29 Eylül 2024 Pazar

MİDWAY SAVAŞI


1931 yılının Eylül ayında Japonya Çin'in özerk bölgesi Mancuri'ye saldırmasıyla Asya'daki gerilim yükselmeye başlamıştı. Birinci Dünya Savaşı'nda galip devletler arasında yer alan Japonya istediğini alamamış ve tam bir üvey evlat muamelesi görmüştü


Bunun sonucunda Japonlar, Asya, Asyalılarındır teziyle topraklarını genişletmeye çalışıyordu. 


Birçoğumuzun bildiği üzere Amerika Birleşik Devletleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki büyük güçlerin arasında savaşa dahil olan en son ülkeydi



Birinci Dünya Savaşı sonunda Amerikan halkı bu savaşa niye katıldıklarını anlamamış ve İkinci Dünya Savaşı patlak verdikten sonra birçok Amerikan vatandaşı bu savaşa dahil olunmaması gerektiğini savunmaktaydı. Genel olarak birçok kişi Amerika Birleşik Devlet zaten bu savaşa dahil olacağını savunmaktadır. Fakat Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri harcamalarına baktığınızda bu tam tersini söylemektedir. Birinci Dünya Savaşı bittikten sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin ikinci Dünya Savaşı'na dahil olduğu Pearl Harbor saldırısına kadarki askeri harcamalarına baktığınızda düz bir çizgi görmekteyiz. Savaşa hazırlanan bir ülkenin askeri yatırımlarını arttırması gerektiğini hepimiz biliyoruz



bu konuya en güzel örneklerden biri de Amerika Birleşik Devletleri gelişmiş motor teknolojisine sahipti. Ve uçaklar üretiyordu. Fakat Amerika Birleşik Devletleri'nin İkinci Dünya Savaşı başlamasına rağmen orduda resmi olarak hava kuvvetleri birimi yoktu


saldırıdan sonra resmi olarak Amerikan Hava Kuvvetleri kurulmuştu. Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Yamamoto da bu Gelişmeleri en yakından takip edenlerden biriydi. Yamamoto Amerika Birleşik Devletleri'nde askeri eğitim almıştı ve Amerika Birleşik Devletleri ordusunun gücünü çok çok iyi biliyordu. Pasifik'te Japonlar birçok bölgeyi işgal etmişti ama Amerika Birleşik Devletleri yatırımlarını arttırarak askeri yönden güçlenmeye başlamıştı. Yamamoto Pasifik'teki en önemli düşmanlarının daha güçlü hale gelmeden benzeri bir darbenin Amerikalılara vurulması gerektiğini ısrarla savunmuştu



Bu üst bölgelerinin en önemlisi ise standart ölçekli bir haritada göremediğiniz kadar küçük bir ada olan Midway adasıydı. 66 kilometre karelik bir alana sahip ada pasifik cephesinin tam ortasındaydı. Bu ada ele geçirildiğinde Amerika Birleşik Devletleri'nin Hawaii'den başka bir üssü kalmayacaktı


Japonlar sonrasında Pearl Harbor bulunduğu Hawaii'yi de ele geçirecek ve Amerika Birleşik Devletleri ana karasına rahatça ulaşacaklardı. Böylece Amerika Birleşik Devletleri daha da güçlenmeden teslim olmak zorunda kalacaktı. Bu planların hayata geçebilmesi için yaşanacak en önemli adım ise Midway muharebesiydi. Bu ön bilgilerden sonra Midway Muharebesi'ni detaylandırmaya başlayalım. Yamamoto Pearl Harborda olduğu gibi yine sürpriz bir saldırı stratejisi geliştirmişti



Ayrıca bu saldırı bir şaşırtmaca da içeriyordu. Yamamoto pasifiğin kuzeyinde bulunan Alaska yakınlarındaki adalarına küçük bir kuvvet yollayacaktı ve bu bilgiye Amerikan Deniz Kuvvetleri'ne sızdırılacaktı. Etrafındaki ve Midway yakın konumdaki Amerikan kuvvetleri bu bölgeye yönelerek Midway savunmasız kalacaktı. Yamamotonun asıl saldırı planı ise üç aşamalıydı. Ilk aşamada Japon uçak gemileri midyway vuracak ve ada savunmasız hale gelecekti. 


Bu saldırı grubu Koramiral Nagoma tarafından yönetilecekti ve filosunda 4 adet birinci sınıf uçak gemisi bulunuyordu. Bu uçak gemileri, Akagi, Kaga, Hiryu ve soruydu. Ikinci aşamada savunması düştükten sonra koramiral nobutakya Kondo'nun komuta ettiği işgal grubu, gemiler ile 5.000 askeri Midwaye çıkaracaktı. Ve bu kuvvet bombardımandan kalan Amerikan güçlerini yenerek adanın kontrolünü ele alacaktı. Üçüncü aşama ise Midway Adası'na Pearl Harbor'dan gelecek takviye kuvvetlerinin durdurulması üzerineydi



Alaska'daki zayıf saldırı gücü görülünce asıl hedefi Midway olduğu hemen anlaşılacaktı. Yamamoto, Nagumo ve Kondo'nun kuvvetleri birleşerek Pearl Harbor'dan gelecek takviyeleri durduracaklardı. Böylece Japonlar tam ortasında bulunan aynı zamanda Amerikan donanmasına da çok önemli bir darbe vurulacaktı. Ama Yamamoto'nun hazırladığı bu sürpriz saldırıda işler beklendiği gibi gitmedi


