6 Ekim 2024 Pazar

ABD ORDUSU ** SÜPER GÜÇ **

 



Ikinci dünya savaşının Avrupa sahnesi Almanya'nın 1939 yılında Polonya'ya saldırmasıyla başladı. Polonya işgalinin devamında Almanya müthiş hava ve kara gücüyle neredeyse Avrupa'nın tamamını işgal etti. Tabii ki Amerika kıtasında bulunan Amerika Birleşik Devletleri bu gelişmeleri yakından takip ediyordu. Ama Amerika Birleşik Devletleri halkı özellikle Birinci Dünya Savaşı'na niye katıldıklarını ve savaşa dahil olunca kendilerine ne artılar getirdiğini anlamamıştı. 



İkinci Dünya Savaşı başladıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri'ndeki insanlar kilometrelerce ötedeki bir savaşa dahil olmak istemiyorlardı. Zaten Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri askeri harcamalarını neredeyse tamamen durdurmuştu. 1925 yılında Amerika Birleşik Devletleri ordusundaki asker sayısı sadece 134.000 kişiydi. Ayrıca ileri düzeyde uçak üretimi yapmalarına rağmen orduda hava kuvvetleri birimi de yoktu. Yapılan uçaklar hep sivil amaçlara hizmet eden uçaklar



Çünkü devlet savunma sanayisi üretimlerini kısıtlamıştı ve bu üretimlere neredeyse hiç kar vermiyordu. Bu durum karşısında da şirketler savunma sanayisi üretimlerini askıya almışlardı. Ama 7 Aralık 1940 
tarihinde Japonların Perherber'e saldırması ve bu saldırıdan 4 gün sonra Hitler'in Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etmesiyle Amerika Birleşik Devletleri artık tamamen savaşın içindeydi. Peki savunma sanayisi yok denecek kadar az olan Amerika Birleşik Devletleri nasıl oldu da bir anda süper güç haline geldi? 


Genellikle kara ordusu için yapılan üretimlere değineceğiz. Almanya, Hitler'in iktidara gelmesiyle tank üretimine ağırlık verirken Amerika Birleşik Devletleri ise otomobil üretimine öncelik vermişti. Avrupa'da el yordamıyla üretilen otomobillere sadece zenginler sahip olabilirken Amerika Birleşik Devletleri'nde ise neredeyse her ailede bir otomobil bulunuyor


Yine o dönemde Alman ordusu hızla büyürken Amerika Birleşik Devletleri asker sayısı sıralamasında dünyada gitgide gerilere düşmeye başlamıştı. Ve Hollanda'nın önünde 18nci sırada yer almaktaydı

 


1930'lu yılların ortasında Amerika Birleşik Devletleri ordusunda sadece 488 makineli tüfek 235 tane sahra topu ve 18 tane orta sınıf tank bulunuyordu. Avrupa'daki savaş başladığında Almanya'nın 2.000 tankı varken Amerika Birleşik Devletleri'nin 325
 tankı Almanya'nın 8.500 uçağı varken, Amerika Birleşik Devletleri'nin 1.700 uçağı, Almanya'nın yaklaşık 4.5 milyon askeri varken, Amerika Birleşik Devletleri'nin ise sadece 20.000 askeri vardı. O dönemde Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Franklin Delano Roosevelt 'de savaş karşıtı birçok açıklama yapmaktaydı. Ama 1940 yılı Haziran'ında Almanya'nın Hollanda'yı işgal etmesiyle askeri sanayisini güçlendirmek için adımlarını atmaya başladı. Çünkü ibrenin elbet Amerika Birleşik Devletleri'ne döneceğini biliyordu ve hazırlıksız yakalanmak istemiyordu. Hollanda rahatça yenildiyse Askeri sıralamada bir önündeki ülkenin de şansı yoktu. Fransa'nın da kolayca teslim olması üzerine acil önlemler alınması gerekliliği iyice kendini hissettirmişti. 



Ama Amerika Birleşik Devletleri'nin silah üretimi çok düşük Roosevelt ülkedeki en büyük otomobil üreticilerini ağır sanayi üreticilerini ve maden şirketlerini bir toplantıya çağırdı. Konu savaş üretimini arttırmak üzerineydi. Bu şirketlerin içindeki en önemli şirket ise General Motors'tu. Avrupa'da el yordamıyla üretilen otomobillerin aksine makineler ile seri üretim yapan bir otomobil şirketiydi. Amerika Birleşik Devletleri'nde üretim hattı denen sistemin öncüsüydü ve ilk denemesi makineli tüfekler üzerine olacak


Almanya 1940 yılının sonuna doğru 59.000 makineli tüfek üretmişti. Fakat Amerika Birleşik Devletleri Brownie gibi bir üreticiye sahip olmasına rağmen üretimi çok düşüktü. Motor fabrikalarına getirilen makineli tüfekten küçük parçalarına kadar söküldü. General motorsunun şanzıman üreten bir alt şirketi bir yılda 280.00  makineli tüfek üreteceğinin garantisini hükümete verdi. Şirket sadece bir ayda29.000 makineli tüfek teslim etti. Bu da taahhüt edilen miktarın çok üzerinde bir sayıydı. Bu rakamı 12 ile çarptığımızda 100.000 makineli tüfek daha fazla üretilecek anlamına geliyordu. En önemlisi ise elle üretilen tüfeklerin maliyetinin dörtte biri fiyatına üretilmişlerdi



İkinci Dünya Savaşı boyunca Almanya yaklaşık 1.200.00 makineli tüfek üretmişti. Amerika Birleşik Devletleri ise yaklaşık 2.600.000 makineli tüfek üretti.
Ama Amerika Birleşik Devletleri'nin 1.400.000 fazla üretimine rağmen üretim maliyetlerine baktığınızda aşağı yukarı Almanya ile harcanan miktar aynıydı. Tabii ki sadece makineli tüfeği daha fazla ve daha ucuza mal etmek savaşı kazandırmıyor. General Motors gibi birçok şirketin savaş üretimine destek vermesi gerekiyor


Fakat özellikle Rose 1933 yılında çıkardığı yasa ile savunma sanayisi üretimi yapan


