abd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2024 Pazar

MİDWAY SAVAŞI


1931 yılının Eylül ayında Japonya Çin'in özerk bölgesi Mancuri'ye saldırmasıyla Asya'daki gerilim yükselmeye başlamıştı. Birinci Dünya Savaşı'nda galip devletler arasında yer alan Japonya istediğini alamamış ve tam bir üvey evlat muamelesi görmüştü


Bunun sonucunda Japonlar, Asya, Asyalılarındır teziyle topraklarını genişletmeye çalışıyordu. 


Birçoğumuzun bildiği üzere Amerika Birleşik Devletleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki büyük güçlerin arasında savaşa dahil olan en son ülkeydi



Birinci Dünya Savaşı sonunda Amerikan halkı bu savaşa niye katıldıklarını anlamamış ve İkinci Dünya Savaşı patlak verdikten sonra birçok Amerikan vatandaşı bu savaşa dahil olunmaması gerektiğini savunmaktaydı. Genel olarak birçok kişi Amerika Birleşik Devlet zaten bu savaşa dahil olacağını savunmaktadır. Fakat Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri harcamalarına baktığınızda bu tam tersini söylemektedir. Birinci Dünya Savaşı bittikten sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin ikinci Dünya Savaşı'na dahil olduğu Pearl Harbor saldırısına kadarki askeri harcamalarına baktığınızda düz bir çizgi görmekteyiz. Savaşa hazırlanan bir ülkenin askeri yatırımlarını arttırması gerektiğini hepimiz biliyoruz



bu konuya en güzel örneklerden biri de Amerika Birleşik Devletleri gelişmiş motor teknolojisine sahipti. Ve uçaklar üretiyordu. Fakat Amerika Birleşik Devletleri'nin İkinci Dünya Savaşı başlamasına rağmen orduda resmi olarak hava kuvvetleri birimi yoktu


saldırıdan sonra resmi olarak Amerikan Hava Kuvvetleri kurulmuştu. Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Yamamoto da bu Gelişmeleri en yakından takip edenlerden biriydi. Yamamoto Amerika Birleşik Devletleri'nde askeri eğitim almıştı ve Amerika Birleşik Devletleri ordusunun gücünü çok çok iyi biliyordu. Pasifik'te Japonlar birçok bölgeyi işgal etmişti ama Amerika Birleşik Devletleri yatırımlarını arttırarak askeri yönden güçlenmeye başlamıştı. Yamamoto Pasifik'teki en önemli düşmanlarının daha güçlü hale gelmeden benzeri bir darbenin Amerikalılara vurulması gerektiğini ısrarla savunmuştu



Bu üst bölgelerinin en önemlisi ise standart ölçekli bir haritada göremediğiniz kadar küçük bir ada olan Midway adasıydı. 66 kilometre karelik bir alana sahip ada pasifik cephesinin tam ortasındaydı. Bu ada ele geçirildiğinde Amerika Birleşik Devletleri'nin Hawaii'den başka bir üssü kalmayacaktı


Japonlar sonrasında Pearl Harbor bulunduğu Hawaii'yi de ele geçirecek ve Amerika Birleşik Devletleri ana karasına rahatça ulaşacaklardı. Böylece Amerika Birleşik Devletleri daha da güçlenmeden teslim olmak zorunda kalacaktı. Bu planların hayata geçebilmesi için yaşanacak en önemli adım ise Midway muharebesiydi. Bu ön bilgilerden sonra Midway Muharebesi'ni detaylandırmaya başlayalım. Yamamoto Pearl Harborda olduğu gibi yine sürpriz bir saldırı stratejisi geliştirmişti



Ayrıca bu saldırı bir şaşırtmaca da içeriyordu. Yamamoto pasifiğin kuzeyinde bulunan Alaska yakınlarındaki adalarına küçük bir kuvvet yollayacaktı ve bu bilgiye Amerikan Deniz Kuvvetleri'ne sızdırılacaktı. Etrafındaki ve Midway yakın konumdaki Amerikan kuvvetleri bu bölgeye yönelerek Midway savunmasız kalacaktı. Yamamotonun asıl saldırı planı ise üç aşamalıydı. Ilk aşamada Japon uçak gemileri midyway vuracak ve ada savunmasız hale gelecekti. 


Bu saldırı grubu Koramiral Nagoma tarafından yönetilecekti ve filosunda 4 adet birinci sınıf uçak gemisi bulunuyordu. Bu uçak gemileri, Akagi, Kaga, Hiryu ve soruydu. Ikinci aşamada savunması düştükten sonra koramiral nobutakya Kondo'nun komuta ettiği işgal grubu, gemiler ile 5.000 askeri Midwaye çıkaracaktı. Ve bu kuvvet bombardımandan kalan Amerikan güçlerini yenerek adanın kontrolünü ele alacaktı. Üçüncü aşama ise Midway Adası'na Pearl Harbor'dan gelecek takviye kuvvetlerinin durdurulması üzerineydi



Alaska'daki zayıf saldırı gücü görülünce asıl hedefi Midway olduğu hemen anlaşılacaktı. Yamamoto, Nagumo ve Kondo'nun kuvvetleri birleşerek Pearl Harbor'dan gelecek takviyeleri durduracaklardı. Böylece Japonlar tam ortasında bulunan aynı zamanda Amerikan donanmasına da çok önemli bir darbe vurulacaktı. Ama Yamamoto'nun hazırladığı bu sürpriz saldırıda işler beklendiği gibi gitmedi


Amerika Birleşik Devletleri istihbarat servisi Japonların radyo mesajlarında kullandığı şifreleri kırmışlardı. Pearl üssünde bulunan ve gizli şekilde çalışmalarına devam eden Joseph Freshford komutasındaki istihbarat birimi Japon donanmasının bütün mesajlarını çözmekteydi

ve yamamatonun sürpriz saldırı planını adım adım biliyorlardı. Amerika Birleşik Devletleri Pasifik filosunun komutanı Amiral Chester Nimit hemen karşı bir plan geliştirmeye başladı



Japon uçak gemilerine karşı hava gücüne oldukça güvenmekteydi. Iki gruba ayrılan Amerikan uçak gemileri Japonlara karşı koyacaktı. Birinci grubun muharebe sırasında taktik kararlardan da sorumlu olan Amiral Jack Plaction Uissice Town uçak gemisinden yönetiyordu


Grubu ise Amiral Supraus komuta ediyordu ve bu grupta jet uçak gemileri vardı. A Ama tabii ki bu gemilere refakat eden birçok irili ufaklı savaş gemisi de vardı. 