Amerika Birleşik Devletleri istihbarat servisi Japonların radyo mesajlarında kullandığı şifreleri kırmışlardı. Pearl üssünde bulunan ve gizli şekilde çalışmalarına devam eden Joseph Freshford komutasındaki istihbarat birimi Japon donanmasının bütün mesajlarını çözmekteydi

ve yamamatonun sürpriz saldırı planını adım adım biliyorlardı. Amerika Birleşik Devletleri Pasifik filosunun komutanı Amiral Chester Nimit hemen karşı bir plan geliştirmeye başladı



Japon uçak gemilerine karşı hava gücüne oldukça güvenmekteydi. Iki gruba ayrılan Amerikan uçak gemileri Japonlara karşı koyacaktı. Birinci grubun muharebe sırasında taktik kararlardan da sorumlu olan Amiral Jack Plaction Uissice Town uçak gemisinden yönetiyordu


Grubu ise Amiral Supraus komuta ediyordu ve bu grupta jet uçak gemileri vardı. A Ama tabii ki bu gemilere refakat eden birçok irili ufaklı savaş gemisi de vardı. 


Yamamoto Amerikan donanmasını tuzağa düşürdüğünü sanıyordu. Fakat asıl tuzağa düşecek olan Japon donanmasıydı. 3 Haziran 1942 günü Yamamoto planın ilk aşamasını devreye sokmuştu ve adalarına saldırı başlamıştı



Fakat planı bilen limit adalarına küçük çaplı savunma birlikleri yolladı. Midway Adası'na asıl saldırıyı yapacak kuvvetler de yola koyulmuştu ve telsiz haberleşmesi kesinlikle yapılmayacak


fakat uçak gemileri Midwaye doğru ilerlerken Yamamoto Midyat Adası yakınlarında Amerikan uçak gemilerinin olduğu istihbaratını almıştı. Yamamotonun burada iki seçeneği vardı. Telsiz sessizliğini bozup bu durumu Nagamo'ya bildirebilirdi. Fakat bu durum sonrası saldırı sürpriz olmaktan çıkacaktı


YadaNaguma komutasındaki Japon filosu zaten Amerikalılar ile karşılaşacağı için onları da alt edip midywaye saldıracaktı. YaMamoto üst sınıf 4 uçak gemisine ve deniz filosuna çok güvendiğinden telsiz sessizliğini tercih etti ama Amerikalıların zaten plandan haberdar olduğunu bilmiyordu tabii ki. Bu arada Nidway Adası'nda da Amerikan Hava Kuvvetleri hazırlıklarına başlamıştı. Amerikalıların tek bilmediği konu Naguma ile Kondo'nun konumuydu. Bunu da öğrendiklerinde artık tamame Olarak üstün alacaklardı. Midway'den havalanan teğmen Jack Rey komutasındaki keşif uçağı düşman kuvvetlerini aramaya başlamıştı. 3 Haziran 1942 günü yoğun sisli bir gündü ve saat 09:25 Teğmen Reis Japon gemilerini görmeye başlamıştı. Fakat teğmen reyting gördüğü filo ana saldırıyı yapacak. Nagumo'nun filosu değil karaya destek kuvvetleri olarak çıkacak Kondo'nun kuvvetleriydi. Reis bilgiye geçti ve Midway 9 adet B 17 bombardıman uçağı havalandı. Fakat yapılan saldırıda hiçbir gemi vurulamamıştı. Bu Midway Muharebesi'nin ilk çatışmalarıydı. Kondo bu saldırıyı atlatmıştı ve 3 Haziran'da başka bir saldırı olmayınca Naguma'ya bu saldırıyı telsiz Sessizliğini bozmamak için bildirmemişti. B 17 midywaye geri döndüklerinde saldırdıkları filonun asıl kuvvet olmadığını belirtmişlerdi. Planı bilen Amerikalılar 4 Haziran sabahı erken saatlerde 15 adet B 17 tahminsel olarak hesapladıkları rotaya göndermişlerdi. Aynı gün ise Nagu Moda uçaklarını adaya saldırmak için gemilerden kaldırıyordu. Sabah altıya doğru Midway semalarında Japon uçakları görülürken Saat 06:16  civarındaysa Amerikan uçakları Japon uçaklarıyla mücadeleye başlamıştı. Japon pilotlar adada bulunan uçak hangarlarını, uçak pistlerini, hastaneyi ve elektrik santralini bombalamaya başlamış


27 dakika süren müthiş bir bombalamadan sonra Naguma kuvvetlerine saldırısı sona ermişti. Ama bu saldırıya zaten hazır olan Amerikalılar çok büyük kayıplar vermemişlerdi. Saat 07:05  bir Japon pilot belki Japonlara bu muharebeyi kaybettir bir hata yaparak, telsiz sessizliğini bozmuş, midwaye düşmek üzere olduğunu ve hemen yeni bir saldırı yapılması gerektiğini, Akagi Gemisi'ndeki NaguMo'ya bildirmişti. Nagumo'nun burada bir karar vermesi gerekiyordu ve bu muharebenin en önemli kararlarından biri olacaktı


Telsiz sessizliği bozulduğu için gelecek takviyeye yönelecekti ya da Midway  adasına saldırıya devam edecekti. 