şirketlere ağır vergi yükü getirmişti. Bunun sonucunda tasarım meraklısı birkaç şirket dışında 
Bütün şirketler farklı alanlara yönelmişti.
Yani savunma sanayisiyle arasında soğuk rüzgarlar esmekteydi. Ama Roosevelt bu şirketlere ihtiyacı vardı. Bu sefer de Roosevelt 7 yıldır savunduğu yasayı değiştirerek silah üretimi yapan şirket devlet desteği verileceği ve kotalarını tutturan şirketlerin daha yüksek kar payları alacaklarını açıkladı. Bu da şirketlerin savaş sanayisine yönelmelerini kolaylaştırdı. Roosevelt 1940 yılının sonlarına doğru yaşanan Britanya hava Savaşları sonunda biraz rahatlamıştı. Çünkü Britanya'da düşseydi ibre direkt Amerika Birleşik Devletleri'ne dönebilirdi. Ayrıca Pasifik'te Japonlar da Amerika Birleşik Devletleri'ni hedef alan açıklamalar yapmaya başlamıştı ve Amerika Birleşik Devletleri savaşa tam olarak hazır değildi. Amerika Birleşik Devletleri'nin en önemli sorunu Almanların en iyi olduğu konu üzerineydi. Bu konuda tank üretimiydi


1939 yılında Amerika Birleşik Devletleri ayda sadece 13 tank üretebiliyor. O yıl Almanya'nın elinde hazır konumda 2.000 fazla tankı vardı. Ve teknolojileri oturmuştu. Amerika Birleşik Devletleri Almanya ile denk hale gelmek için hızlı bir üretim sürecine muhakkak girmeliydi



Burada devreye giren ise yine otomobil üretimi yapan şirketiydi. Zaten de General Motors'un alt şirketlerinden biriydi. Tank üretimi konusunda bilgisi yoktu. Ama yeni model 
Otomobil üretmek için üretim hattındaki makineleri yenileme konusunda çok çok uzmandı. General Motors'un aksine otomobil fabrikasını tank üretimine çevirmeyi seçmedi. Bunun yerine hızlıca yeni fabrikalar kurup üretim üretim hattını tanklara göre dizayn edecekti. Bu sırada hiç tank görmemişler mühendisleri makineli tüfek üretimi için uygulanan yöntem ile eldeki bir tankı en ufak detayına kadar parçalayarak tanklar için neler gerekli öğrendiler



Ama bu makineli tüfek gibi basit bir montaj gerektiren bir teknoloji değildi. Binlerce parçaya sahipli ve montajı çok karışıktı. Ilk seri üretimi planlanan M3 tankları 6 ay gibi kısa bir sürede toplu üretim ise Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk tank fabrikası olan tank fabrikasında 1941 yılının mart ayında başlayacaktı. Fakat bu tanklar üretilirken özellikle zırh parçalarını birleştirmek çok zaman almaktaydı Çünkü o dönemki üretimlerde metalleri birleştirmek için perçin kullanılıyordu. En önemli sorunlarından biri de vasıflı işçi gerektirmesiydi. Avrupa'ya gidip Alman tanklarını inceleyen yetkililer zırhları birleştirmek için kaynak kullanıldığını bu yöntem ile birleştirme hızı artmış hem de tankların daha hafif ve daha ucuza imal edildiğini gördüler. Fabrika açılmadan önce Amerikalılar günde 2 tank üretirken fabrika açıldıktan sonra bu sayı günde 6 tanka çıkmıştı. Yani ayda 180 tank demekti. Üretim ayda 13 tanktan 180 tanka çıkmıştı. Bu da üretimin yaklaşık olarak bir yılda 14 kat arttığını göstermekte


Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşa girdiği 1941 yılının sonunda Amerikalılar 4.000 tank üretmişlerdi. Almanlar ise 1941 yılında 2.400 tank üretebilmişlerdi. 1942 yılında ise Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan neredeyse Bütün otomobil şirketleri, savaş malzemesi üretmeye başlamıştı. Bunların başında tank ve piyade silahları geliyordu. Tabii ki sadece silahlar değil, ordunun ihtiyacı olan bütün savaş malzemeleri, Bu üretim mantığıyla üretilmekteydi. Amerika Birleşik Devletleri Almanların aksine zaman kaybettiren el işçiliğine değil, basit üretime önem veriyordu. Ayrıca Almanlar günümüzde hayranlıkla baktığımız teknolojiler için karışık mühendisliğe önem vermekteydi.

 

Amerika Birleşik Devletleri'nde ise tam aksine mühendislik ne kadar basitse o kadar iyiydi. Çünkü kalifiye işçi gerektirmiyordu. 


Amerika Birleşik Devletleri'nin üretimde önem verdiği diğer bir konu ise kamyonlardı. Kamyonlar neden önemliydi derseniz, hangi ülke olursa olsun kaybedilen muharebelerde ikmal sorunlarına muhakkak değiniyoruz. Amerika Birleşik Devletleri de düzenli ikmalin başarı getirdiğini çatışmaları takip ettiğinden anlamıştı. Artık Birinci Dünya Savaşı'ndaki gibi durağan siperler arası çatışmalar yaşanmıyordu. Karada ikmali sağlayacak en önemli teknoloji ise kamyonlarda.


Kamyonlar aklınıza gelebilecek her türlü savaş malzemesini ana ikmal kollarından cepheye götüren araçlardı. Yeri geldiğinde de personel taşıyıcı olarak da kullanılabiliyorlardı. Almanya 1939 yılında savaşa girerken Ikmal hatları için atlara bel bağlamıştı. Almanya'nın o dönem üretebildiği kamyon teknolojisi de yoktu. Almanlar Fransa işgalinden sonra Peugeot fabrikalarından edindikleri bilgiler ile kamyon üretimine başlamışlardı

 

Ama Almanların birçoğu araba kullanmayı bilmiyordu. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise durum tam tersiydi. Amerikan ordusundaki birçok asker araba kullanmayı biliyor. Hatta ufak tamirler bile yapabiliyorlardı. Amerikalılar kamyonlar içinde tek model tasarlayıp seri üretime geçmeyi düşündüler

 

Ama Almanlar birçok alanda olduğu gibi çeşitli tasarımlar ürettiler. Fakat araçlar bozuldukça parça yetiştirmek sıkıntılı oluyordu. Amerikan ordusunda ise kamyonlar bozulduğunda çok basit şekilde tamir edilebiliyorlardı

 

Amerika Birleşik Devletleri'nin diğer bir önemli üretimi ise ciplerde. Çok basit bir tasarımla neredeyse 2 dakikada bir jeep fabrikadan çıkmaktaydı. Amerika Birleşik Devletleri savaşa girdiğinde 250.000 jeep bulunuyordu. Amerikan askerleri kamyonlar ya da jeepler ile cepheye taşınırken Alman ordusunun büyük çoğunluğu tren ile cepheye yakın bir bölgeye getirilip ana cepheye ise yürüyerek hareket etmekteydi. 