Yamamoto Amerikan donanmasını tuzağa düşürdüğünü sanıyordu. Fakat asıl tuzağa düşecek olan Japon donanmasıydı. 3 Haziran 1942 günü Yamamoto planın ilk aşamasını devreye sokmuştu ve adalarına saldırı başlamıştı



Fakat planı bilen limit adalarına küçük çaplı savunma birlikleri yolladı. Midway Adası'na asıl saldırıyı yapacak kuvvetler de yola koyulmuştu ve telsiz haberleşmesi kesinlikle yapılmayacak


fakat uçak gemileri Midwaye doğru ilerlerken Yamamoto Midyat Adası yakınlarında Amerikan uçak gemilerinin olduğu istihbaratını almıştı. Yamamotonun burada iki seçeneği vardı. Telsiz sessizliğini bozup bu durumu Nagamo'ya bildirebilirdi. Fakat bu durum sonrası saldırı sürpriz olmaktan çıkacaktı


YadaNaguma komutasındaki Japon filosu zaten Amerikalılar ile karşılaşacağı için onları da alt edip midywaye saldıracaktı. YaMamoto üst sınıf 4 uçak gemisine ve deniz filosuna çok güvendiğinden telsiz sessizliğini tercih etti ama Amerikalıların zaten plandan haberdar olduğunu bilmiyordu tabii ki. Bu arada Nidway Adası'nda da Amerikan Hava Kuvvetleri hazırlıklarına başlamıştı. Amerikalıların tek bilmediği konu Naguma ile Kondo'nun konumuydu. Bunu da öğrendiklerinde artık tamame Olarak üstün alacaklardı. Midway'den havalanan teğmen Jack Rey komutasındaki keşif uçağı düşman kuvvetlerini aramaya başlamıştı. 3 Haziran 1942 günü yoğun sisli bir gündü ve saat 09:25 Teğmen Reis Japon gemilerini görmeye başlamıştı. Fakat teğmen reyting gördüğü filo ana saldırıyı yapacak. Nagumo'nun filosu değil karaya destek kuvvetleri olarak çıkacak Kondo'nun kuvvetleriydi. Reis bilgiye geçti ve Midway 9 adet B 17 bombardıman uçağı havalandı. Fakat yapılan saldırıda hiçbir gemi vurulamamıştı. Bu Midway Muharebesi'nin ilk çatışmalarıydı. Kondo bu saldırıyı atlatmıştı ve 3 Haziran'da başka bir saldırı olmayınca Naguma'ya bu saldırıyı telsiz Sessizliğini bozmamak için bildirmemişti. B 17 midywaye geri döndüklerinde saldırdıkları filonun asıl kuvvet olmadığını belirtmişlerdi. Planı bilen Amerikalılar 4 Haziran sabahı erken saatlerde 15 adet B 17 tahminsel olarak hesapladıkları rotaya göndermişlerdi. Aynı gün ise Nagu Moda uçaklarını adaya saldırmak için gemilerden kaldırıyordu. Sabah altıya doğru Midway semalarında Japon uçakları görülürken Saat 06:16  civarındaysa Amerikan uçakları Japon uçaklarıyla mücadeleye başlamıştı. Japon pilotlar adada bulunan uçak hangarlarını, uçak pistlerini, hastaneyi ve elektrik santralini bombalamaya başlamış


27 dakika süren müthiş bir bombalamadan sonra Naguma kuvvetlerine saldırısı sona ermişti. Ama bu saldırıya zaten hazır olan Amerikalılar çok büyük kayıplar vermemişlerdi. Saat 07:05  bir Japon pilot belki Japonlara bu muharebeyi kaybettir bir hata yaparak, telsiz sessizliğini bozmuş, midwaye düşmek üzere olduğunu ve hemen yeni bir saldırı yapılması gerektiğini, Akagi Gemisi'ndeki NaguMo'ya bildirmişti. Nagumo'nun burada bir karar vermesi gerekiyordu ve bu muharebenin en önemli kararlarından biri olacaktı


Telsiz sessizliği bozulduğu için gelecek takviyeye yönelecekti ya da Midway  adasına saldırıya devam edecekti. 


Telsizi kullandığınızda bildiğiniz üzere radyo dalgaları yaymaktadır. Yayılan radyo dalgalarıyla yeriniz tam olarak belirlenmese de radyo dalgalarının geldiği istikamet rahatça tespit edilmekte


Bu da özellikle denizde yavaş şekilde ilerleyen ağır tonajlı gemilerin yer tespitini kolaylaştırmaktadır. Peki Nagumo'nun kararı ne olacaktı? Işte burada sabah erken saatlerde Midway'den kalkan B 17'ler devreye girecekti ve Sessizliğinin bozulması sonucu izledikleri rotada Naga'nın filosunu bulmuşlardı. Japon pilotun bu hatası bütün planı tamamen bozan bir olaydı. Ve Nagamu ne yapacağını düşünürken Amerikan denizaltısı filonun hemen arkasında belirmişti


Ama Nagamo yine de bir karar vermek zorundaydı. Ve kararı Midwaye ikinci saldırıyı yapmak oldu. Nagumo bu kararı verdikten 13 dakika sonra ise bir Japon keşif uçağı Midwaye'ye yakın bir bölgede 10 adet Amerikan gemisini görür ve hemen Naguna'nın bulunduğu Akay Gemisi'ne haber verir. Nagumo çok şaşırmıştı. Çünkü Amerikan gemilerinin bu kadar kısa sürede Pearl Harbor'den desteğe gelmesinin imkanı yoktu. Nagomu hemen torpido taşıyabilen uç yüklenmesi emrini verdi ve destek kuvvetlerine saldıracaktı. Fakat Nagumo'nun filosundaki birçok uçak daha geri dönmemişti. Fakat Nagumo'nun bilmediği bir konu daha vardı. Amerikan Destek Kuvvetlerinin daha gerisinde Uçak gemileri de hazır bulunmaktaydı. Pamiral Suplomans komutasındaki Anter Price ve üyesiz Hornet'ten 116 uçak kaldırılıyordu ve bu uçaklar Nagamo'nun filosuna saldıracaktı. Nagumo saat 08:20, bölgede bir Amerikan uçak gemisi olduğu almıştı. Aldığı istihbarat komutasındaki üzerineydi. Ama ve USis Hornet gemilerinden haberi yoktu. Yamamoto'da tüm bu olup biteni takip etmekteydi.