Telsizi kullandığınızda bildiğiniz üzere radyo dalgaları yaymaktadır. Yayılan radyo dalgalarıyla yeriniz tam olarak belirlenmese de radyo dalgalarının geldiği istikamet rahatça tespit edilmekte


Bu da özellikle denizde yavaş şekilde ilerleyen ağır tonajlı gemilerin yer tespitini kolaylaştırmaktadır. Peki Nagumo'nun kararı ne olacaktı? Işte burada sabah erken saatlerde Midway'den kalkan B 17'ler devreye girecekti ve Sessizliğinin bozulması sonucu izledikleri rotada Naga'nın filosunu bulmuşlardı. Japon pilotun bu hatası bütün planı tamamen bozan bir olaydı. Ve Nagamu ne yapacağını düşünürken Amerikan denizaltısı filonun hemen arkasında belirmişti


Ama Nagamo yine de bir karar vermek zorundaydı. Ve kararı Midwaye ikinci saldırıyı yapmak oldu. Nagumo bu kararı verdikten 13 dakika sonra ise bir Japon keşif uçağı Midwaye'ye yakın bir bölgede 10 adet Amerikan gemisini görür ve hemen Naguna'nın bulunduğu Akay Gemisi'ne haber verir. Nagumo çok şaşırmıştı. Çünkü Amerikan gemilerinin bu kadar kısa sürede Pearl Harbor'den desteğe gelmesinin imkanı yoktu. Nagomu hemen torpido taşıyabilen uç yüklenmesi emrini verdi ve destek kuvvetlerine saldıracaktı. Fakat Nagumo'nun filosundaki birçok uçak daha geri dönmemişti. Fakat Nagumo'nun bilmediği bir konu daha vardı. Amerikan Destek Kuvvetlerinin daha gerisinde Uçak gemileri de hazır bulunmaktaydı. Pamiral Suplomans komutasındaki Anter Price ve üyesiz Hornet'ten 116 uçak kaldırılıyordu ve bu uçaklar Nagamo'nun filosuna saldıracaktı. Nagumo saat 08:20, bölgede bir Amerikan uçak gemisi olduğu almıştı. Aldığı istihbarat komutasındaki üzerineydi. Ama ve USis Hornet gemilerinden haberi yoktu. Yamamoto'da tüm bu olup biteni takip etmekteydi.


Müdahale etmek yerine kararı gelişmelerin içinde olan NaguMo'ya bırakmıştı. Saat 09:17'de  Nakomo'nun uçakları nihayet gemilere döner ve Nagumo Yok'a saldırma kararı alır. Fakat bir anda havada 15 adet Amerikan bombardıman uçağı belirir


Japonlar bu 15  uçağın tamamını düşürürler. Arkasından 26 adet bombardıman uçağı daha Nagunon'un filosuna saldırır ama sadece 6 geri dönebilir. Nagu mu? Artık çok üstün olduklarından emindir.


Ancak Amerikalıların da tam istediği Nagamo'nun böyle düşünmesidir. Çünkü bu öncü saldırılar da bir şaşırtmacadır. Bu rahatlıkla Nagamo'nun filosundaki uçaklar ikmal yapmaya başlarlar. Saat 10:22'de ise Amerikalılar bir sürpriz yaparak 26 uçakla Kaga, uçak gemisine saldırmaya başlar. Bu 26  uçak aslında Midway  Adası'nın etrafında Japonları aramış herhangi bir gemi bulamamışlardı. Yakıtları azalınca Enter Price'a dönecekken Kuzeybatı'ya yönelmeleri konusunda emir alırlar ve Kaga uçak gemisiyle karşılaşırlar. Gemiye atılan 9 bombadan 1 yakıt deposuna isabet eder ve kaga uçak gemisi batmaya başlar. Bu saldırıdan henüz 5 dakika geçmişken Penter Price'tan havalanan uçakla

sorgum uçak gemisini bulurlar ve yapılan saldırıda mühimmat deposu vurulur. Böylelikle sorgu uçak gemisi de savaş dışı kalır. Ardından Amerikan uçakları AkaGe uçak gemisine saldırmaya başla. Birçok Japon uçağı akıginin güvertesindeyken bu saldırıya yakalanmıştı


Akaki'de ağır hasar aldıktan sonra Nagumo gemiyi terk ederek Nagara hafif krovazörüne geçer. Sadece uçak gemisi aktif olarak devam etmektedir ve Nagumo bu gemiden 24 adet uçağın havalanıp önlerindeki Amerikan uçak gemisine saldırmaları emrini verir. Fakat bu 24  uçak yoldayken Amerikan avcı uçaklarıyla karşılaşırlar.Bu saldırıdan sonra yoktan batmaya başlar ve gemi tamamen terk edilir. Saat 15:20 civarında Amerikalılar artık Japonların bir tane uçak gemisinin olduğunu bildiklerinden Enter pris ve USS Hornet'teki bütün uçakları Hiryöy'ü batırmaları için yollarlar