Amerikalıların en büyük avantajlarından biriyse Teknoloji cepheye uyum sağlamadığı zaman gerekli parçalar hemen değiştiriliyor ve seri üretime devam ediliyordu. Hatta aynı tip teknolojilerde eldeki araçlar modifiye edilerek yeni standartlara ulaşmaktaydı


Tanklar ilk olarak Afrika cephesinde kullanılmışlardı ve eksikleri hemen öne çıkmaya başlamıştı. Amerikalılar hemen M3'leri güncelleyip M4 yani üretmeye başladılar. M3 göre daha iyi bir tanktı ve M3'den daha ucuza üretilmekteydi.


Tabii burada bir hatırlatma yapmamız gerekiyor ki el-Amaney savaşında Almanlar ve İtalyanların elindeki tankların birçoğu İtalyan yapımı tanklardı. Almanlar birçok cephede aynı anda savaşırken üretimi arttırmaları gerekliydi


Ama Almanya'nın üretimi günden güne gerilemekteydi. Üstelik çok önemli bir hata daha yapılmıştı. Cepheye yeni askerler sürmek için fabrikalardaki ustalaşmış işçiler askere alınmaya başlanıp yerine köle işçiler yerleştirilmiş bu maliyeti düşürüyordu ama zaten düşmana göre yavaş olan üretim iyice yavaşlamaya başlamıştı. 1942 yılında Almanya yaklaşık 2.200, Birleşik Devletleri savaşa girdiğinde tank üretirken Amerika Birleşik Devletler, 25.000 bin tank üretmişti. Amerikalılar 68 günde bir ordu grubuna yetecek kadar tank üretmekteydi. Hatta üretim fazlalığından artanları İngilizlere ve Sovyetlere de tank yardımı yapılıyordu


Pasifikte ise Japonların hızlı ilerlemesi, Amerika Birleşik Devletleri savaş endüstrisine önemli bir darbe vurmuştu. Amerikan ordusunun en önemli ikmal gücünün kamyonlar olduğunu belirtmiştik. Bu kamyonlar hepimizin bildiği üzere tekerlekler üzerinde ilerlemekte


Amerikalıların tekerlek yapımı için kullanılan kauçukun %90'ı Pasifik'ten gelmekteydi. Ve sadece teker değil birçok alanda kullanılan plastik üretimi durma noktasına gelmişti. Amerika Birleşik Devletleri kauçuk yoktu belki ama bol miktarda petrol vardı. Hemen sentetik plastik fabrikaları kurularak bu sorun da çözülmüş oldu. Bu plastik sorunun çözümünde Amerikan şirketleri birbirine rakip olmalarına rağmen ortak çalışmalar yapmışlardı ve bu ortak çalışmalar neredeyse bütün alanlarda gerçekleşiyor



Amerikalıların düşüncesi şuydu. Ben geliştirdiğim bir konuyu diğer şirketiyle paylaşırsan diğer şirkette benim zayıf olduğum alanda bana destek çıkar. Böylece ikimiz de kazanmış oluruz


Almanya'da ise bu durum tam tersiydi. Şirketler daha iyisi için hep yarıştıklarından bu tip paylaşımlar yok denecek kadar azdı. Hatta bırakın paylaşımı şirketler düşmandan saklanıyormuşçasına gizliliğe önem vermekteydiler


 

Amerikalıların üretimdeki bir önemli kararı da işçiler üzerineydi. 1942 yılında 4 milyon erkek askere alınmıştı. Almanlar tecrübeli işçileri cepheye yollamışlar ve köle işçiler çalıştırmaya başlamıştı. Fakat Amerikalıların böyle bir şansı yoktu ama üretim bandı zihniyetinde Amerikan fabrikalarında çalışacak işçilerin, vasıflı işçiler olmasının da gereği yoktu. Bunun için kadınlar fabrikalarda çalıştırılmaya başlandı. Almanya'da kadınların doğurganlığı ön plandayken Amerika Birleşik Devletleri'nde ise üretime ortak olmaları ön plana çıkmıştı. 


1942 yılı sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde 3 milyon kadın fabrikalarda çalışıyordu. Amerika Birleşik Devletleri'nin en önemli bir diğer artısı ise savaş araçlarını transfer etmek üzerineydi


Pasifik'teki adalara, Avrupa'ya, Afrika'ya nereye olursa olsun savaş araçları gemiler ile taşınmaktaydı. Bu gemilere daha çok malzeme yerleştirmek önemliydi tabii ki. 


Amerikalılar buna da bir çözüm bulmuşlar özellikle tanklar, kamyonlar, jeepler gibi savaş araçları basitçe sökülüp kutulanıyordu. Böylece daha az yer kaplıyorlar ve üst üste istiflenebiliyorlardı. Transfer merkezine gelen araçlar hızlı bir şekilde montajlanıp savaşa hazır hale geliyorlardı


Amerika Birleşik Devletleri artık süper bir üretim gücü haline gelmişti. Hatta kendi ordusunun ihtiyacının çok çok üzerinde üretim yapıyordu. Savaş boyunca Sovyetler Birliği'ne toplamı 400.000 ulaşan jeep ve kamyon 12.000 tank veya zırhlı araç ve12.000 uçak gönderilmişti. Özellikle Normandiye çıkarması için yapılan hazırlıklar da Britanya tam bir askeri malzeme deposuna dönmüştü


Sonuç olarak İkinci Dünya Savaşı Amerika Birleşik Devletleri'ni askeri üretimde bir numaraya taşımıştı. Doğru tercihler, hızlı üretim çabaları, vasıflı işçi gerekliliğinin az olması, şirketleri yarıştırmak yerine ortak üretime teşvik edilmeleri ihtiyaçların iyi anlaşılması ile çeşitlilikten ziyade gerekliliğe önem verilmesi, ileri karmaşık mühendislikten ziyade, basit mühendisliğin kullanılması gibi konular Amerika Birleşik Devletleri Ordusu'nu bir anda süper güç haline getirmişti



Sonuçta bu üretimler savaşı kazandıran teknolojiler olmuştur. Savaş bittikten sonra bu üretim mantığı Askeri sanayi dışında da kullanıldığından Amerika Birleşik Devletleri ekonomisi dünyanın en önemli ekonomilerinden biri haline gelmiştir. 