Müdahale etmek yerine kararı gelişmelerin içinde olan NaguMo'ya bırakmıştı. Saat 09:17'de  Nakomo'nun uçakları nihayet gemilere döner ve Nagumo Yok'a saldırma kararı alır. Fakat bir anda havada 15 adet Amerikan bombardıman uçağı belirir


Japonlar bu 15  uçağın tamamını düşürürler. Arkasından 26 adet bombardıman uçağı daha Nagunon'un filosuna saldırır ama sadece 6 geri dönebilir. Nagu mu? Artık çok üstün olduklarından emindir.


Ancak Amerikalıların da tam istediği Nagamo'nun böyle düşünmesidir. Çünkü bu öncü saldırılar da bir şaşırtmacadır. Bu rahatlıkla Nagamo'nun filosundaki uçaklar ikmal yapmaya başlarlar. Saat 10:22'de ise Amerikalılar bir sürpriz yaparak 26 uçakla Kaga, uçak gemisine saldırmaya başlar. Bu 26  uçak aslında Midway  Adası'nın etrafında Japonları aramış herhangi bir gemi bulamamışlardı. Yakıtları azalınca Enter Price'a dönecekken Kuzeybatı'ya yönelmeleri konusunda emir alırlar ve Kaga uçak gemisiyle karşılaşırlar. Gemiye atılan 9 bombadan 1 yakıt deposuna isabet eder ve kaga uçak gemisi batmaya başlar. Bu saldırıdan henüz 5 dakika geçmişken Penter Price'tan havalanan uçakla

sorgum uçak gemisini bulurlar ve yapılan saldırıda mühimmat deposu vurulur. Böylelikle sorgu uçak gemisi de savaş dışı kalır. Ardından Amerikan uçakları AkaGe uçak gemisine saldırmaya başla. Birçok Japon uçağı akıginin güvertesindeyken bu saldırıya yakalanmıştı


Akaki'de ağır hasar aldıktan sonra Nagumo gemiyi terk ederek Nagara hafif krovazörüne geçer. Sadece uçak gemisi aktif olarak devam etmektedir ve Nagumo bu gemiden 24 adet uçağın havalanıp önlerindeki Amerikan uçak gemisine saldırmaları emrini verir. Fakat bu 24  uçak yoldayken Amerikan avcı uçaklarıyla karşılaşırlar.Bu saldırıdan sonra yoktan batmaya başlar ve gemi tamamen terk edilir. Saat 15:20 civarında Amerikalılar artık Japonların bir tane uçak gemisinin olduğunu bildiklerinden Enter pris ve USS Hornet'teki bütün uçakları Hiryöy'ü batırmaları için yollarlar


Saat 15:40 civarında ile temas sağlanır ve yaklaşık 01:21 süren çatışmalar sonucu Hiryut'a batmaya başlar. Artık Japonların yapacakları çok bir şey de kalmamıştır. Iki gün boyunca küçük çatışmalar yaşanmaya devam eder


bu muharebede iki taraf da çok büyük kayıplar vermiştir ama Japonlar yerine koyamayacakları 4 adet A sınıfı uçak gemisini kaybetmiştir. Japonlar toplamda 2.500 asker,292 uçak, 1 büyük savaş gemisi ve 4 uçak gemisini kaybetmiştir. Amerikalılar ise 1 uçak gemisi, 1 savaş gemisi, 145 ş uçak ve 307 askerini kaybetmişti. Bu yenilgi sonrası Japonlar Pasifik Bütün etkinliğini yitirmeye başlamış ve saldırı pozisyonundan artık savunmaya geçmeye başlamışlardı Ordu ve halk savaşı kazanacaklarını tekrar düşünmeye başlamışlardı


Avrupa cephesinde Alman ilerlemesinin durduğu Stalingrad bir dönüm noktasıyken aynı şekilde pasifik cephesinin dönüm noktası ise Midway Muharebesi'ydi.

8 Eylül 2024 Pazar

Amerika’nın Hızlı Gelişimi


Kuzey-güney savaşını, kuzey kazanmış ve köleleri özgürlüğü verilmişti ama güneyde hala bu insanlar eşit insan muamelesi görmüyorlardı. Savaş sonrasında Amerika büyük bir gelişim içine girdi. Bunu da savaş zamanındaki ihtiyaçların karşılanması için yapılan hamlelerin de etkisi var

Zira savaş döneminde tüm ülke seferberlik içinde çalışınca sanayinin de gelişmesini, çarkların daha hızlı döndüğü bir dönem yaşanmıştır. Işte bu savaştan sonra demir yolları daha da yaygınlaştı, daha fazla ve büyük fabrikalar hizmete girdi


Şehirler gelişti, dünyanın her yerinden milyonlarca insan ülkeye devam ediyor bu arada göçmenler geliyor. 

Alexander Graham Bell telefonu, Thomas Edison ampulü üretiyor. 1860 kadar 36.000 yeni patent yayınlanırken 1860- 1890

Yani 30 yılda 440.000 patent yayınlanıyor. Yani şimdiye kadar otuz altı bin olmuş. Ondan sonraki 30 yılda 440.000 patent. Yani tam manasıyla hayatı kolaylaştıracak birçok icatlar devreye giriyor Amerika'da Sanayinin bu gelişiminden sonra küçük şirketlerin bir araya gelerek büyük ortaklıklar kurduğu bir döneme giriliyor. Amaç rekabet olmadan piyasayı kontrol etmek. Öyle ki 5.000 işletme 300 büyük şirket çatısı altında birleşiyor. Ve her biri işte sattığı şeker satan şeker trolü oluyor. Ve o noktada tekelleşmeye çalışıyor. Fiyatları kontrol altına aldığı bir döneme girmeye çalışıyor. Federal hükümet bu tekellerin gücünü kırmak için 1890 yasa çıkartsa da tam denetim yapılamadığından işe yaramıyor. 



Ülke toprakları inanılmaz büyümüş, ekilen araziler kat ve kart atmış, ıslah edilmiş tohumlarla üretim gelişmiş durumda. Çiftçilerin üretimi sadece iç piyasayı değil, dışarıya da ürün satılıyor. 


