savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2024 Pazar

Büyük İskender - Alexander


      Tarihçiler insanlığın geçmişinde 3 büyük komutandan bahseder, Cengiz Han'ın övdüğü, Fatih Sultan Mehmet'in adını andığın , Mustafa Kemal ATATÜRK'ün hakkında kitaplar okuduğu o efsanevi komutan Büyük İSKENDER. Makedonya Kral Flip, aksi, sert, alkolik ancak başarılı bir Komutan,  Sparta hariç tüm Yunan şehir devletlerini tek çatı altında toplamayı başardı. Bir oğlu oldu İskender. O dönemlerde çocuklar küçük yaşlarda çok sert eğitimler görüyordu. Aç bırakılma, dayak bunlardan sadece bazıları idi. Flip oğlunun demir miğfer  gibi bir çocuk olarak yetişmesini istesede. İskender çelimsiz ve duygusal olarak hasat bir çocuktu. Hayatını şekillendirecek olacak da Annesiydi. Yunanlılar arasında Annesinin Aşilin soyundan geldiğine inanılıyordu. İskenderin çocukluk kahramanıda oydu. İskender her gece yatarken Aşilin destanlarını okumadan uyumadığı anlatılır. Öğretmeni ve dünya görüşünü ona verende Aristodur.  İskenderin ilk zaferi Atı Bukefalos tu. Siyah, İri ve zap edilemez bir attı. Onu kimse almak istemiyordu. Ancak İskender Atın derdini anlamıştı, kendi gölgesinden korkuyordu, İskender Atın yüzünü güneşe çevirerek korkusunu yenmeyi başardı. Bilinen Dünyanın yarısını beraber yürüyeceklerdi. Makedonya Kralı Flip bir davette oğlunun önünde Suikasta uğradı.20 yaşında İskender Makedonya Kralı olmuştu. O günkü geleneklere göre beşikteki kardeşini ve Tahtın varisi sayılabilecek herkesi öldürmekti. 

İlk askeri harekatları başkaldıran Yunan Şehir devletlerine yaptı.  45.000 kişilik ordusu ile Çanakkale boğanızı geçip Pers İmparatorluğunun topraklarına girdi. Truva şehirde Aşilin Mezarını ziyaret etti. Pers Valisinin Bölge valisinin 40.000 kişilik ordusu ile savaştı ve yendi. Bu yenilgi persleri şaşırttı. 20 yaşında bir çocuk ilk savaş galibiyetini aldı. Pers imparatoru Darius onun bir çocuk olduğunu söyleyip altından yapılmış oyuncaklar göndermişti. Darius henüz İskenderi anlayamamıştı. Çıktığı bu yolculuktaki komutları kendisinin çocukluk arkadaşlarıydı. Makedonyalı ve Yunanistanlı iyi eğitimli askerlerdi. İskender zaferler kazanarak ilerliyor, Efes, Milet,Halikarnas, Side gibi şehirleri bir bir topraklarına dahil ediyordu. Zikzaklar çizerek Gordion şehrine geldi. (Ankara) Anadolu şehirlerini ele geçirerek ilerlerken Antakya şehrine geldiğinde bir Pers ordusunun yaklaştığı haberi gelir. 

Darius Zaferini göstermek için Ailesinide yanına alıp gelmiştir. Yaklaşık 120.000 kişiden oluşan Pers Ordusuna karşı 45.000 Yunan Askeri vardır. Yunan ordusundaki en önemli birlikler Palanks denen uzun mızraklı hafif piyadelerdir. İskenderin savaş taktiği ile Pers ordusunu yenelerler.  Darius Savaş alanından kaçar. Hemde Ailesini geride bırakarak. İskender bu duruma çok kızar ona göre bir Kral hiç bir şekilde savaş alanından kaçmamalıdır. 

İskender savaşları cephe arkasından yönetmekten kaçmış hep cephe önünde savaşmıştır.