Saat 15:40 civarında ile temas sağlanır ve yaklaşık 01:21 süren çatışmalar sonucu Hiryut'a batmaya başlar. Artık Japonların yapacakları çok bir şey de kalmamıştır. Iki gün boyunca küçük çatışmalar yaşanmaya devam eder


bu muharebede iki taraf da çok büyük kayıplar vermiştir ama Japonlar yerine koyamayacakları 4 adet A sınıfı uçak gemisini kaybetmiştir. Japonlar toplamda 2.500 asker,292 uçak, 1 büyük savaş gemisi ve 4 uçak gemisini kaybetmiştir. Amerikalılar ise 1 uçak gemisi, 1 savaş gemisi, 145 ş uçak ve 307 askerini kaybetmişti. Bu yenilgi sonrası Japonlar Pasifik Bütün etkinliğini yitirmeye başlamış ve saldırı pozisyonundan artık savunmaya geçmeye başlamışlardı Ordu ve halk savaşı kazanacaklarını tekrar düşünmeye başlamışlardı


Avrupa cephesinde Alman ilerlemesinin durduğu Stalingrad bir dönüm noktasıyken aynı şekilde pasifik cephesinin dönüm noktası ise Midway Muharebesi'ydi.

22 Eylül 2024 Pazar

Amerika Haklar Bildirgesi - Bill of Rights

 


  1. Kongre, din kurumuna saygı göstermeyen, dinin serbestçe uygulanmasını engelleyen ya da ifade ve basın hürriyetini ortadan kaldıran veya barışçı bir şekilde toplantı yapma hakkını ve şikayetlerinin düzeltilmesi için hükümete dilekçe verme hakkını engelleyen hiçbir kanunu çıkaramaz.
  2. Düzenli bir milis gücü, hür bir eyaletin güvenliği için zorunlu olduğundan, halkın silah bulundurma ve taşıma hakkı ihlal edilmeyecektir.
  3. Barış zamanında sahibinin izni olmadan, savaş zamanında ise kanunla

    belirlenen çerçevenin dışında hiçbir asker herhangi bir meskene yerleştirilemez.
  4. İnsanların kendilerinin, evlerinin, işlerinin ve paralarının makul olmayan araştırma ve müsaderelere karşı emniyet içinde olma hakkı arama tezkeresi olmadan ihlal edilemez; ancak, özellikle araştırılacak yeri tarif eden bir yemin ya da yemin yerine geçebilecek bir söz ile desteklenen makul bir sebep varsa kişiler alıkonulabilir ve müsadere yapılabilir.
  5. Kara kuvvetlerinde, deniz kuvvetlerinde ya da orduda hizmet ifa ederken;

    savaş durumunda ya da halkın tehlikede olması halinde ortaya çıkan durumlar hariç; hiçbir kişi Büyük Jürinin iddianamesi ya da raporu olmaksızın büyük ya da yüz kızartıcı suçlar için mahkemeye gelmekle yükümlü tutulamaz; aynı suç için iki defa ölüm cezasına çarptırılamaz; herhangi bir cezai vak’ada kendisinin aleyhine şahitlik etmeye, kanuni süreç hariç canından ya da malından mahrum kalmaya ve tam tazmin olmaksızın özel mülkiyetini kamunun kullanımına bırakmaya zorlanamaz.
  6. Cezai davaların tümünde, sanık, kamuya açık ve hızlı bir şekilde yargılanma

    hakkına, kanunda daha önceden belirlenen bölgelerden ve suçun meydana geldiği bölgeden oluşturulacak tarafsız bir jüri ile yargılanma hakkına, suçlamanın niteliği ve nedenleri hakkında bilgilendirilme hakkına, kendi aleyhinde şahitlik edenlerle karşı karşıya gelme hakkına, kendi lehine şahitlik edecek olanların zorla şahitlik için getirilmeleri hakkına ve savunmasının yapılması için bir dava vekilinin yardımının sağlanması hakkına sahiptir.
  7. Değeri 20 Doları aşan davalarda jüri tarafından yargılanma hakkı sağlanır ve

    bir jüri tarafından muhakeme edilen hiçbir vak’a; genel hukuk kurallarına göre Amerika Birleşik Devletleri’ndeki başka herhangi bir mahkemece yeniden görülemez.
  8. Aşırı kefalet talep edilemez, aşırı para cezası konulamaz, zalimce ve görülmedik bir cezalandırmaya başvurulamaz.
  9. Anayasada sayılan belirli haklar diğer hakların aleyhine ve onları ortadan kaldıracak bir şekilde yorumlanamaz.
  10. Amerika Birleşik Devletleri tarafından eyaletlere devredilmeyen ya da yasaklanmayan erkler eyaletlere ya da halka aittir.


8 Eylül 2024 Pazar

Amerika’nın Hızlı Gelişimi


Kuzey-güney savaşını, kuzey kazanmış ve köleleri özgürlüğü verilmişti ama güneyde hala bu insanlar eşit insan muamelesi görmüyorlardı. Savaş sonrasında Amerika büyük bir gelişim içine girdi. Bunu da savaş zamanındaki ihtiyaçların karşılanması için yapılan hamlelerin de etkisi var

Zira savaş döneminde tüm ülke seferberlik içinde çalışınca sanayinin de gelişmesini, çarkların daha hızlı döndüğü bir dönem yaşanmıştır. Işte bu savaştan sonra demir yolları daha da yaygınlaştı, daha fazla ve büyük fabrikalar hizmete girdi


Şehirler gelişti, dünyanın her yerinden milyonlarca insan ülkeye devam ediyor bu arada göçmenler geliyor. 