29 Eylül 2024 Pazar

MİDWAY SAVAŞI


1931 yılının Eylül ayında Japonya Çin'in özerk bölgesi Mancuri'ye saldırmasıyla Asya'daki gerilim yükselmeye başlamıştı. Birinci Dünya Savaşı'nda galip devletler arasında yer alan Japonya istediğini alamamış ve tam bir üvey evlat muamelesi görmüştü


Bunun sonucunda Japonlar, Asya, Asyalılarındır teziyle topraklarını genişletmeye çalışıyordu. 


Birçoğumuzun bildiği üzere Amerika Birleşik Devletleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki büyük güçlerin arasında savaşa dahil olan en son ülkeydi



Birinci Dünya Savaşı sonunda Amerikan halkı bu savaşa niye katıldıklarını anlamamış ve İkinci Dünya Savaşı patlak verdikten sonra birçok Amerikan vatandaşı bu savaşa dahil olunmaması gerektiğini savunmaktaydı. Genel olarak birçok kişi Amerika Birleşik Devlet zaten bu savaşa dahil olacağını savunmaktadır. Fakat Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri harcamalarına baktığınızda bu tam tersini söylemektedir. Birinci Dünya Savaşı bittikten sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin ikinci Dünya Savaşı'na dahil olduğu Pearl Harbor saldırısına kadarki askeri harcamalarına baktığınızda düz bir çizgi görmekteyiz. Savaşa hazırlanan bir ülkenin askeri yatırımlarını arttırması gerektiğini hepimiz biliyoruz



bu konuya en güzel örneklerden biri de Amerika Birleşik Devletleri gelişmiş motor teknolojisine sahipti. Ve uçaklar üretiyordu. Fakat Amerika Birleşik Devletleri'nin İkinci Dünya Savaşı başlamasına rağmen orduda resmi olarak hava kuvvetleri birimi yoktu


saldırıdan sonra resmi olarak Amerikan Hava Kuvvetleri kurulmuştu. Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Yamamoto da bu Gelişmeleri en yakından takip edenlerden biriydi. Yamamoto Amerika Birleşik Devletleri'nde askeri eğitim almıştı ve Amerika Birleşik Devletleri ordusunun gücünü çok çok iyi biliyordu. Pasifik'te Japonlar birçok bölgeyi işgal etmişti ama Amerika Birleşik Devletleri yatırımlarını arttırarak askeri yönden güçlenmeye başlamıştı. Yamamoto Pasifik'teki en önemli düşmanlarının daha güçlü hale gelmeden benzeri bir darbenin Amerikalılara vurulması gerektiğini ısrarla savunmuştu



Bu üst bölgelerinin en önemlisi ise standart ölçekli bir haritada göremediğiniz kadar küçük bir ada olan Midway adasıydı. 66 kilometre karelik bir alana sahip ada pasifik cephesinin tam ortasındaydı. Bu ada ele geçirildiğinde Amerika Birleşik Devletleri'nin Hawaii'den başka bir üssü kalmayacaktı


Japonlar sonrasında Pearl Harbor bulunduğu Hawaii'yi de ele geçirecek ve Amerika Birleşik Devletleri ana karasına rahatça ulaşacaklardı. Böylece Amerika Birleşik Devletleri daha da güçlenmeden teslim olmak zorunda kalacaktı. Bu planların hayata geçebilmesi için yaşanacak en önemli adım ise Midway muharebesiydi. Bu ön bilgilerden sonra Midway Muharebesi'ni detaylandırmaya başlayalım. Yamamoto Pearl Harborda olduğu gibi yine sürpriz bir saldırı stratejisi geliştirmişti



Ayrıca bu saldırı bir şaşırtmaca da içeriyordu. Yamamoto pasifiğin kuzeyinde bulunan Alaska yakınlarındaki adalarına küçük bir kuvvet yollayacaktı ve bu bilgiye Amerikan Deniz Kuvvetleri'ne sızdırılacaktı. Etrafındaki ve Midway yakın konumdaki Amerikan kuvvetleri bu bölgeye yönelerek Midway savunmasız kalacaktı. Yamamotonun asıl saldırı planı ise üç aşamalıydı. Ilk aşamada Japon uçak gemileri midyway vuracak ve ada savunmasız hale gelecekti. 


Bu saldırı grubu Koramiral Nagoma tarafından yönetilecekti ve filosunda 4 adet birinci sınıf uçak gemisi bulunuyordu. Bu uçak gemileri, Akagi, Kaga, Hiryu ve soruydu. Ikinci aşamada savunması düştükten sonra koramiral nobutakya Kondo'nun komuta ettiği işgal grubu, gemiler ile 5.000 askeri Midwaye çıkaracaktı. Ve bu kuvvet bombardımandan kalan Amerikan güçlerini yenerek adanın kontrolünü ele alacaktı. Üçüncü aşama ise Midway Adası'na Pearl Harbor'dan gelecek takviye kuvvetlerinin durdurulması üzerineydi



Alaska'daki zayıf saldırı gücü görülünce asıl hedefi Midway olduğu hemen anlaşılacaktı. Yamamoto, Nagumo ve Kondo'nun kuvvetleri birleşerek Pearl Harbor'dan gelecek takviyeleri durduracaklardı. Böylece Japonlar tam ortasında bulunan aynı zamanda Amerikan donanmasına da çok önemli bir darbe vurulacaktı. Ama Yamamoto'nun hazırladığı bu sürpriz saldırıda işler beklendiği gibi gitmedi


Amerika Birleşik Devletleri istihbarat servisi Japonların radyo mesajlarında kullandığı şifreleri kırmışlardı. Pearl üssünde bulunan ve gizli şekilde çalışmalarına devam eden Joseph Freshford komutasındaki istihbarat birimi Japon donanmasının bütün mesajlarını çözmekteydi

ve yamamatonun sürpriz saldırı planını adım adım biliyorlardı. Amerika Birleşik Devletleri Pasifik filosunun komutanı Amiral Chester Nimit hemen karşı bir plan geliştirmeye başladı



Japon uçak gemilerine karşı hava gücüne oldukça güvenmekteydi. Iki gruba ayrılan Amerikan uçak gemileri Japonlara karşı koyacaktı. Birinci grubun muharebe sırasında taktik kararlardan da sorumlu olan Amiral Jack Plaction Uissice Town uçak gemisinden yönetiyordu


Grubu ise Amiral Supraus komuta ediyordu ve bu grupta jet uçak gemileri vardı. A Ama tabii ki bu gemilere refakat eden birçok irili ufaklı savaş gemisi de vardı. 