Defalarca yaralanmasına ve miğferinin balta ile parçalanmasına rağmen savaşta hep ön cephede savaşmıştır. Dariusun eşi ve Annesi İskenderin elindedir. İskender onlara eskisi gibi muamele yapılmasının istemiştir. Dariusun Annesi İskenderi o kadar çok severki bundan sonra İskenderin yemeklerinden o sorumlu olacaktır. Bu zaferden sonra Ortadoğunun kıyı şehirlerinden ilerlemeye devam eder. Bu hat üzeride bir çok savaşa katılır ve başarılar kazanır. Antik Petra şehrine girerler İskenderin bir heykeli bu şehirde bulunmaktadır. 

İskender Mısırı kolay bir şekilde ele geçirir. Mısır halkının kültürü ile Yunan kültürü birbirine çok yakınlardı Mısır halkı ile Perslere işgalci gözü ile baktıkları için İskendere kurtarıcı olarak görmektedir. Onu Mısır Firavunu ilan ettiler. İskenderiye şehir kurmuş dev bir kütüphane oluşturmuş, Dünyanın yedi harikasından biri olan İskenderiye Fenerini yaptırmıştır. 

Ordusu ile beraber Dariusun peşine düşer.  Darius yeni bir ordu kurmuştur. Pers ve Yunanlıların kayıtlarına göre bu ordu 300.000 kişilik ordundan oluşuyordu. İskenderin yaklaşık 50.000 adamı vardı. Persler hem sayıca fazla hemde arazi avantajına sahiptirler. İskender Kaldıraç şeklinde dizerek sıradışı bir taktik uyguladı. Kısa sürede Pers ordusu yenildi. Pers Kralı kaçar, Yunanlılar Babile girer. Yunanlılar böyle bir zenginlikten o kadar çok şaşırdılar kendilerini rehavete kapılacaklarından korktular. Elde ettiklerin ganimetlerin  60 milyar dolarına denk olduğu İskender çok büyük bölümdeki ganimetleri askerlerine dağıttığı bilinmektedir. 

Doğuya doğru harekete geçti HindiKuş dağlarını 2 kez geçti. Kaçan Dariusun adamları tarafından öldürüldüğü haberi gelir. Adamları İskender tarafından ödüllendirileceğini düşünürken idam edilir. Darius Krallara yakışan Pers vadisine gömdürerek ona saygısını gösterir. 

Çeteler tarafından İskenderin atı çalınır. çetelere haber gönderdi. Eğer atı getirmezseniz tüm yerleşim yerini yakarım dedi. Korkan hırsızlar atı geri getirdi. İskender hırsızlara altın verir. 

Sırada orta Asya Türk Bozkırları vardır. Yunanlıların alışmış oldukları serin iklime ziyade buraları çok soğuktur. Bu sereler İskenderin en zorlandığı seferler olarak geçmektedir. Asyada göçebeler sert direnişler gösterdiler. İskender Değişik ortamlara ordusunu iyi adapte etme becerisine sahipti. Orta Asya savaşçıların at üzerinden uzun atışlar yapabildiğini anlamıştı. Orta Asyada çok büyük zaferler kazanmış. Semerkand ve bir çok şehiri ele geçirmiştir. Bu coğrafyaya 10 kadar İskenderiye şehri kuracaktır.  

İskenderinin ordusu içerisinde Mühendisler, Sanatçılar, Aktörler, Düşünürler, Mimarlar, Köleler ve binlerce zanaatkarlar vardı.  Girdiği her şehire kendi kültür ve felsefesini götürüyordu. Feth ettiği ülkelerin ve şehirlerin liderini değiştirmeden kendi topraklarının Valisi yapıyordu. Yönetim şekillerine, dinlerine, kültürlerine asla karışmadı. 

Sırada Hindistan seferi vardı. Savaşı kısa zamanda kazanmasına rağmen atının ölmesi kendisini çok büyük etkiledi.  Atını gömdüğü yere Bukofalya diye şehir kurdu. Hindistanın içlerine yöneldiler. Hiç görmedikleri şekilde ayinler yapanlar, büyücüler, garip giyimli kabile şefleri ve bir çok yeni hayvan ile karşılaştılar. 

Hintli kabileleri , Pers Askerleri ve Yunanlılar eşit görüyor onlarda aynı hakları tanıyordu.

