri destekleyerek devam edeceklerdi. 


Panzer 4 lere zır delme kabiliyeti 75'lik toplar eklendi. Topları etkinliği azdı. Mermi çıkış hızı saniyede 450 metre idi. Başlangıçta bir sorun teşkil etmedi ve istendiği şekilde kullanıldı. Savaş ve cepheler devamlı genişlemeye başlayınca Panzer 4 ler daha öne çıkmaya başladılar. Kısa süre içerisinde Alman kara  birliklerinin temel tankı olmaya başladı. Panzer 4 ler Batı cehpesinde Fransız ve İngilizlere karşı başarılar elde etmişti. Afrikada da  İngilizlere karşı etkiydiler.  Romel'in elinde bu tanklar ölümcül canavara dönüştüler ancak Doğu cephesinde Almanlar Ruslara karşı ilerlerken Rusların ellerindeki T34 tankları hakkında bilgileri yoktu. Panzer 4 ler ilk kez KV-1 ve T34 ler karşısında etkili olmamaya başladılar. Panzer 4 ün topları T34 lere etkisi yoktu. KV-1 ler çok güçlü zır korumasına sahipken Panzer 4 lerin zır koruması o kadar düştükki  onların karşısında zafer alınması imkansızdı. KV-1 leri imha edemedikleri için onların sadece paletlerini kırıp etrafından dolaşarak devam edebiliyorlardı topları imha için yeterli değildi. 

Panzer 4 ler ciddi anlamda modifiye edilmeye başladılar. 75'li toplardan vazgeçildi daha uzun menzilli toplar ve zırh delme kabiliyetine sahip toplar ile desteklemeler yapıldı. L cinsi toplar eklenmeye başladı ve performansı daha iyi hale getirildi. Bu toplar 1000 metre mesafeden  77mm kalınlığında zırhı delebiliyorlardı.

T 34 leri imha konusunda bir sorunları kalmadı. KV-1ler ile uğraşıyorlardı ancak 1942 den sonra daha iyi bir konuma geldiler.  Sadece topda iyileştirmeler yapmadılar zırh korumasında da iyileştirmeler yaptılar. Ön tarafta 80mm ilk zırh eklenmişti. Tankın üst tarafında 1cm kalınlığında bir çelik bunuyordu. Panzer tankların ciddi düşmanı diğer tanklar değil Uçaklardır. Müttefik kuvvetler ile Almanlar karşı karşıya geldiğinde önce Müttefik kuvvetlerin uçakları bölgeye geliyordu ve tanklardan önce uçaklar saldırmaya başlıyordu.  Savaş sırasında hangi eksikliği görülmüşse hemen eksiklikler giderilmeye başlanmıştı ve Alman ordusu tarafından çok sevildi hem modifikasyon hemen yapılarak uzun süre kullanıma olanak vermişti. 

İleri dönemlerde Tank Avcıları geliştirilmesinde Panzer 4 ün altyapısı kullanıldı. 1945 de üretilen tüm fabrikalar bombalandıktan sonra bu tankın üretimide durduruldu.

Ruslar savaştan sonra elde ettikleri Panzer 4 tanklarını Suriyeye verdi ve orada kullanmaya devam etti. Arabistan savaşlarında da ayrıca kullanıldı. Savaş sırasında Almanya tankların bir kısmını ihraç ettmişti. Bu ihraç edilen ülkeler arasında Türkiyede vardı. 



1930 -1945 arasında üretilen Tank ;

Maybach 12 silindirli 295 beygir güç üreten motor vardır, 40 mm top ilk zamanlarda kullanıldı ancak çok kısa ve etkisizdi. Mermi çıkış hızı 450 metre, L40 , L48 tipi toplar eklendi. Savaş sonunda KV-1 tankları tek vuruşta imha edebilecek düzeye ulaştı. 300 Beygirlik Motor 25 Tonluk tankı saate 40 km hıza ulaşabildi. Menzili 200 KM ye ulaşabiliyordu. Zırh koruması 80 mm kalınlığında, kule üstü zırhı 10 mm kalınlığında idi. Ruslar ve Amerikalılar bu zayıflığı bildiği için Uçaklar ile üstten vurarak savaş dışına çıkarmayı hedefliyorlardı. Bu zayıflıklardan dolayı devamlı zırh eklemesi yapıldı. 26 Tona kadar son versiyon ulaşmıştı.