ülkenin batısında hayvancılık da gelişiyor. Atlı sığır çobanları kovboyları olarak Amerika'nın simgesi oluyorlar. Vahşi Batı'nın bu kovboyları 30 yıl boyunca Amerika'nın en önemli temsilcileri oluyor


aletleri de kendi bölgelerinde sanayinin gelişmesi için büyük uğraş verseler de tarıma dayalı ekonomi devam ediyor. 


Ülkenin batısına doğru göç özellikle de altın ve Bulunan madenlere göre daha fazla devam ediyor.


Birçok Amerikalı da bu bölge için para ödenmesini gereksiz görse de bölgenin ilerleyen yıllarda altın altın çıkması bölgede bunun doğru bir hamle olduğu noktasında halktaki fikir pekiştiriyor.



Hawai burada yıllardır ticaret yapılan bir ilişki var. Buradaki insanlarla Amerikalı tüccarlar arasında bir ticari ilişki var. Burası da Amerika'ya katılmak isteyince Amerika'nın topraklarına dahil oluyor. Burada meşhur Pearl Harbor Donanma Üssü kuruluyor


Işte Amerika Birleşik Devletleri iki okyanusta da var. Hem Atlantik'te hem Pasifikte'te ama işte bunların birbirlerine geçişi problem. Yani Atlantik'ten pasifiğe, Pasifik'ten Atlantik'e geçiş sıkıntı. bunun için Panama Kanalı Projesi ortaya çıkıyor. Fransızlar bu projeye başlamışlar



Ama parasızlıktan dolayı sonunu getiremiyorlar. Daha sonra Amerika dahil oluyor. Tabii burası Panama toprakları, Kolombiya toprakları.  Panama halkı Amerikan askerlerinin de desteğiyle isyan ediyor Ve Kolombiya'dan ayrılıyor. Böylece Panama kanalı yapılıp hizmete açılıyor. 



iki okyanus arasında gemilerin gidip gelebileceği bağlantıyı sağlamış oluyorlar


1900 gelinliğinde ilericilik bir reform hareketi başlıyor. Bu harekete katılan Amerikan halkı daha fazla özgürlük, sosyal adalet, dürüst bir devlet ve zenginliğin etkisinden sıyrılmış siyasiler istiyor. halkın baskısı Amerikan Başkanlarının yıllar içinde daha fazla reform yapmalarını sağlıyor


Faizi ve para politikasını kontrolü için Federal Merkez Bankası bu dönemde kuruluyor. Işçilerin haklarını korumak için yasallar çıkarılıyor. halkı zorlayan vergilerde düzenlemeye gidiliyor


Çiftçilere uygun kredi destekleri verilmeye başlanır. ülkeye 1890 birinci dünya savaşının sonuna kadar yaklaşık 20 milyon yeni göçmen gelmiş durumda. ülke 300 yıl boyunca gelen göçmenlere hiçbir kısıtlama getirmemiş


1920'den itibaren göçmenlik işlemlerinde kotalar konulmaya başladı. Gerek kültürümüzü kaybetmeyelim. Gerek bazı meslek dallarında çok fazla yığılma var. Bunu meslek sınırlandırması dahilinde yapalım mantığı ortaya çıkıyor


1920'den sonra artık her gelenin göçmen olamayacağı bir sisteme giriyorlar.


4 Ağustos 2024 Pazar

AMERİKA - Büyük Uyanış -



1812 - 1815 arasında Amerikalıların İngilizlerle savaşından bahsetmiştik, bu savaş tam manasıyla kazananı olmayan bir savaştı ama Kanada'yla Amerika arasındaki sınırın ta biraz belirlenmesi hususunda faydası oldu, çok fazla bir kazanım olmadı. 


18 inci yüzyılda birinci uyanış olarak adlandırılan bir dönem yaşamışlar. Ve vaizler bu dönemde  açık havada halka seslenmişlerdi. Böyle bir dönem yaşamışlardı. Bu vaizlerin kiliseleri yoktu. Hitap güçleri,  güçlü olan insanlardı.  Batıda yeni yerleşim yerleri açılıyor, kasabalar açılıyor, köyler açılıyor. kiliseler tam manasıyla yaygın değil. at arabalarına atlayıp bu bölgelere gidiyorlardı. Insanlar da şöyle bir vaiz gelmiş, hatip gelmiş diye, din adamı gelmişti, toplanıyorlardı



açık havada bu şekliyle binlerce insanın katıldığı toplantılar yapılıyordu. O kadar çok fazla bu gelişmişti ki işte bu Amerika'da birinci uyanış, dini uyanış olarak adlandırılmıştır


Yani dine doğru bir yöneliş olarak adlandıralım. Işte buna benzer şekilde 19 ncu yüzyılda da yani 1800 yılların içinde de özellikle Amerika'nın yerleşime yeni açıldığı batı bölgelerinde toprak ciddi manada büyümüştür



Ikinci bir dini uyanış dönemi tekrar başladı. Bu dini gruplar içki içilmesine karşı çıkıyordu. Köleliğin kalkmasını istiyorlardı. Daha fazla insan hakları istiyorlardı. Eşit hakları istiyorlardı.


Suçluların hapishanelerde ıslah edilmesini istiyorlardı. Işte bu dini önderler üniversite kurmaya başladılar. Dini önderler, üniversitelerde hoca oldular, rektör oldular. Yeni metodist ve cemaatler, mormonlar gibi farklı gruplar bu dönemde ortaya çıkar


Türkiye'de bulunanlar için metodist, bu ifadeler farklı gelebilir. Ama Amerika için de bir yola çıkıp kiliselerin önünden geçtiğiniz zaman kilisesi hormonlar yazıyor. Farklı farklı, onlarca kilise ismi var. Işte bunların temeli bu 19 ucu yüzyılda atılmaya başlandı. Yani daha öncesinde 18 inci yüzyılda atılan cemaatler, gruplar da vardı. Şimdi ikinci bir uyanışla yeni yeni farklı gruplar ortaya çıktı. 