Onların arasında onlar gibi giyiniyor onların kültürlerindeki gibi kendisini selamlamalarına izin veriyordu. 

Askerlerin daha öteye gitmek istemediklerini fark ettiği için Afrika seferini planlamak için Babile döndü. 

Askerlerin isteği dışında hiç kimsenin isteği ile hareket etmemiştir.

Sıtma hastalığına yakalandı. 33 yaşında öldü. 13 Yılda Askerleriyle 33.000 KM  yol yürüdü. Sayısız savaş kazandı. İmparatorluğu kime bırakıyorsun dediği arkadaşlarına en güçlünüze dedi. Helenistik anlayışı oturtturmuş.  Geleceğin Avrupasını meydana geliştirmiş. Müslümanlar kendisini islam kahramanı olarak anlattıkları İslamnameyi yazdılar. Kimilerine göre Kuran-ı Kerimde zülkarneyn de o. 

Afrikanın en güneyinden Asyanın en kuzeyine kadar onun ismini duymayan kalmadı. İmkansızı başaran kahraman olarak anıldı. İskender Mısırda öldüğü için Mumyalanarak kendisine özel lahite yerleştirilmiştir.

İskender bir felsefe bıraktı en büyük olanı isteme felsefesi. Onun hayali tek çatı altında birleşmiş bir dünya hayali.


16 Temmuz 2023 Pazar

Panzerkampfwagen IV - PANZER 4


Alman ordusunun bel kemiğini oluşturan kara gücü tankı Panzer 4 dür. Savaşın başından sonuna kadar aktif olarak tüm cephelerde kullanıldı. Savaş boyunca 8.500 Adetten fazla üretildi. T34 ve KV-1 serisi tanklar ile başa çıkmak zorunda kaldı. Batı Cephesinde İngilizleri geri püskürttüler. Pratik tanklardı ve üretimleri daha kolaydı. Savaş süresince bu tanklar geliştirildiler ve bu süre boyunca mükemmel olarak kalmayı başardılar. Alman ordusu bu tanklardan çok memnun idi ve devamlı olarak bunların geliştirilmesini istiyordu. Başka araçlarda bu tanklar üzerinden geliştirildiler. 1960 yılına kadar başka ordularda ve başka savaşlarda görev aldılar. 

Almanların efsanevi komutanı Heinz Guderian Blitzkrieg taktiği üzerinden çalışmaya devam ederken yıldırım harbi için özel bir tank üretilmesini istiyordu. Ancak bu tanklardan ne Avrupada nede Amerikada böyle bir tank üretilmiyordu. Bu tankların yeniden tasarlanması gerekiyordu. Tüm fikirlerini mühendisler ile paylaştı. Zırhının kalınlığından ateş gücünden ve hızından  istediği bilgileri verdi. 1934 yılında bir ihale açıldı ve sonrasında Krupp firması kazandı ve Panzer 4 ün tasarım süreci başladı. Tasarımında bizzat yer aldı ve bu tank onun istediği doğrultuda şekillendi. 1935 de tank seri üretime hazır hale geldi. 1936 yılında ise Alman ordusunda hizmete girmeye başladı. Başta üretim adedi düşüktü ayda sadece 22 adet üretilmesi öngörülüyordu bu tank'a öncesinden çok önem verilmemişti. Başlangıçta bu tanktan 270 Adet üretilmiş ve yeterli olduğu öngörülmüştü. 

Guderian'nın planı şu şekilde idi. Alman Tank birliklerinin önlerine Panzer 3 tankları yerleştirilecek bu tankların görevi düşman cephesini yarmaktı. Fransızların ön birlikteki tankları aşma işi Panzer 3'e verilmişti. Bu tankların hemen arkasında Panzer 4 tankları yer alacaktı. Alman piyadesini destekleyeceklerdi. Panzer 3 ler ok başı gibi önde yolu açacaklardı. Panzer 4 lerde piyadeleri destekleyerek devam edeceklerdi. 