Yamamoto Amerikan donanmasını tuzağa düşürdüğünü sanıyordu. Fakat asıl tuzağa düşecek olan Japon donanmasıydı. 3 Haziran 1942 günü Yamamoto planın ilk aşamasını devreye sokmuştu ve adalarına saldırı başlamıştı



Fakat planı bilen limit adalarına küçük çaplı savunma birlikleri yolladı. Midway Adası'na asıl saldırıyı yapacak kuvvetler de yola koyulmuştu ve telsiz haberleşmesi kesinlikle yapılmayacak


fakat uçak gemileri Midwaye doğru ilerlerken Yamamoto Midyat Adası yakınlarında Amerikan uçak gemilerinin olduğu istihbaratını almıştı. Yamamotonun burada iki seçeneği vardı. Telsiz sessizliğini bozup bu durumu Nagamo'ya bildirebilirdi. Fakat bu durum sonrası saldırı sürpriz olmaktan çıkacaktı


YadaNaguma komutasındaki Japon filosu zaten Amerikalılar ile karşılaşacağı için onları da alt edip midywaye saldıracaktı. YaMamoto üst sınıf 4 uçak gemisine ve deniz filosuna çok güvendiğinden telsiz sessizliğini tercih etti ama Amerikalıların zaten plandan haberdar olduğunu bilmiyordu tabii ki. Bu arada Nidway Adası'nda da Amerikan Hava Kuvvetleri hazırlıklarına başlamıştı. Amerikalıların tek bilmediği konu Naguma ile Kondo'nun konumuydu. Bunu da öğrendiklerinde artık tamame Olarak üstün alacaklardı. Midway'den havalanan teğmen Jack Rey komutasındaki keşif uçağı düşman kuvvetlerini aramaya başlamıştı. 3 Haziran 1942 günü yoğun sisli bir gündü ve saat 09:25 Teğmen Reis Japon gemilerini görmeye başlamıştı. Fakat teğmen reyting gördüğü filo ana saldırıyı yapacak. Nagumo'nun filosu değil karaya destek kuvvetleri olarak çıkacak Kondo'nun kuvvetleriydi. Reis bilgiye geçti ve Midway 9 adet B 17 bombardıman uçağı havalandı. Fakat yapılan saldırıda hiçbir gemi vurulamamıştı. Bu Midway Muharebesi'nin ilk çatışmalarıydı. Kondo bu saldırıyı atlatmıştı ve 3 Haziran'da başka bir saldırı olmayınca Naguma'ya bu saldırıyı telsiz Sessizliğini bozmamak için bildirmemişti. B 17 midywaye geri döndüklerinde saldırdıkları filonun asıl kuvvet olmadığını belirtmişlerdi. Planı bilen Amerikalılar 4 Haziran sabahı erken saatlerde 15 adet B 17 tahminsel olarak hesapladıkları rotaya göndermişlerdi. Aynı gün ise Nagu Moda uçaklarını adaya saldırmak için gemilerden kaldırıyordu. Sabah altıya doğru Midway semalarında Japon uçakları görülürken Saat 06:16  civarındaysa Amerikan uçakları Japon uçaklarıyla mücadeleye başlamıştı. Japon pilotlar adada bulunan uçak hangarlarını, uçak pistlerini, hastaneyi ve elektrik santralini bombalamaya başlamış


27 dakika süren müthiş bir bombalamadan sonra Naguma kuvvetlerine saldırısı sona ermişti. Ama bu saldırıya zaten hazır olan Amerikalılar çok büyük kayıplar vermemişlerdi. Saat 07:05  bir Japon pilot belki Japonlara bu muharebeyi kaybettir bir hata yaparak, telsiz sessizliğini bozmuş, midwaye düşmek üzere olduğunu ve hemen yeni bir saldırı yapılması gerektiğini, Akagi Gemisi'ndeki NaguMo'ya bildirmişti. Nagumo'nun burada bir karar vermesi gerekiyordu ve bu muharebenin en önemli kararlarından biri olacaktı


Telsiz sessizliği bozulduğu için gelecek takviyeye yönelecekti ya da Midway  adasına saldırıya devam edecekti. 


Telsizi kullandığınızda bildiğiniz üzere radyo dalgaları yaymaktadır. Yayılan radyo dalgalarıyla yeriniz tam olarak belirlenmese de radyo dalgalarının geldiği istikamet rahatça tespit edilmekte


Bu da özellikle denizde yavaş şekilde ilerleyen ağır tonajlı gemilerin yer tespitini kolaylaştırmaktadır. Peki Nagumo'nun kararı ne olacaktı? Işte burada sabah erken saatlerde Midway'den kalkan B 17'ler devreye girecekti ve Sessizliğinin bozulması sonucu izledikleri rotada Naga'nın filosunu bulmuşlardı. Japon pilotun bu hatası bütün planı tamamen bozan bir olaydı. Ve Nagamu ne yapacağını düşünürken Amerikan denizaltısı filonun hemen arkasında belirmişti


Ama Nagamo yine de bir karar vermek zorundaydı. Ve kararı Midwaye ikinci saldırıyı yapmak oldu. Nagumo bu kararı verdikten 13 dakika sonra ise bir Japon keşif uçağı Midwaye'ye yakın bir bölgede 10 adet Amerikan gemisini görür ve hemen Naguna'nın bulunduğu Akay Gemisi'ne haber verir. Nagumo çok şaşırmıştı. Çünkü Amerikan gemilerinin bu kadar kısa sürede Pearl Harbor'den desteğe gelmesinin imkanı yoktu. Nagomu hemen torpido taşıyabilen uç yüklenmesi emrini verdi ve destek kuvvetlerine saldıracaktı. Fakat Nagumo'nun filosundaki birçok uçak daha geri dönmemişti. Fakat Nagumo'nun bilmediği bir konu daha vardı. Amerikan Destek Kuvvetlerinin daha gerisinde Uçak gemileri de hazır bulunmaktaydı. Pamiral Suplomans komutasındaki Anter Price ve üyesiz Hornet'ten 116 uçak kaldırılıyordu ve bu uçaklar Nagamo'nun filosuna saldıracaktı. Nagumo saat 08:20, bölgede bir Amerikan uçak gemisi olduğu almıştı. Aldığı istihbarat komutasındaki üzerineydi. Ama ve USis Hornet gemilerinden haberi yoktu. Yamamoto'da tüm bu olup biteni takip etmekteydi.