Işte Batı'nın yeni yerleşime gelen vaizler buralarda birkaç günlük kamplar yapıyorlardı. Bu kamplara binlerce insan katılıp ibadet ediyor, beraber yiyor, dans ediyor, eğleniyor



Dini manada sohbetler ediyorlar. Yani insanların bir araya geldikleri kamp, dini kamplar dönemi yaşandı. Bu kampları basit olarak algılamayın. 25.000 kişiye kadar insanların katılıp günlük çalışma hayatından tamamen sıyrılıp Yaratıcıya yakın olacakları bir zaman dilimine sahip olmaya çalışıyorlardı. bu rahiplerin öncülüğünde. Çoğunun bir kilisesi yoktu ama bu kamplardan sonra bu batı bölgelerde hızla kiliseler açılmaya başlandı

 

Yani etkilenen insanlar bu vaizlerin, bu rahiplerin öncülüğünde kasabalarına, köylerine kiliseler açmaya başladılar. bu vaizler de kurdukları sistem sayesinde o kiliselere rahipleri atamaya başladılar. Metodistler sınır bölgelerinde ise tarım arazilerine sahip güney eyaletlerde muazzam gelişme gösterip kiliselerini açtılar. 



bu birinci uyanış döneminde ve bağımsız kiliseler diye adlandırılan yeni yeni dini gruplar ortaya çıkmıştı. Bu ikinci dönemde işte etkin olduğu ve açılan kiliselerin birinci dönemde açılanların sayısına eriştiği bir dönem oldu


bundan dolayı Amerika dinsel açıdan çoğunlukla prostat protestan olmakla birlikte protestanlık içinde onlarca farklı dini grup gelişti ve dini manada büyük bir çeşitlilik oldu



Amerikalıların 1812, 1815 döneminde İngilizlerle savaşmış olması ve ekonomik olarak eyaletlerin büyük sıkıntı çekmesi, onları ekonomik olarak dahi daha fazla önlemler almaya itti.  yanlış bir kararla Yurt dışı ticaret tamamen yasaklanmıştı. Ve bir anda ihracat beşten bire düşmüştür. Yani ekonomik manada güçlü olmaları gerektiğini anladılar Amerikalılar. Diğer türlü ayakta kalamaz kalamayacaklarını gördüler. 


Amerikalılar gelişmiş bir endüstri endüstriye sahip olmanın Hayati öneme sahip olduğunu fark etti. Britanya ve Avrupa'dan gelen her bir ürün eyaletlerdeki üreticileri sıkıntıya düşürüyordu.  buğday var ama siz onu İngiltere'den alırsanız, buradaki çiftçi sıkıntıya düşer. Buna benzer. Neticede 1816 gümrük tarifleri kanunu ile yerli sanayicinin desteklendiği bir döneme girildi. Yani yurt dışından ürün gelmesini yasaklıyorlar. 



Yani yurt dışından getiriyorsanız vergi koyuyor. Yurt içindeki fiyata çekmiş oluyor. Batı'ya giden her bir yeni göçmen de ürünlerinin doğuya yani limanlara gitmesi için yol ve kanallar yapılmasını istiyorduk. Batı'ya gidiyorsunuz. Yeni yerler ormanlık arazileri tarıma açıyorsunuz oralarda çiftçilik yapıyorsunuz. Ürün yetiştiriyorsunuz. Artık gidip yerleşmişsiniz. Yolların yapılması olur. Kanalların yapılması olur. Ki bu ürünlerinizi gidip Şehre satabilirsiniz. Şehirdekiler de alıp bunu fazlaysa diğer ülkelere satabilsinler. Artık dert, sıkıntı bu olmaya başladı. Ülkeye yeni gelen ve sınır boylarına yerleşen her bir bireyde daha fazla hükümet desteği istiyordu. Neticede herkes güçlü eyaletler istemekle birlikte merkezi bir hükümetin de işleri kolaylaştırılması gerektiğine inanıyordu. eyaletlerin güçlü olmasını isteyen bir insan kitlesi var ama öyle bir arada kalıyorlar ki eyaletin gücü yetmiyor. Kendi eyaletinin gücünün yetmediğini görüyor



Federal manada bir araya gelip bunu başarmak içgüdüsüne de sahip oluyorlar.  bu birleşme noktaları.  bu durumda merkezi hükümetin gelişimini sağladı. Merkezi hükümet taraftarı olan  Marshall'ın 1801 -1835 yılları arasında Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin başkanlığını yapması yargının gelişimini ve merkezi hükümetin de desteklenmesini sağlamıştır. Karara bağlanan her bir maddeyle Amerika'nın varlığı tescilleniyordu. Yani Yüksek Mahkeme Türkiye'deki tabiriyle anayasa mahkemesi.


bunlar var olan anayasaya göre kanunların uygunluklarını denetliyorlar. Ya da kendisine başvuran olduğu zaman itirazları değerlendiriyorlar. Ve son merci yani onların vermiş olduğu kararla Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararla Artık o madde geçerliliğini sağlıyor ya da haksızlığa uğrayan birisi varsa o madde iptal ediliyor. Anayasanın şuna göre uygun değildir diye. Amerika'nın Amerika olmasında bu yüksek mahkemenin ve özellikle bu başkanın, Marshall'ın önemli bir katkısı var



Amerikan halkının önünde duran bir diğer problem de kölelik. Bu artık ulusal manada bir soruna dönüşüyor. Kuzey eyaletleri köleliği ya hemen ya da kademeli olarak kaldırmış ve güneyinde bu akımın önünde duramayarak onlara özgürlüğünü vereceğine inanmıştık


kuzey eyaletlerin kölelere ihtiyacı yok. Kendi nüfusu var. Fabrikalarda çalıştıracak insanı var. Daha okumuş, daha gelişmiş toplum var. Ama güneyde halk köleye mahkumu gibi görüyor kendisini kölelere. Devasa araziler var. Tek bir kişi gelmiş zengin devasa araziyi almış. diyor işçi getireyim. parasını paylaşmak istemiyor. Köleliği getiriyor. Ve daha fazla bu kölelerin üzerinden gelişiyor. Şimdi kuzeyde bu akım güçlendikçe Kuzeyliler diyor ki güneylerde bunun önünde duramazlar. Eninde sonunda bu köleler özgürlüğüne kavuşacak. Aslında bu döneme baktığımız zaman Güneyli halk da köleliğin kendi arasında Kısa süre içinde kalkacağını düşünüyor. Batı'da yeni yerlerin tarıma açılması pamuk, tütün ve şeker kamışı üretiminin ve dokuma endüstrisinin gelişimi bu köleleri bir anda vazgeçilmez kılıyor ve güneyli beyazlar onlarsız toprağı işleyemeyeceklerine kesin bir dille inanıyorlar. Şimdi Batı'ya gelişim var. Kuzeyden dolayı batıya gelişi var ve de güney kolonilerinden batıya doğru gelişim var. Yeni açılan her bir arazi Yeni işçi çalışması demek