Panzer 4 lere zır delme kabiliyeti 75'lik toplar eklendi. Topları etkinliği azdı. Mermi çıkış hızı saniyede 450 metre idi. Başlangıçta bir sorun teşkil etmedi ve istendiği şekilde kullanıldı. Savaş ve cepheler devamlı genişlemeye başlayınca Panzer 4 ler daha öne çıkmaya başladılar. Kısa süre içerisinde Alman kara  birliklerinin temel tankı olmaya başladı. Panzer 4 ler Batı cehpesinde Fransız ve İngilizlere karşı başarılar elde etmişti. Afrikada da  İngilizlere karşı etkiydiler.  Romel'in elinde bu tanklar ölümcül canavara dönüştüler ancak Doğu cephesinde Almanlar Ruslara karşı ilerlerken Rusların ellerindeki T34 tankları hakkında bilgileri yoktu. Panzer 4 ler ilk kez KV-1 ve T34 ler karşısında etkili olmamaya başladılar. Panzer 4 ün topları T34 lere etkisi yoktu. KV-1 ler çok güçlü zır korumasına sahipken Panzer 4 lerin zır koruması o kadar düştükki  onların karşısında zafer alınması imkansızdı. KV-1 leri imha edemedikleri için onların sadece paletlerini kırıp etrafından dolaşarak devam edebiliyorlardı topları imha için yeterli değildi. 

Panzer 4 ler ciddi anlamda modifiye edilmeye başladılar. 75'li toplardan vazgeçildi daha uzun menzilli toplar ve zırh delme kabiliyetine sahip toplar ile desteklemeler yapıldı. L cinsi toplar eklenmeye başladı ve performansı daha iyi hale getirildi. Bu toplar 1000 metre mesafeden  77mm kalınlığında zırhı delebiliyorlardı.

T 34 leri imha konusunda bir sorunları kalmadı. KV-1ler ile uğraşıyorlardı ancak 1942 den sonra daha iyi bir konuma geldiler.  Sadece topda iyileştirmeler yapmadılar zırh korumasında da iyileştirmeler yaptılar. Ön tarafta 80mm ilk zırh eklenmişti. Tankın üst tarafında 1cm kalınlığında bir çelik bunuyordu. Panzer tankların ciddi düşmanı diğer tanklar değil Uçaklardır. Müttefik kuvvetler ile Almanlar karşı karşıya geldiğinde önce Müttefik kuvvetlerin uçakları bölgeye geliyordu ve tanklardan önce uçaklar saldırmaya başlıyordu.  Savaş sırasında hangi eksikliği görülmüşse hemen eksiklikler giderilmeye başlanmıştı ve Alman ordusu tarafından çok sevildi hem modifikasyon hemen yapılarak uzun süre kullanıma olanak vermişti. 

İleri dönemlerde Tank Avcıları geliştirilmesinde Panzer 4 ün altyapısı kullanıldı. 1945 de üretilen tüm fabrikalar bombalandıktan sonra bu tankın üretimide durduruldu.

Ruslar savaştan sonra elde ettikleri Panzer 4 tanklarını Suriyeye verdi ve orada kullanmaya devam etti. Arabistan savaşlarında da ayrıca kullanıldı. Savaş sırasında Almanya tankların bir kısmını ihraç ettmişti. Bu ihraç edilen ülkeler arasında Türkiyede vardı. 



1930 -1945 arasında üretilen Tank ;

Maybach 12 silindirli 295 beygir güç üreten motor vardır, 40 mm top ilk zamanlarda kullanıldı ancak çok kısa ve etkisizdi. Mermi çıkış hızı 450 metre, L40 , L48 tipi toplar eklendi. Savaş sonunda KV-1 tankları tek vuruşta imha edebilecek düzeye ulaştı. 300 Beygirlik Motor 25 Tonluk tankı saate 40 km hıza ulaşabildi. Menzili 200 KM ye ulaşabiliyordu. Zırh koruması 80 mm kalınlığında, kule üstü zırhı 10 mm kalınlığında idi. Ruslar ve Amerikalılar bu zayıflığı bildiği için Uçaklar ile üstten vurarak savaş dışına çıkarmayı hedefliyorlardı. Bu zayıflıklardan dolayı devamlı zırh eklemesi yapıldı. 26 Tona kadar son versiyon ulaşmıştı. 