Müdahale etmek yerine kararı gelişmelerin içinde olan NaguMo'ya bırakmıştı. Saat 09:17'de  Nakomo'nun uçakları nihayet gemilere döner ve Nagumo Yok'a saldırma kararı alır. Fakat bir anda havada 15 adet Amerikan bombardıman uçağı belirir


Japonlar bu 15  uçağın tamamını düşürürler. Arkasından 26 adet bombardıman uçağı daha Nagunon'un filosuna saldırır ama sadece 6 geri dönebilir. Nagu mu? Artık çok üstün olduklarından emindir.


Ancak Amerikalıların da tam istediği Nagamo'nun böyle düşünmesidir. Çünkü bu öncü saldırılar da bir şaşırtmacadır. Bu rahatlıkla Nagamo'nun filosundaki uçaklar ikmal yapmaya başlarlar. Saat 10:22'de ise Amerikalılar bir sürpriz yaparak 26 uçakla Kaga, uçak gemisine saldırmaya başlar. Bu 26  uçak aslında Midway  Adası'nın etrafında Japonları aramış herhangi bir gemi bulamamışlardı. Yakıtları azalınca Enter Price'a dönecekken Kuzeybatı'ya yönelmeleri konusunda emir alırlar ve Kaga uçak gemisiyle karşılaşırlar. Gemiye atılan 9 bombadan 1 yakıt deposuna isabet eder ve kaga uçak gemisi batmaya başlar. Bu saldırıdan henüz 5 dakika geçmişken Penter Price'tan havalanan uçakla

sorgum uçak gemisini bulurlar ve yapılan saldırıda mühimmat deposu vurulur. Böylelikle sorgu uçak gemisi de savaş dışı kalır. Ardından Amerikan uçakları AkaGe uçak gemisine saldırmaya başla. Birçok Japon uçağı akıginin güvertesindeyken bu saldırıya yakalanmıştı


Akaki'de ağır hasar aldıktan sonra Nagumo gemiyi terk ederek Nagara hafif krovazörüne geçer. Sadece uçak gemisi aktif olarak devam etmektedir ve Nagumo bu gemiden 24 adet uçağın havalanıp önlerindeki Amerikan uçak gemisine saldırmaları emrini verir. Fakat bu 24  uçak yoldayken Amerikan avcı uçaklarıyla karşılaşırlar.Bu saldırıdan sonra yoktan batmaya başlar ve gemi tamamen terk edilir. Saat 15:20 civarında Amerikalılar artık Japonların bir tane uçak gemisinin olduğunu bildiklerinden Enter pris ve USS Hornet'teki bütün uçakları Hiryöy'ü batırmaları için yollarlar


Saat 15:40 civarında ile temas sağlanır ve yaklaşık 01:21 süren çatışmalar sonucu Hiryut'a batmaya başlar. Artık Japonların yapacakları çok bir şey de kalmamıştır. Iki gün boyunca küçük çatışmalar yaşanmaya devam eder


bu muharebede iki taraf da çok büyük kayıplar vermiştir ama Japonlar yerine koyamayacakları 4 adet A sınıfı uçak gemisini kaybetmiştir. Japonlar toplamda 2.500 asker,292 uçak, 1 büyük savaş gemisi ve 4 uçak gemisini kaybetmiştir. Amerikalılar ise 1 uçak gemisi, 1 savaş gemisi, 145 ş uçak ve 307 askerini kaybetmişti. Bu yenilgi sonrası Japonlar Pasifik Bütün etkinliğini yitirmeye başlamış ve saldırı pozisyonundan artık savunmaya geçmeye başlamışlardı Ordu ve halk savaşı kazanacaklarını tekrar düşünmeye başlamışlardı


Avrupa cephesinde Alman ilerlemesinin durduğu Stalingrad bir dönüm noktasıyken aynı şekilde pasifik cephesinin dönüm noktası ise Midway Muharebesi'ydi.

22 Eylül 2024 Pazar

Amerika Haklar Bildirgesi - Bill of Rights

 


  1. Kongre, din kurumuna saygı göstermeyen, dinin serbestçe uygulanmasını engelleyen ya da ifade ve basın hürriyetini ortadan kaldıran veya barışçı bir şekilde toplantı yapma hakkını ve şikayetlerinin düzeltilmesi için hükümete dilekçe verme hakkını engelleyen hiçbir kanunu çıkaramaz.
  2. Düzenli bir milis gücü, hür bir eyaletin güvenliği için zorunlu olduğundan, halkın silah bulundurma ve taşıma hakkı ihlal edilmeyecektir.
  3. Barış zamanında sahibinin izni olmadan, savaş zamanında ise kanunla

    belirlenen çerçevenin dışında hiçbir asker herhangi bir meskene yerleştirilemez.
  4. İnsanların kendilerinin, evlerinin, işlerinin ve paralarının makul olmayan araştırma ve müsaderelere karşı emniyet içinde olma hakkı arama tezkeresi olmadan ihlal edilemez; ancak, özellikle araştırılacak yeri tarif eden bir yemin ya da yemin yerine geçebilecek bir söz ile desteklenen makul bir sebep varsa kişiler alıkonulabilir ve müsadere yapılabilir.
  5. Kara kuvvetlerinde, deniz kuvvetlerinde ya da orduda hizmet ifa ederken;

    savaş durumunda ya da halkın tehlikede olması halinde ortaya çıkan durumlar hariç; hiçbir kişi Büyük Jürinin iddianamesi ya da raporu olmaksızın büyük ya da yüz kızartıcı suçlar için mahkemeye gelmekle yükümlü tutulamaz; aynı suç için iki defa ölüm cezasına çarptırılamaz; herhangi bir cezai vak’ada kendisinin aleyhine şahitlik etmeye, kanuni süreç hariç canından ya da malından mahrum kalmaya ve tam tazmin olmaksızın özel mülkiyetini kamunun kullanımına bırakmaya zorlanamaz.
  6. Cezai davaların tümünde, sanık, kamuya açık ve hızlı bir şekilde yargılanma