Güney Kolo'nun kolonileri diyor ki, eyaletleri diyor ki köleler olmadan kesinlikle ben bu arazileri elimde tutamam. Yani bir anda kölelik kalkacak denilirken güneyin köleliği iyice yapıştığı bir döneme giriliyor


1818 eyalet olarak birliğe katıldığında 10 eyalet köleliğe izin verirken 11 yasaklanmış durumda. Ama Alabama'nın köleliğe izin veren yapısıyla evliliğe katılması eşitliği getiriyor


 Kuzeyliler bunu istemiyordu. Dengeyi kaybetmek istemiyorlar. 1819 eyalet olarak birliğe katılmak isteyince Kuzeyliler onun ancak kölelik karşısı olursa birliğe girmesine izin verdiler. 



Ama görüşmelerden sonuç alınamadı. ancak Missouri kölelik taraftarı eyalet olarak billiğe alınırken aynı anda kölelik karşıtı olarak eyalet olarak tanınıp Sayısal denge sağlandı ve bir müddet işte problemi geçiştirmiş oldular. James Mattis'ten sonra başkanlığa 1817 James Morlo geldi. Morro döneminin en önemli başlığı monro doktrini olarak bilinen Avrupa ülkelerine eşit mesafede yaklaşma, dengeli bir siyaset gütme


Avrupalıların kolonilerine karşı çıkma ve özellikle Güney Amerika'da bağımsızlığını kazanan ülkelerin desteklenmesiydi. Bu ülkeler Napolyon'un İspanya'yı işgalinden sonra İspanyol baskısından kurtularak birer birer bağımsızlık mücadelesine girmişlerdi. Kısaca Amerika kıtası Avrupalıların buraya karışmasını istemediği bir döneme giriyordu. Başkan Morlo yayınladığı bir doktrin de açıklamayla Avrupa devletlerini  İspanya buradan çıkabilir ama İngiliz, Fransız gelmek isteyebilir.



Bu toprakları kontrol altına almak isteyebilir. Kimse buraya gelmesin. Bu kontrolü, burada yaşayan insanlar kendi kendilerine yönetecekleri sistemleri kursun. Mantığı gütmeye başladılar. Güney Amerika'da, Orta Amerika'da, Latin Amerika'da birçok yeni ülke kurulmaya başlandı


Bu ülkeler için Amerika aslında ilham kaynağı oldu.  Onlar İngilizlerden bağımsızlığını almışlardı. Bunların kendi başlarını İspanya'dan bağımsızlığına alacak güçleri yoktu ama Fransızlarla, İspanyol'un savaşı, Napolyon'un, İspanya'yı işgali Bunlara can suyu gibi geldi ve o yönetimsizliği otorite boşluğunda birer birer bağımsızlıklarını ilan edecekleri bir dönem yaşadılar. Işte Monro'dan sonra başkanlığa 1825 Adam diye birisi geldi. Adams başarılı bir başkan olarak görülmedi


Halka ulusal yol, ulusal yol sistemi ve kanallar yapma sözü vermişti. Insanların beklentisi vardı. Ama başarılı olamadı. Bunları yapamadığı için başarısız görüldü. Adams dan sonra 1829 Andrew Jackson başkan oldu


1815 - 1830 yılları arasında birçok eyalet seçimlerde oy kullanacak beyaz erkeklerin ille de toprak sahibi olması gibi uygulamaları kaldırmaya başladı. Genel temel artık tüm beyaz erkeklerin oy kullanmasına doğru kayıyordu. Daha kalın nörolog işin içinde siyahileri tanınan bir hak yok


Oy kullanma sayısının artması isteniyor. Ona göre de meclislerden milletvekili seçiliyor. Işlerine geliyor. Ama iyiye doğru bir giriş var adım adım da olsa. Artık toprak sahibi olmayan erkeklerin de oy kullanabildiği bir sisteme doğru bir geçiş var


Jackson döneminde Güney Carolina korumacı gümrük tariflerinin sadece kuzey eyaletlerini zenginleştirdiğini, kendilerine ise yük getirdiğini iddia ettiği ve bu konuda yasal düzenlemeler istediler


Başkanın yaptığı düzenlemeden de memnun olmayınca bu yasaları tanımayacaklarını ilan ettiler. Neticede federal hükümet Güney Carolina'ya savaş gemisi gönderip eyalete itaat etme konusunda zorladı. Yapılan görüşmeler sonrası Güney Carolina'yla istediklerinin çoğunu alsa da menfaatler çakıştığında eyaletlerin Federal hükümetle nasıl karşı karşıya kalabildiği görüldü. Aslında Güney Caroline buradaki haklarının çoğunu alması ve başkanların değişme dönemine denk geldi. çok fazla meseleyi uzatmak istemediler


güneydeki mantık buydu. çıkardığınız kanunlar kuzeydeki eyaletlere yarıyor. Ama biz güneyde tarımla uğraşan insanlar bundan zarar görüyor. Federal hükümet tam manasıyla bize sahip çıkmıyor mantığı vardı bu da arada zaman zaman ihtilaf oluyordu ki ilerleyen dönemlerde savaşa kadar gidecek. bu dönemler toplumda bir gelişme içindeydi aynı zamanda. örneğin Pensilvanya'da işçiler sabah gün doğumundan akşam gün batımına kadar süren iş sürelerine, iş sürelerine karşı çıkmış Ve neticede günde sadece 10 saat çalışacak şekilde düzenleme yapılmasını sağlamışlardır. 


diğer eyaletlerde Pensilvanya'yı izleyip işçiler lehine düzenlemeler yaptılar. Bir eyalet, bir yönden bir adım attığı zaman diğer eyaletler de Inatçılık çok fazla göstermiyorlar. Genel manada onu yapmaya çalışıyorlar. 


 Sabah gün ışıldığında işe başlarsın. Akşam karardığında işin biter. Bu mantıkla çalışılıyordu. Yavaş yavaş işçi hakları ön plana çıkıyor. Ve artık 10 saat çalışacakları bir sisteme geçiyorlar. bu zamanla daha da inecek. benzer şekilde her öğrenciye açık parasız okul sistemi hızla yayıldı.