27 Mart 2022 Pazar

ERWIN ROMMEL - AUFTRAGSTAKTİK, TRUPPENFUHRUNG, Blitzkrieg, Wüstenfuchs

    


  2 Dünya Savaşının akılda kalan komutanlarından ERWIN ROMMEL 1891 Alman İmparatorluğunun topraklarında dünyaya geldi. Orta sınıf elit tabakadaki bir aileden gelen ROMMEL çocukluk hayallerinde zeplin tutkusundan dolayı asker olmaya karar verdi. Piyade sınıfından orduya giren ROMMEL 1911 de Danzig - Kriegsschule gönderildi. Okulda orta seviyede subay başarı gösteren ROMMEL. 1912 alında teğmen olarak göreve başlamasından sonra 1. Dünya Savaşı ortaya çıktı. 124. Piyade görevi yapan ROMMEL batı cephesinde Fransızlara karşı savaştı. Madalyalar kazanarak başarı sağladı. 1915 üst teğmen olduktan sonra dağ taburuna gönderildi. Romanya Cephesinde savaşa gönderildi. Burada ilk kez farklı bir savaş stratejisi ile savaştı 1917 de Almanlar yeni bir  savaş taktiğinde hız, esnekli, yaratıcılık  farklı bir savaş taktiği ile savaşmaya başladılar. STOSSTRUPP denilen bu taktik ile düşman hatları arkasına geçilerek karşı tarafın ikmal hatlarının kesilmesi taktiği idi. Gözü pek tutkulu komutanların yapabileceği bir taktik idi. Romanya'dan sonra ITALYA cephesinde de savaştı ve başarılı oldu ve Yüzbaşılığa yükseldi.

Piyade okuluna eğitmen olarak atandı, 1932 de Binbaşılığa terfi etti. Goslardaki Avcı taburunun komutanlığına getirildi. 1935 de Yarbaylığa yükseldi ve eğitim subaylığına devam etti. 1937 Piyade Taaruzu kitabı yayınladın bu kitap asker anısı olmaktan çıktı ve askeri okullarda okutulan kitap oldu. HİTLER JUGEND örgütünde eğitmen olarak göreve devam etti ve  Albaylığa yükseldi. İlhak edilen Avusturyada askeri okullarda eğitmen olarak atandı. 1939 da Tuğgeneralliğe yükseldi. 1940 da Fransaya savaş açmadan 10 panzer tümeninden 7 nci panzer tümenin komutanlığına getirildi.  

Şimdiye kadar tabur komutanlığı deneyimi yoktu ve zırhlı birlik komutanlığı deneyimide yoktu. Bu eksiklere rağmen göreve getirildi. Düşmanın pes etmesi için üzerine gildilmesini gerektiği düşünülüyordu. 1940 Mayısda harekat başladı. 10 panzer tümeni Fransa üzerine yarma harekatı ile devam edilmesi kararı verildi. Yıldırım hareketi ile düşmanın arkasına geçip ikmal noktalarını kontrol edip düşmanı ablukaya alıp, imha edecekti. Nehiri geçmek için hemen botlara panzerleri yükleyip diğer birlikleri beklemeden hemen taarruza geçti. Fransızları hazırlıksız yakalayıp  düşürmek istemekteydi. Kolordu komutanın emirlerini dinelemiyor. Diğer panzerler ile beraber haraket etmesi gerekirken haraket etmiyor. 5 nci panzer tümenin komutanı ile geçinemiyordu. Kafasına göre haraket edip bildiğini yapıyordu. ROMMEL hızlı hareket ederek nehiri  geçip diğer tümenleri arkada bırakıp hızlıca ilerledi. Almanlar 7 inci tümenin düşman tarafından ele geçirildiğini zannedip telsiz bağlantısınıda kaybettikleri için telaşa düştüler. Tekrar bağlantı kurulduğunda ROMMEL Fransız hattını yarmış. Arrasa geçen ROMMEL ilk İngiliz çatışmasında başarı gösteren Alman hattının yarılmasını önledi. 