Alexander Graham Bell telefonu, Thomas Edison ampulü üretiyor. 1860 kadar 36.000 yeni patent yayınlanırken 1860- 1890

Yani 30 yılda 440.000 patent yayınlanıyor. Yani şimdiye kadar otuz altı bin olmuş. Ondan sonraki 30 yılda 440.000 patent. Yani tam manasıyla hayatı kolaylaştıracak birçok icatlar devreye giriyor Amerika'da Sanayinin bu gelişiminden sonra küçük şirketlerin bir araya gelerek büyük ortaklıklar kurduğu bir döneme giriliyor. Amaç rekabet olmadan piyasayı kontrol etmek. Öyle ki 5.000 işletme 300 büyük şirket çatısı altında birleşiyor. Ve her biri işte sattığı şeker satan şeker trolü oluyor. Ve o noktada tekelleşmeye çalışıyor. Fiyatları kontrol altına aldığı bir döneme girmeye çalışıyor. Federal hükümet bu tekellerin gücünü kırmak için 1890 yasa çıkartsa da tam denetim yapılamadığından işe yaramıyor. 



Ülke toprakları inanılmaz büyümüş, ekilen araziler kat ve kart atmış, ıslah edilmiş tohumlarla üretim gelişmiş durumda. Çiftçilerin üretimi sadece iç piyasayı değil, dışarıya da ürün satılıyor. 


ülkenin batısında hayvancılık da gelişiyor. Atlı sığır çobanları kovboyları olarak Amerika'nın simgesi oluyorlar. Vahşi Batı'nın bu kovboyları 30 yıl boyunca Amerika'nın en önemli temsilcileri oluyor


aletleri de kendi bölgelerinde sanayinin gelişmesi için büyük uğraş verseler de tarıma dayalı ekonomi devam ediyor. 


Ülkenin batısına doğru göç özellikle de altın ve Bulunan madenlere göre daha fazla devam ediyor.


Birçok Amerikalı da bu bölge için para ödenmesini gereksiz görse de bölgenin ilerleyen yıllarda altın altın çıkması bölgede bunun doğru bir hamle olduğu noktasında halktaki fikir pekiştiriyor.



Hawai burada yıllardır ticaret yapılan bir ilişki var. Buradaki insanlarla Amerikalı tüccarlar arasında bir ticari ilişki var. Burası da Amerika'ya katılmak isteyince Amerika'nın topraklarına dahil oluyor. Burada meşhur Pearl Harbor Donanma Üssü kuruluyor


Işte Amerika Birleşik Devletleri iki okyanusta da var. Hem Atlantik'te hem Pasifikte'te ama işte bunların birbirlerine geçişi problem. Yani Atlantik'ten pasifiğe, Pasifik'ten Atlantik'e geçiş sıkıntı. bunun için Panama Kanalı Projesi ortaya çıkıyor. Fransızlar bu projeye başlamışlar



Ama parasızlıktan dolayı sonunu getiremiyorlar. Daha sonra Amerika dahil oluyor. Tabii burası Panama toprakları, Kolombiya toprakları.  Panama halkı Amerikan askerlerinin de desteğiyle isyan ediyor Ve Kolombiya'dan ayrılıyor. Böylece Panama kanalı yapılıp hizmete açılıyor. 



iki okyanus arasında gemilerin gidip gelebileceği bağlantıyı sağlamış oluyorlar


1900 gelinliğinde ilericilik bir reform hareketi başlıyor. Bu harekete katılan Amerikan halkı daha fazla özgürlük, sosyal adalet, dürüst bir devlet ve zenginliğin etkisinden sıyrılmış siyasiler istiyor. halkın baskısı Amerikan Başkanlarının yıllar içinde daha fazla reform yapmalarını sağlıyor


Faizi ve para politikasını kontrolü için Federal Merkez Bankası bu dönemde kuruluyor. Işçilerin haklarını korumak için yasallar çıkarılıyor. halkı zorlayan vergilerde düzenlemeye gidiliyor


Çiftçilere uygun kredi destekleri verilmeye başlanır. ülkeye 1890 birinci dünya savaşının sonuna kadar yaklaşık 20 milyon yeni göçmen gelmiş durumda. ülke 300 yıl boyunca gelen göçmenlere hiçbir kısıtlama getirmemiş


1920'den itibaren göçmenlik işlemlerinde kotalar konulmaya başladı. Gerek kültürümüzü kaybetmeyelim. Gerek bazı meslek dallarında çok fazla yığılma var. Bunu meslek sınırlandırması dahilinde yapalım mantığı ortaya çıkıyor


1920'den sonra artık her gelenin göçmen olamayacağı bir sisteme giriyorlar.


1 Eylül 2024 Pazar

Thomas Jefferson - Sözleri

  • Kaba Kuvvet doğruyu değiştirmez.