Yani eyaletler daha fazla okul açtılar. Bu okullar artık ücretsiz. bazı yerlerde hem ücretliydi hem ücretsizdi. Ama daha çok ücretsiz olacak bir sistem hızla yaymaya başlandı. toplum içinde bu Akıl hastaları ciddi manada bir problem teşkil ediyordu. Dışlanılıyordu. bu akıllı hastalarının tedavi edileceği akıl hastaneleri kurulmaya başlandı. Ve dini grupların çokluğu biraz önce bahsettiğimiz o kadar çok fazla dini grup ortaya çıktı ki Halkta dine doğru bir yöneliş var. bu yönelişten dolayı alkol satışının yasaklanmasına yönelik akımlar meydana geldi. Toplantılar yapıldı, bildiriler yapıldı. Neticede 1855 , 13. eyalet, alkol satışını yasakladı


1855  Amerika'da 13 eyalette Hristiyan dindarların baskısıyla alkol satışı yasaklandı. Ama mahkemeler bu kararları genel manasıyla iptal etti. Ve genelde topluma, aileye zarar vermeyecek şekilde alkol tüketimine yönelik kararlar uygulanmaya


ortak yol bulunmaya çalışıldı. bu yıllar Amerika'da alkol tüketiminin önemli ölçüde azaldığı yıllar olarak bilinmekte. 1840 kadınlar da kendi haklarını almaya başlıyorlar. Yavaş yavaş bu noktada harekete geçiyorlar. Uyanış başlıyor. 1848  burada Avrupa'dan Amerika'ya gelen kadınlar öncülük yapıyor. onların söylemleri etkili oluyor. 1848 öncülüğünde ilk kadın hakları kongresi yapılıyor


1848 Kadınlar kanunlar önünde eşitlik, oy kullanma, eğitim ve çalışma haklarını istiyorlar.  Urne Stein Ross New York eyaletinin kadınların boşandıktan sonra da Taşınmaz mal varlıklarını ellerinde tutabileceklerine yönelik bir yasa çıkarmasını sağlıyor. New York eyaleti kadınlar boşandığı zaman evlenmeden önce yanında getirdi ev var diye düşünelim. Boşandığı zaman bu kocasına geçiyordu Yani bunu kararla yasayla değiştirdiler. Boşanıyorsa bu taşınmaz mal yine onun elinde kalacak diye karar çıkartıldı. Bu kadının tek bir kadın demeyen akım gücü ülkede batıya doğru genişlemenin de tüm hızıyla devam ettiği dönem



Toprağı tarıma elverişli olmayan eyaletlerden insanlar ile ülkeye yeni gelenler batıdaki bu verimli arazilere göç etmeye devam ediyorlar. Kasabalarda, şehirlerde istediği hayatı bulamayanlar Seçenek çok, batıya doğru gidiyorlar. Mesela 1839 Chicago sadece bir köydü. Bir anda büyük bir şehre dönüşecek kadar göç almaya başlamıştı. Batı'nın kaderi değişiyor bu noktada. 1820 Batı'daki ki bu dönemlerde ciddi anlamda toprak artışı olmuştu


Batı'daki kamu arazileri çok uygun fiyata alınabiliyordu. oraya giden çiftçiler çok rahatlıkla bu arazileri satın alabilecek güce sahiplerdi. ucuzdu çünkü. 1862 çıkarılan yerleşim yasası ile ise bir çiftçinin boş bir arazi işgal edip tarıma başlaması ona oranın sahipliği hakkını veriyordu. Ya o kadar çok fazla arazi var ki, siz bir araziye gittiniz, çevresini çevirdiniz. Bu arazi benim dediniz ve tarıma işletmeye başladınız


Tarıma başladığınız zaman andan itibaren orası artık sizin hakkınız. Kimse buna karşı çıkamıyor. Hemen yasal işlemleri, kağıt evraklarını yapıp orası size kalıyor. bu arazilere gidip sahip olmak için gidiyor teşvik de var. Aslında 1840 kadar batısına geçilmemişti. 1819 İspanya'dan Florida ve Aregon Oregon bölgesi borçlara karşılık alınmıştı. İspanya'yla Amerikalıların yaşadıkları ihtilaflar vardı. Burada bireysel manada Amerikalıların zararları vardı borçlarla buralar alındı. Aslında florada 1863 Paris Anlaşması ile İngilizlere kalmıştı ama ikinci Paris Anlaşması ile bu Amerikan bağımsızlık savaşında İspanya kaybettiği toprakları almak için İngilizlere savaş ilan etmişti orada yapılan ikinci Paris Anlaşması'ydı. İspanyollar bu topraklarını geri almışlardı. İspanya'nın Fransa tarafından işgali ülkeyi zor durumda bıraktığı için Amerika'daki topraklarıyla ilgilenecek halde hali çok fazla yoktu


Neticede buralılar Amerikalılara verilmiş oldu. 

30 Haziran 2024 Pazar

Benjamin Franklin

 


17 çocuklu bir sabun ve mum imalatçısının 10. oğlu olarak dünyaya geldi. 10 yaşında okulu bıraktı. 12 yaşındayken basımevi yöneten ve liberal bir gazete yayınlayan ağabeyi James'in yanına çırak olarak girdi. Basımcılık mesleğini öğrendi ve edebiyat çalışmalarına başladı. İlk yazıları burada, The New-England Courant'da yayınlandı. 1730'da Philadelphia'da bir basımevi ve gazete kurdu. Poor Richard’s Almanac'ı (Fakir Richard'ın Almanak'ı) yayınlamaya başladı. 1732­-1757 yılları arasında yönetmenliğini yaptığı Almanac'da Richard Sounders imzasıyla yazılar yazdı. Siyaset, felsefe, bilim, iş ilişkileri gibi konuların tartışıldığı Junto adlı bir kulüp; kütüphane, hastane ve yangına karşı sigorta şirketi kurdu. Basımevlerini çoğalttı.