    hakkına, kanunda daha önceden belirlenen bölgelerden ve suçun meydana geldiği bölgeden oluşturulacak tarafsız bir jüri ile yargılanma hakkına, suçlamanın niteliği ve nedenleri hakkında bilgilendirilme hakkına, kendi aleyhinde şahitlik edenlerle karşı karşıya gelme hakkına, kendi lehine şahitlik edecek olanların zorla şahitlik için getirilmeleri hakkına ve savunmasının yapılması için bir dava vekilinin yardımının sağlanması hakkına sahiptir.
  7. Değeri 20 Doları aşan davalarda jüri tarafından yargılanma hakkı sağlanır ve

    bir jüri tarafından muhakeme edilen hiçbir vak’a; genel hukuk kurallarına göre Amerika Birleşik Devletleri’ndeki başka herhangi bir mahkemece yeniden görülemez.
  8. Aşırı kefalet talep edilemez, aşırı para cezası konulamaz, zalimce ve görülmedik bir cezalandırmaya başvurulamaz.
  9. Anayasada sayılan belirli haklar diğer hakların aleyhine ve onları ortadan kaldıracak bir şekilde yorumlanamaz.
  10. Amerika Birleşik Devletleri tarafından eyaletlere devredilmeyen ya da yasaklanmayan erkler eyaletlere ya da halka aittir.


8 Eylül 2024 Pazar

Amerika’nın Hızlı Gelişimi


Kuzey-güney savaşını, kuzey kazanmış ve köleleri özgürlüğü verilmişti ama güneyde hala bu insanlar eşit insan muamelesi görmüyorlardı. Savaş sonrasında Amerika büyük bir gelişim içine girdi. Bunu da savaş zamanındaki ihtiyaçların karşılanması için yapılan hamlelerin de etkisi var

Zira savaş döneminde tüm ülke seferberlik içinde çalışınca sanayinin de gelişmesini, çarkların daha hızlı döndüğü bir dönem yaşanmıştır. Işte bu savaştan sonra demir yolları daha da yaygınlaştı, daha fazla ve büyük fabrikalar hizmete girdi


Şehirler gelişti, dünyanın her yerinden milyonlarca insan ülkeye devam ediyor bu arada göçmenler geliyor. 

Alexander Graham Bell telefonu, Thomas Edison ampulü üretiyor. 1860 kadar 36.000 yeni patent yayınlanırken 1860- 1890

Yani 30 yılda 440.000 patent yayınlanıyor. Yani şimdiye kadar otuz altı bin olmuş. Ondan sonraki 30 yılda 440.000 patent. Yani tam manasıyla hayatı kolaylaştıracak birçok icatlar devreye giriyor Amerika'da Sanayinin bu gelişiminden sonra küçük şirketlerin bir araya gelerek büyük ortaklıklar kurduğu bir döneme giriliyor. Amaç rekabet olmadan piyasayı kontrol etmek. Öyle ki 5.000 işletme 300 büyük şirket çatısı altında birleşiyor. Ve her biri işte sattığı şeker satan şeker trolü oluyor. Ve o noktada tekelleşmeye çalışıyor. Fiyatları kontrol altına aldığı bir döneme girmeye çalışıyor. Federal hükümet bu tekellerin gücünü kırmak için 1890 yasa çıkartsa da tam denetim yapılamadığından işe yaramıyor. 



Ülke toprakları inanılmaz büyümüş, ekilen araziler kat ve kart atmış, ıslah edilmiş tohumlarla üretim gelişmiş durumda. Çiftçilerin üretimi sadece iç piyasayı değil, dışarıya da ürün satılıyor. 


ülkenin batısında hayvancılık da gelişiyor. Atlı sığır çobanları kovboyları olarak Amerika'nın simgesi oluyorlar. Vahşi Batı'nın bu kovboyları 30 yıl boyunca Amerika'nın en önemli temsilcileri oluyor


aletleri de kendi bölgelerinde sanayinin gelişmesi için büyük uğraş verseler de tarıma dayalı ekonomi devam ediyor. 


Ülkenin batısına doğru göç özellikle de altın ve Bulunan madenlere göre daha fazla devam ediyor.


Birçok Amerikalı da bu bölge için para ödenmesini gereksiz görse de bölgenin ilerleyen yıllarda altın altın çıkması bölgede bunun doğru bir hamle olduğu noktasında halktaki fikir pekiştiriyor.



Hawai burada yıllardır ticaret yapılan bir ilişki var. Buradaki insanlarla Amerikalı tüccarlar arasında bir ticari ilişki var. Burası da Amerika'ya katılmak isteyince Amerika'nın topraklarına dahil oluyor. Burada meşhur Pearl Harbor Donanma Üssü kuruluyor


Işte Amerika Birleşik Devletleri iki okyanusta da var. Hem Atlantik'te hem Pasifikte'te ama işte bunların birbirlerine geçişi problem. Yani Atlantik'ten pasifiğe, Pasifik'ten Atlantik'e geçiş sıkıntı. bunun için Panama Kanalı Projesi ortaya çıkıyor. Fransızlar bu projeye başlamışlar



Ama parasızlıktan dolayı sonunu getiremiyorlar. Daha sonra Amerika dahil oluyor. Tabii burası Panama toprakları, Kolombiya toprakları.  Panama halkı Amerikan askerlerinin de desteğiyle isyan ediyor Ve Kolombiya'dan ayrılıyor. Böylece Panama kanalı yapılıp hizmete açılıyor. 



iki okyanus arasında gemilerin gidip gelebileceği bağlantıyı sağlamış oluyorlar


1900 gelinliğinde ilericilik bir reform hareketi başlıyor. Bu harekete katılan Amerikan halkı daha fazla özgürlük, sosyal adalet, dürüst bir devlet ve zenginliğin etkisinden sıyrılmış siyasiler istiyor. halkın baskısı Amerikan Başkanlarının yıllar içinde daha fazla reform yapmalarını sağlıyor


Faizi ve para politikasını kontrolü için Federal Merkez Bankası bu dönemde kuruluyor. Işçilerin haklarını korumak için yasallar çıkarılıyor. halkı zorlayan vergilerde düzenlemeye gidiliyor


Çiftçilere uygun kredi destekleri verilmeye başlanır. ülkeye 1890 birinci dünya savaşının sonuna kadar yaklaşık 20 milyon yeni göçmen gelmiş durumda. ülke 300 yıl boyunca gelen göçmenlere hiçbir kısıtlama getirmemiş


1920'den itibaren göçmenlik işlemlerinde kotalar konulmaya başladı. Gerek kültürümüzü kaybetmeyelim. Gerek bazı meslek dallarında çok fazla yığılma var. Bunu meslek sınırlandırması dahilinde yapalım mantığı ortaya çıkıyor


1920'den sonra artık her gelenin göçmen olamayacağı bir sisteme giriyorlar.