  • Özgürlüğün bedeli, uyanık olmaktır.
  • En az yöneten devlet, en iyi devlettir.
  • Dünya yaşayanlara aittir, ölülere değil.
  • Dürüstlü, bilgelik kitabının ilk dersidir.
  • Her yaptığını bütün dünya izliyormuş gibi yap.
  • Zalimlik yasa olduğunda isyan görev olur.
  • Toplumun gücü, bireylerden kaynaklanır.
  • Sahip olmadan önce paranı asla harcama 
  • Kitapsız bir oda anlamsız yaşamak gibidir.
  • Hiç kimse hem cahil hemde özgür olamaz.
  • Seçtiğiniz hükümet hak ettiğiniz hükümettir.
  • Kitaplar olmadan yaşayamaz  kesinlikle ölürüm.
  • Artık bir gazetede görülen hiç bir şeye inanılmıyor.
  • Bilgi güçtür, bilgi güvenliktir, bilgi mutluluktur.
  • Tanrı'nın varlığını bile büyük bir cesaretle sorgulayın.
  • İlahiyat kürsüsünün bizim kurumumuzda yeri olmamalıdır.
  • Bir gazetede bulunabilecek tek güvenilir bilgi reklamlardır.
  • Fikirler,mantık üzerlerinden işlenmeden önce net olmalıdırlar.
  • Keşfettim ki ne kadar çok çalışırsan şansım o kadar açılıyor.
  • Bence banka kuruluşları,  düzenli ordulardan daha tehlikelidir.
  • Dostuk sadece gölgede değil, güneş ışığı altında da değerlidir.
  • Geleceğin hayallerini geçmişin tarihinden daha çok seviyorum.
  • Hiç kimse kalabalığa arkasını dönmeden orkestrayı yönetemez.
  • Barış içinde köle olmaktansa tehlike içinde özgür olmayı yeğlerim.
  • Her ülkede, her devirde din adamları özgürlüğe düşman olmuştur.
  • Eşit olmayan insanlar eşit davranmaktan daha büyük eşitsizlik olamaz.
  • Başarılarımız yaptığımız kötü hareketlerden daha çok düşman kazandırır.
  • Hiçbir zaman gerçekleşmeyen kötülükler bize ne kadar çok şey mal oldu.
  • Öğrenmek için dinlemek zorundasın. Geliştirmek için denemek zorundasın.
  • Korkaklar köleliğin sükunetini, özgürlüğün fırtınalı denizlerine tercih ederler.
  • Özgür insan okuyan insandır, Çünkü okuma bilgisizliği ve kör inançları yenen tek güçtür.
  • Dünyada bilinen tüm tanrısal inançları inceledim ve hepsi masallara ve mitolojilere dayanıyor.
  • Tartışmacıların fikirleriyle birbirlerini ikna etmeyi başardığı bir münakaşaya daha hiç tanık olmadım.
  • Prensipler söz konusu olduğudan kaya gibi durun, zevkler söz konusu olduğunda akıntıya kapılıp yüzün.
  • Bilginin peşinden koşuyordum, elde ettikleri sonuçların gerçeğini ve nedenini takip etmekten asla korkmadım.
  • İnsanlara eğitim ve bilgi sağla. Barış ve düzenin sağlanmasının kendi çıkarları için gerekli olduğunu onlara öğret.
  • Tarım yaptığımız en akıllıca uğraş. Çünkü en sonunda sağlığa iyi ahlaka ve mutluluğa en çok katkıyı o sağlayacaktır.
  • Bir hükümet vatandaşlardan korktuğu zaman demokrasidir. Vatandaşlar hükümetten korktuğu zaman diktatörlüktür.
  • Hiç fikir sahibi olmamak kötü fikir sahibi olmaktan daha iyidir. Bir şeye inanmamak, yanlış bir şeye inanmaktan daha iyidir.
  • Komşunun yirmi tane tanrı var demesi yada hiç tanrı yoktur denemesi bana bir zarar vermez. Ne benim cebime dokunur, ne de bacağımı kırar.
  • Farklı dinsel cemaatlerin din adamları tıpkı cadıların gün ışığından korktuğu gibi bilimin ilerlemesinden korkar, benimsedikleri aldatmaların yok oluşunu müjdeleyen kaçınılmaz sona nefretle kaş çatarlar.
  • Çiftçiler yeryüzünün en değerli yurttaşlarıdır.
  • Özgürlük ağacı belirli aralıklarla vatanseverlerin ve vatan hainlerinin kanıyla sulanmalıdır.
  • Söz konusu güç olduğunda insanlara hiç bir zaman güvenme ve onları kötülük yapmamaları için anayasanın zincirlerine bağla.
  • Bilgi güçtür, Bilgi güvenliktir, Bilgi mutluluktur.
  • Herhangi bir ülkede işlenmemiş topraklar ve işsiz fakirler varsa, mülkiyet yasalarının tabii hakkı ihlal edecek kadar yayılmış olduğu besbellidir.
  • Yönetim kurmanın tek amacı, o kurumun altında toplanan genel kütle için olabilecek en büyük mutluluğu sağlamaktır.
  • Hükümete direniş ruhu bazı durumlarda o denli kıymetlidir ki bu ruhu her daim canlı tutulmasını dilerim.
  • Eğer gazetesiz yönetimler ile yönetimsiz gazeteler arasında seçim yapmam gerekseydi, hiç duraksamadan ikincisini seçerdim.