Franklin, 1736 yılında Amerika'nın ilk gönüllü itfaiye şirketlerini kurdu. Aynı yıl Philadelphia meclis sekreteri oldu. Franklin, kamu işleri için gittikçe daha fazla endişe etmeye başladı. 1743 yılında 4. Akademisi'ni açtı ve 13 Kasım 1749'da akademi başkanlığına atandı. 1750'de Pensilvanya meclisine seçildi, arazi vergisine karşı olan büyük ailelerle mücadele etti. İngiliz Amerikası postalarının genel müdürlüğüne getirildi. Posta servisinde çeşitli düzenlemeler yaptı. Özellikle elektrik olaylarıyla ilgili araştırmalar yapan Franklin, elektrik yüklerindeki artı ve eksi uçlarını icat etti ve elektrik yükünün korunumu ilkesini ortaya attı. Fırtınalı bir havada uçurtma uçurarak gerçekleştirdiği deneyi sonunda şimşeğin elektriksel bir olay olduğunu keşfetti. Elektrikten etkilenmeleri sebebiyle kendisinin kurtulmasına rağmen iki yardımcısının öldüğü bu deneyden yola çıkarak paratoner'i keşfetti, güneş ışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını başlattı.


1757'de Kuzey Amerika Sömürgeler isyanının başlangıcında sömürgelerde yaşayanlar Franklin'i, şikayetlerini Londra'ya iletmekle; 1765'te de damga resmi kanununa karşı itirazları William Grenville'e bildirmekle görevlendirdi. 1772'de Massachusetts Valisi Hutchinson'un sömürge halkına karşı hakaretlerle dolu mektuplarını ele geçirerek yayınladı. Sömürge halkı karşısındaki itibarı arttı. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'ne milletvekili seçildi. 1776'da Thomas Jeffersonve John Adams ile birlikte bağımsızlık bildirgesini hazırladı. Eylül 1776'da kongre, ekonomik ve askeri yardım istemek üzere aralarında Franklin'in de bulunduğu üç kişilik bir komisyonu Fransa'ya gönderdi. Franklin, Fransız dışişleri bakanı Charles Gravier ile görüşmelerinde çok başarılı oldu. 1775-1783 Amerikan Bağımsızlık Savaşı sonunda İngiltere ile barış görüşmelerini sürdürmek üzere seçilen diplomatlardan birisi olarak İngiltere'ye gitti. İngiltere ile barış antlaşmasının imzalanmasından sonra 1785'te Amerika'ya döndü. 1787'de Philadelphia Anayasa Kurultayının çalışmalarına katıldı. Bir müddet sonra da öldü. Onun renkli yaşamı, bilimsel ve politik başarıları Amerika'nın en etkili Kurucu Babaları olarak, Franklin para ve onur gördü; savaş gemileri; birçok şehir, ilçe, eğitim kurumları, namesakes bir isim ve şirketler ve ölümünden sonra en fazla iki yüzyıl, sayısız kültürel referanslara onun adı verildi.


Franklin, keman ve gitar çalabilen biriydi. Kendi icat ettiği cam armonikayı ve onun birçok geliştirilmiş sürümlerini çalardı.

Amerikan Colombian Dergisi, Franklin'in ABD'de 2. satranç bilen kişi olduğunu yazmıştı. Franklin'in ABD'de beğenilen bir satranç oyuncusu olduğu 1999 yılında ortaya çıkmıştır.

Franklin'in birçok buluşu oldu. Bunlar; yıldırımsavar (paratoner), cam armonika, Franklin sobası, bifokal gözlüktü. Posta müdürü yardımcısı olarak, Franklin Kuzey Atlantik Okyanusu'na ilgi duydu. Franklin 1768 yılında posta işleri için ortalama bir tüccar gemisi aldı ama İngiltere'den New York'a ulaşmak için paketlerin birkaç haftalık deniz seyahati geçirmesi gerektiğinden posta işleri gecikmeli yapılıyordu. Newport, Rhode Island'a ulaşabildi. Yani paketleri yerine ulaştırabilmişti.


1743 yılında Franklin bilimle ilgilenen erkeklere kendi buluşları hakkında ve teoriler ile bilgilerde yardımcı olmak için Amerikan Felsefe Derneği'ni kurdu. O elektrik araştırmaları ve diğer bilimsel araştırmaları ile birlikte hayatının geri kalan kısmı için, siyasetin ve para kazanmanın onu işgal edeceğini anladı. Franklin enerjilerin pozitif ve negatif olarak ikiye ayrıldığını fark etti. Ayrıca yıldırımın elektrikten oluştuğunu keşfetti. Franklin elektrikle ilgili deneylerinden dolayı yıldırımsavarı buldu.


Yaşlanmakta olan Franklin, 1786 yılında, Felsefe Topluluğu'nun, Transactions isimli dergisinde yayımlanan Denizcilik Gözlemleri'nde tüm oşinografibulgularını topladı. Yayında deniz demirlerikatamaran gövdeleri, su geçirmez kompartımanlar, gemi güvertesi paratonerleri ve fırtınalı havada dengeli duracak çorba kasesi tasarımlarına yer verildi.



1768'de Londra'dayken İngilizcenin yazılışıyla okunuşu arasındaki ayrıma son vermek için yeni bir alfabe icat etti. Franklin, İngiliz alfabesinden altı harf (c, j, q, w, x ve y) çıkardı ve alfabeye altı yeni harf ekledi. İngilizcenin fonetiğine uygun yazım kuralları geliştirdi. Franklin alfabesinin kullanımı hiçbir zaman resmiyet kazanmadı.




Franklin, 17 Nisan 1790 tarihinde, 84 yaşında öldü. Cenazesine yaklaşık 20.000 kişinin katıldığı söyleniyor. Ölümü Dr. John Jones tarafından şöyle açıklanmıştır:

"Ne zaman ağrı ve nefes darlığı başlarsa ve akciğerlerinde bir imposthume, aniden tüm umut ve gururunu kaybediyordu. Yine de epeyce gücü vardı; ama solunum organları yavaş yavaş gördüğü baskıya dayanamadı. 17 Nisan 1790 tarihinde bir gece vakti usulca, Franklin'in seksen dört yıl ve üç aylık ömrü sona erdi."

Franklin miras olarak Boston ve Philadelphia şehirlerine biner poundluk para bırakmıştı. Ancak ölümünden sonra 200 yıl boyunca bu paraya herhangi bir şekilde dokunulmamasını ve faizde bekletilmesini şart koşmuştur. 1990'larda Boston ve Philadelphia için bırakılan para milyonlarca dolara ulaşmıştır.