Müttefiklerin Dunkrikden kaçamayan birliklerini esir aldı. Taarruz esnasında ortadan kaybolarak hızlı hareket etmesi ile  ünlenen ROMMEL hayalet birlik olarak anılmayan başladı.

Fransız cephesinin 2 nci evresinde büyük başarılar elde ettik. Düşman hattını yaran ilk tümen olan 7 inci tümen batı Fransanın işgalini gerçekleştirdi. 240 KM yolu bir günde kat ederek büyük bir üne kavuştu. Panzer tümen komutanları arasında en aktif ve en atılgan olan ROMMEL. 97.000 asker esir almış, 400 Tank, 4000 Kanyon, 64 Tanksavar 277 Sahra Topu ele geçirdi.  Alman savaş taktiğinin ana felsefesi  Helmut Bernhard von Mottie tarafından söylenmiş,  düşmanın ana unsurları ile temas edildikten sonra hiçbir plan geçerliliğini koruyamaz. Almanların taktik sistemden ziyade bir komuta metodu olan AUFTRAGSTAKTİK benimsemelerine yol açmıştır. 

Bu methoda üst seviye komutanlar hedef en sade ve net şekilde belirler, Sahadaki birlik komutanlarıda mevcut yöntemle nasıl ve ne şekilde yapılacağına karar verirler. Hız,Esneklik, Lojistik,Hareket 4 maddeninden olması gerekli idi. Bu seviyede işletilmesi için Subayların  en iyi şekilde yetiştirilmesi gerekiyordu. Alman subayların Avrupdaki subaylara göre daha eğitimli, maharetli, disiplinli olmaları gerekiyordu. Alman takdiğinde önemli olan şey komuta becerisi idi.

Osmanlı Döneminin Subaylarının çoğunundan AUFTRAGSTAKTİK taktik yöntemi ile yetiştirilmişlerdir.

Savaş sonrası yayımlanan TRUPPENFUHRUNG talimnamesi ile bir ordunun muharebe gücü subay ve asker kalitesi belirlerdi. Muharebe akibetide hareket esnasında manevra, sevk ve idaredeki hızı belirlerdi. 

Savaş enasında vaziyet hızlı ve en iyi şekilde değerlendiren komutan savaşı kazanırdı. ROMMEL in bu doğal becerisi sayesinde diğer komutanlardan bir adım önde çıkıyordu. Yukarıdan dur emri gelmesine rağmen eğer bir fırsat kaçacağını görebiliyorsa emri kimden gelirse gelsin dinlemiyordu.  Savaş sırasında tank üzerinde ve ön saflarda yer alarak savaşın işleyişi hakkında daha net bilgi sahibi olmak için bağlı birlikleri ile telsiz temasında bulunur. Ast Subayların işlerini denetler askerin üzerinden gözünü ayırmazdı. 

Üst Yönetim için başarılı olması gerekiyorsa herşeyi yapabilirdi. 


ÇÖLDE ŞAVAŞ

MUSSOLİNİ  Almanlardan yardım istedi ve ROMMEL TümGeneralliğe terfi ettirilerek birlik başında ITALYA ya gönderildi. Şubat 1941 Trablusgarp gelen komutan 2 Nisan ElAgilayı aldı. İtalyanların ve Almanların daha ileri gitmemesini iletmelerine rağmen kendisi İngilizlerin zayıf olduğunu sezerek İngilizlerin üzerine gitti. Birliklerini 3 e ayrılarak saldırıya geçti.