25 Ağustos 2024 Pazar

Thomas Jefferson


 d.13 Nisan 1743 - ö. 4 Temmuz 1826), Amerika Birleşik Devletleri'nin üçüncü başkanı. 1801-1809 tarihleri arasında başkanlık görevini sürdürdü. Eski Virginia valisidir. Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'nin asıl yazarı olması ve ABD'deki Cumhuriyetçilik akımının ideallerini savunması ve yayması nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri'nin kurucu babaları arasında en etkili olanlarından biri olarak kabul edilir. Jefferson, Amerika'yı hep Cumhuriyetçiliği savunan ve İngiliz İmparatorluğu'nun emperyalizmine karşı gelen büyük bir Özgürlük İmparatorluğu'nun ardındaki güç olarak tahayyül etmiştir.

Amerikan Kongresi, Bağımsızlık Bildirgesi'ni yazmaları için Jefferson ile beraber John AdamsBenjamin FranklinRoger Sherman ve Robert R. Livingston'ı görevlendirmiştir, ama komite bildirgenin ilk taslağını kaleme alma görevini Thomas Jefferson'a vermiştir.

Jefferson'ın resmi 2 ABD dolarının ön yüzünde bulunmaktadır.

Virginia Eyalet Meclisi'nde çalışmış ve daha sonra Virginia valisi olmuştur. Görevi başındayken yasaları daha demokratikleştirmeye çalışmış, dinî özgürlük sağlanması için büyük çabalar harcamıştır. 1784-1789 yılları arasında Fransa'da büyükelçilik görevinde bulunmuş ve Fransız İhtilâli yandaşlarına, kendisi de Amerika'nın bağımsızlığını savunduğu için yakınlık göstermiştir.

1790 yılında Amerika'da George Washington'ın bakanı olmuş fakat bakanın diğer danışmanları ile arasında anlaşmazlıklar yaşandığı için görevinden ayrılmıştır. 1801 yılında kendisi başkanlığa adaylığını koymuş ve rakibi Aron Burr ile aldığı oy sayısı eşit çıkınca Temsilciler Meclisi tarafından oybirliği ile başkan seçilmiştir.

Jefferson görevi süresince endüstrileşmeye karşı çıkmış, Amerika halkının tarımcı yapısını korumaya çabalamıştır. Avrupa ile Amerika arasındaki ticarî ilişkilere bazı yasaklar koymuş iki dönem başkanlık yaptıktan sonra üçüncü kez adaylığını koymamış ve kendi kurmuş olduğu Virjinya Üniversitesi'ne dönmüştür. ABD'nin 50. bağımsızlık gününde ölmüştür. 2. Başkan John Adams'dan birkaç saat önce ölmüştür. Son sözleri ise "Is it the fourth?" (Bugün dördü mü?) oldu.



Avukatlığa devam ederken, Jefferson bir yandan da siyasetle ilgilenmeye başlamış


ve 1769 yılından itibaren Virginia'nın yerel meclisinde Albemarle County bölgesini temsil etmiştir. 1774 yılında İngiliz Parlamentosu'nun Amerikan kolonilerini cezalandırmak amacıyla çıkardığı yasalar (Coercive Acts) üzerine, bu yasalara karşı çıkan bir dizi ilke kararını kaleme almış, daha sonra bu kararlar onun ilk basılı yayını olan A Summary View of the Rights of British America olarak yayınlanmıştır. Söz konusu yasalara karşı ilk tepkiler hukuki konularda anayasaya aykırılık temeline dayanan eleştiriler iken, Jefferson argümanlarını o günler için oldukça radikal bir fikir olan kolonilerin kendi kendilerini yönetme haklarına dayandırmıştır. Jefferson ayrıca söz konusu Parlamento'nun sadece Birleşik Krallık üzerinde hakimiyeti olan bir yasal güç olduğunu ve kolonilerde herhangi bir yasama hakkı olmadığını iddia etmiştir. Thomas Jefferson'ın kaleme aldığı bu eser, asıl olarak ilk Koloniler arası kongrede Virginia'yı temsil edecek komite için bir açıklamalar kitapçığı olarak yazılmış olmasına rağmen, bu Kongre'de fazlasıyla radikal bulunmuş ve kabul görmemiştir. Fakat, yine de bu fikirler daha sonra Amerikan bağımsızlığının teorik temellerinin oluşmasını sağlayan ana kaynaklar arasında sayılmış ve bu yüzden Jefferson'ın bağımsızlık hareketinin öncüleri arasında en önde gelenlerinden biri olarak kabul edilmesini sağlamıştır.


Jefferson, Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nın başlamasının hemen ardından, Haziran 1775'te on üç koloninin katılımıyla toplanan ikinci Kongre'de delege olarak yer almıştır. Kongre Haziran 1776'da bir bağımsızlık bildirgesinin kaleme alınması fikrini tartıştığı sırada, Jefferson bu bildirgenin hazırlanması için görevlendirilen Beşli komite'ye seçilmiştir. Komite, muhtemelen Jefferson'ın "yazar" olarak sahip olduğu itibar ve ün dolayısıyla bildirgenin ilk taslak halini hazırlama görevini Jefferson'a vermiştir. Esasen bu sorumluluk, verildiği esnada rutin bir görev olarak düşünülmüş ve Komite'nin hiçbir üyesi tarafından tarihi bir görev olarak görülmemiştir. Jefferson, kendi hazırladığı Virginia Anayasa taslağını, George Mason'ın hazırladığı Virginia Haklar Bildirgesi'ni ve diğer kaynakları esas almak ve Komite'nin diğer üyelerinin de desteğini almak suretiyle Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'nin taslak halini tamamlamıştır.