1 Eylül 2024 Pazar

Thomas Jefferson - Sözleri

  • Kaba Kuvvet doğruyu değiştirmez.

  • Özgürlüğün bedeli, uyanık olmaktır.
  • En az yöneten devlet, en iyi devlettir.
  • Dünya yaşayanlara aittir, ölülere değil.
  • Dürüstlü, bilgelik kitabının ilk dersidir.
  • Her yaptığını bütün dünya izliyormuş gibi yap.
  • Zalimlik yasa olduğunda isyan görev olur.
  • Toplumun gücü, bireylerden kaynaklanır.
  • Sahip olmadan önce paranı asla harcama 
  • Kitapsız bir oda anlamsız yaşamak gibidir.
  • Hiç kimse hem cahil hemde özgür olamaz.
  • Seçtiğiniz hükümet hak ettiğiniz hükümettir.
  • Kitaplar olmadan yaşayamaz  kesinlikle ölürüm.
  • Artık bir gazetede görülen hiç bir şeye inanılmıyor.
  • Bilgi güçtür, bilgi güvenliktir, bilgi mutluluktur.
  • Tanrı'nın varlığını bile büyük bir cesaretle sorgulayın.
  • İlahiyat kürsüsünün bizim kurumumuzda yeri olmamalıdır.
  • Bir gazetede bulunabilecek tek güvenilir bilgi reklamlardır.
  • Fikirler,mantık üzerlerinden işlenmeden önce net olmalıdırlar.
  • Keşfettim ki ne kadar çok çalışırsan şansım o kadar açılıyor.
  • Bence banka kuruluşları,  düzenli ordulardan daha tehlikelidir.
  • Dostuk sadece gölgede değil, güneş ışığı altında da değerlidir.
  • Geleceğin hayallerini geçmişin tarihinden daha çok seviyorum.
  • Hiç kimse kalabalığa arkasını dönmeden orkestrayı yönetemez.
  • Barış içinde köle olmaktansa tehlike içinde özgür olmayı yeğlerim.
  • Her ülkede, her devirde din adamları özgürlüğe düşman olmuştur.
  • Eşit olmayan insanlar eşit davranmaktan daha büyük eşitsizlik olamaz.
  • Başarılarımız yaptığımız kötü hareketlerden daha çok düşman kazandırır.
  • Hiçbir zaman gerçekleşmeyen kötülükler bize ne kadar çok şey mal oldu.
  • Öğrenmek için dinlemek zorundasın. Geliştirmek için denemek zorundasın.
  • Korkaklar köleliğin sükunetini, özgürlüğün fırtınalı denizlerine tercih ederler.
  • Özgür insan okuyan insandır, Çünkü okuma bilgisizliği ve kör inançları yenen tek güçtür.
  • Dünyada bilinen tüm tanrısal inançları inceledim ve hepsi masallara ve mitolojilere dayanıyor.
  • Tartışmacıların fikirleriyle birbirlerini ikna etmeyi başardığı bir münakaşaya daha hiç tanık olmadım.
  • Prensipler söz konusu olduğudan kaya gibi durun, zevkler söz konusu olduğunda akıntıya kapılıp yüzün.
  • Bilginin peşinden koşuyordum, elde ettikleri sonuçların gerçeğini ve nedenini takip etmekten asla korkmadım.
  • İnsanlara eğitim ve bilgi sağla. Barış ve düzenin sağlanmasının kendi çıkarları için gerekli olduğunu onlara öğret.
  • Tarım yaptığımız en akıllıca uğraş. Çünkü en sonunda sağlığa iyi ahlaka ve mutluluğa en çok katkıyı o sağlayacaktır.
  • Bir hükümet vatandaşlardan korktuğu zaman demokrasidir. Vatandaşlar hükümetten korktuğu zaman diktatörlüktür.
  • Hiç fikir sahibi olmamak kötü fikir sahibi olmaktan daha iyidir. Bir şeye inanmamak, yanlış bir şeye inanmaktan daha iyidir.
  • Komşunun yirmi tane tanrı var demesi yada hiç tanrı yoktur denemesi bana bir zarar vermez. Ne benim cebime dokunur, ne de bacağımı kırar.
  • Farklı dinsel cemaatlerin din adamları tıpkı cadıların gün ışığından korktuğu gibi bilimin ilerlemesinden korkar, benimsedikleri aldatmaların yok oluşunu müjdeleyen kaçınılmaz sona nefretle kaş çatarlar.
  • Çiftçiler yeryüzünün en değerli yurttaşlarıdır.
  • Özgürlük ağacı belirli aralıklarla vatanseverlerin ve vatan hainlerinin kanıyla sulanmalıdır.
  • Söz konusu güç olduğunda insanlara hiç bir zaman güvenme ve onları kötülük yapmamaları için anayasanın zincirlerine bağla.
  • Bilgi güçtür, Bilgi güvenliktir, Bilgi mutluluktur.
  • Herhangi bir ülkede işlenmemiş topraklar ve işsiz fakirler varsa, mülkiyet yasalarının tabii hakkı ihlal edecek kadar yayılmış olduğu besbellidir.
  • Yönetim kurmanın tek amacı, o kurumun altında toplanan genel kütle için olabilecek en büyük mutluluğu sağlamaktır.
  • Hükümete direniş ruhu bazı durumlarda o denli kıymetlidir ki bu ruhu her daim canlı tutulmasını dilerim.
  • Eğer gazetesiz yönetimler ile yönetimsiz gazeteler arasında seçim yapmam gerekseydi, hiç duraksamadan ikincisini seçerdim.