Bingazi , Derme Mechilli ele geçirilidi. Hedefinide İngilizlerin sömürge yolu olan Süveş kanalı olarak belirledi.  Hızı kesmeden Tobruk kuşatıldı. Ancak Tobruk Almanların başının belası olmuş bir türlü düşürülememişti. ROMMEL devam edebilmesi için takviye almasın ve desteklenmesi gerekiyordu. Çünkü karargahtan çok uzağa gitmişti. Destek alamadı. İngilizler takviye yapıyor ve askeri kuvvetlerini güçlendiriyordu.  Almanya azda olsa destek verebildi ve Afrika Panzer Grubunu kurup ROMMEL i KoreGeneralliğe yükseltti. ingiliz 8. Ordu yeniden tazelenmişti.  İngilizler hazırlandıklarında taarruza geçtiler ROMMEL tutunamayacağını anlayınca adım adım geri çekilmeye başlar. Başladığı yere  geri çekilir. Hava ve Logistik desteğin önemini anlayıp yaptığı hatları ve planlarını yeniden gözden geçirdi. 

En büyük hatası askerlerinden çok büyük isteklerde bulunması ve askerlerini çok zorlamasıydı. ÇÖL TİLKİSİ olarak anılan ROMMEL 21 Ocaksa yeni takviyeleri ile toparlandı ve yeni taarruz başlattı. 4 Şubatta GAZALA ya vardı. ORGENERAL terfi ettirildi. Elindeki birlik adıda Afrika Panzer Ordusu oldu. İngilizler ağır bir yenilgi alarak Tobruku bırakıp Mısırın içerisine doğru çekildiler. ROMMEL adını tüm Dünyaya duyurdu ve Maraşellik ünvanını kazandı. 

El Alamein kadar ilerledi ancak bu ilerleme sonrasında ikmal , istihbarat ve ikmal gücü olarak zayıflamışlar bu durumda kuvvet İngilizlere geçmişti. ROMMEL in amacı düşmanı açık alana çekmek ve düşmanı parçalara bölmek ve küçük lokmalar halinde imha etmekti. 

Çöl ikliminden de dolayı 2 KASIMda geri çekilme emri verildi. Başarılarının biride Tüm ordusunu arkasında İngiliz ordusunun kovalamasına rağmen tüm orduyu Trablus geri çekebilme başarısıdır. 

Yeni yapılandırılan Afrika Ordular Grubunun başına getirildi. Almanyaya geri döndü. 


KARŞI ATAK

    Almanların Doğu Cephesinde istikrara kavuşmasından sonra kaynaklarını Afrikaya yönlendirme kararı ile 7 Aralıksa Pasifikteki Japon tehditlerine karışılık vermek için 21 Ocak 1942 de ROMMEL karşı atak vermek için geri çekilme haberi yayıldı. Ancak  bu geri çekilme haberine İngilizler ihtimal vermiyorlar Londra dan istihbarat istiyorlardı. Ingilizler  tereddüt içerisinde beklemeye başlamışken; 21 Ocak günü General Almanların en iyi bildiği taktik Blitzkrieg taktiği yani yıldırım harekatı. Durdurak bilmeyen ve hareket dayalı bir taktik olan bu taktikte; Ecdebiyye, Bingazi ele geçirilmişti. Gazzala Savunması önünde ROMMEL Afrika Cephesi denince ilk akla gelen ve etrafın kan gölüne döndüğü bu savaşta; 90.000 kişilik Mihver ordu 150.000 aşkın müttefik ordusu bulunyor. Mayıs ayı ortalarında 1 hafta gündüzleri doğu yönünde geceleri ise ters yönde hareket etmektedirler, İngiliz hava birlikleri gündüz keşif repolarında Gazala sahil şeridine büyük miktarda birlik aktarıldığını rapor etmişlerdir. Doğal olarak İngiliz kuvvetleri doğu cephesine yığınak yapılıyor raporu ile ROMMEL taktiği ile  ingilizlere Almanlara sahile yığılıyorlar buradan çıkarmak yapacaklar şeklinde öngörüde bulunmuşlardır.  Cephe gerisinde eski uçak motorlarına yüklenen kamyonlar tozu toprağa katmaktadır. İngiliz hava kuvvetleri cephe gerisinde piyade birliklerine kıyasla motorize ekiplerin takip ettikleri raporunu iletmişlerdir. Bu yanıltmacayı da İngilizler görememişlerdir. 21 Haziran 1942 de Tobruk  düşmüş ve 35.000 Biritanyalıda şehirle beraber esir düşmüştür. Adını dünyaya duyurmuş ve Maraşelliğe yükseltilmiştir. ROMMEL Alman ordusunun propoganda aracı olmuş Alman haklının en sevdiği düşmanlarınında en korktuğu komutan haline gelmiştir. Askerleri arasında bir idol haline gelen ROMMEL yaşayan bir Alman efsanesi olmuştur. Çöldeki bu savaş sonrasında ona bir lakap bulmuşlardır. Çöl farelerini avlayan Çöl tilkisi yani Wüstenfuchs.. Bu denli büyük çaplı ve eşit sayılardaki savaşlar arasındaki başarıyı küçük detaylar belirler bazen motivasyon bazen kumandanların zekasıdır.  

    ROMMEL in bu savaşlardaki başarısının kişisel zekasının yanıdan birde istibahrat işi vardır. İtalyanların Müttefiklerin Afrika kuvvetlerin Amerika ile yazışmaları sırasında konsolosluktaki haberleşme kodunun kırmışlardır. ROMMEL karşı tarafın ne zaman hangi pozisyonu alacağını önceden haber aldığı için birliklerinde ona göre karşı atak ile cevap vermekteydi. Yıldırım saldırısı ile ilerleyen ROMMEL in ekibi , Haziran sonuna kadar El Alamein kadar ilerlemişti. Buranın ardı artık Süveyş kanalı idi. İngilizler için buranın düşmesi savaşın kaybedildiği anlamına geliyordu ve var güçleri ile burayı savunmaları gerekiyordu. Almanların İngiliz  kodlarına sızdığının anlayan Amerikalılar kodlarını değiştirdi. ROMMEL kendisinden 2 kat büyük olan düşmana karşı artık bundan sonra körlemesine savaşmak zorunda kalacaktı. Akaryakıt ve hava saldırıları, yeterli tank kalmaması, askerlerin uzun süre savaşması yüzünden yorgun düşmeleri neticesinde   ROMMEL daha fazla dayanamadı ve çekilme kararı vermek üzereydi.  ROMMEL; ölenler şanslı onlar için herşey bitti. Kalanlar bir şekilde savaşmak zorundaydı. Almanların akaryakıt taşıyan gemilerinin batırıldığını öğrenen ROMMEL karısına yazdığı mektupda düşmanın çokluğu bizi ezdi diyordu. Siper savaşına girdiğinde asker  sayısı İngilizlerde daha çok olduğu için savaşı daha çok askere sahip taraf kazanacağını bildiği için ROMMEL çekilmeye karar verdi. ROMMEL hitlere mektup yazarak artık kazanma şansı yok geri çekilmek için izin istedi. Hitler ise ya ÖL yada ZAFER kazan dedi. ROMMEL emri dinlemedi ve geri çekilme emri verdi, bundan sonra bir başka savaş olacaktı "hayatta kalma savaşı" aştığı çölü tüm askerlerinin hayatlarını kurtarmak için nizami bir şekilde geri çekmeye başladı.  1943 ylında ROMMEL askerlerini  Tunusa ulaştırmayı başardı. Bazı tarihçilere göre Alman Kolordusunun hayatını kurtarmak için binlerce kilometrelik çölü koşarca aşması ROMMEL in en büyük başarısıydı. 

ROMMEL askelerinin Almanyaya göndermek istesede Hitler buna karşı çıkmış sadece kendisinin gelmesini emretmişti. Afrika Cephesinde 130.000 civarı asker esir düştü.


B Ordular Gurubu Komutanı Fransanın batısındaki kısmı savunması için gönderildi. Müttefiklerin olası çıkarma için tedbir alan ROMMEL 2600 KM Atlantik kıyısı boyunca askerleri denetlendi.


Normandiya çıkarmasın sonrasında hasta yatağındayken Hitlere suikast girişiminde olan takım içerisinde adının çıkması sonrasında Hitlerin kendisini öldürmesini emretmesi sonucunda Hitlerin Ailesine bir kötülük yapacağını düşünerek Ailesini korumak için intihar etti. Generalin Suikast  takımında olup olmadığı hala tarihçiler tarafından da tartışmalı bir konudur.