Jefferson'ın hazırladığı ilk taslağı Komite'ye sunmasının ardından, Komite taslak üzerinde bazı küçük değişiklikler yaparak taslağı 28 Haziran 1776 tarihinde Kongre'ye sunmuştur. Birkaç gün süren görüşmeler sonucunda, Kongre taslak metni üzerinde bazı değişikliklere gitme ve taslağın neredeyse dörtte birini çıkartma kararı almıştır. Jefferson'ın itirazlarına rağmen çıkartılan bu bölümlerden bir tanesi de köleliğe ve köle ticaretine eleştirel yönden yaklaşan bir bölüm de bulunmaktadır. Sonuçta, 4 Temmuz 1776 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri Bağımsızlık Bildirgesi Kongre tarafından onaylanmıştır. Bağımsızlık Bildirgesi zaman içerisinde Jefferson'ın üne ulaşmasında en önemli unsur olarak öne çıkmış ve onun kaleminden çıkan etkili giriş kısmı insan hakları üzerinde kalıcı bir metin olarak görülmeye devam edilmektedir.


1776 yılının Eylül ayında Virginia'ya geri dönen Jefferson, yeni oluşturulan Virginia Temsilciler Meclisi'ne seçilmiştir. Meclis'te bulunduğu dönem süresince, çoğunlukla Virginia'nın demokratik bir eyalet olarak kazandığı yeni statüsü gereği yapılmasını gerekli gördüğü yasal düzenlemelerin gerçekleşmesi için çalışmalarda bulunmuştur. Üç yıl boyunca, içlerinde "büyük evlat hakkı" uygulamasının kaldırılması, dini özgürlüklerin tanınması ve yargı sisteminin modernize edilmesini de içeren 126 adet kanun tasarısı kaleme almış ve Meclis'e sunmuştur. 1778 yılında kaleme aldığı "Bilginin Yaygınlaştırılmasına Dair Kanun" ile kendi mezun olduğu okullarda da akademik reformların yapılmasına vesile olmuş ve seçmeli bir müfredat sisteminin Amerikan üniversiteleri arasında ilk kez uygulanmasına öncülük etmiştir.

Yine Eyalet Meclisi'nde görev yaptığı dönem içerisinde cinayet ve devlete ihanet suçları hariç olmak üzere idamın kaldırılmasını öneren bir yasa tasarısını gündeme taşımıştır. Bu kanun tasarısı sadece bir oy farkla reddedilmiş ve bu yüzden tecavüz gibi suçlar için ölüm cezası Virginia kanunlarında 1960'lı yıllara kadar varlığını korumuştur. Virginia sınırları içine kölelerin getirilmesini yasaklayan bir kanunun yasalaşmasında başarılı olmuş, ancak kölelik uygulamasının tamamen kaldırılmasını sağlayamamıştır.



Virginia Eyalet Meclisi, Jefferson'ı Konfederasyon Kongresi'nde Virginia Eyaleti'ni temsil etmek üzere 6 Haziran 1783'te seçmiş, Kongre'deki görev süresi ise 1 Kasım 1783'de başlamıştır. Jefferson, yabancı para kurlarını belirlemek üzere Kongre içerisinde kurulan komitenin üyeliğine atanmıştır. Bu görevi sırasında, Amerikan para biriminin onluk sisteme dayanması gerektiği fikrini öne sürmüştür.

Kendisine büyükelçilik unvanı verildiği için 7 Mayıs 1784'te Kongre'den ayrılmıştır. 1785'te ABD'nin Fransa büyükelçiliğine getirilmiştir.


4 Mart 1801 ile 4 Mart 1809 tarihleri arasında iki dönem boyunca Amerika Birleşik Devletleri başkanı görevini yürüttü.

Jefferson başkanlığı sırasında sansüre karşı olduğunu etkili biçimde dile getirmiştir:

« Hükümetler sansüre geçit vermemelidirler ve bu ancak basının özgür olması ile olabilir. Eğer erdemli bir hükûmet ise kendisine karşı yapılacak herhangi bir saldırıdan korkmasına gerek kalmayacaktır. Doğa, insana ister dinin, ister politikanın isterse de hukukun içinde olmak üzere doğruyu bulup çıkarması için verilmiştir. »
(Thomas Jefferson)

Jefferson, 4 Mart 1801'de Washington D.C.'deki yeni Kongre Binası'nda Baş Yargıç John Marshall tarafından yemin etti.[2] Açılış konuşmasında bir uzlaşma notu düştü ve "Bizleri aynı ilkenin kardeşleri farklı isimler tarafından çağırdı. Hepimiz Cumhuriyetçiyiz, hepimiz Federalistiz." [3] İdeolojik olarak Jefferson, "tüm insanlara eşit ve kesin adalet", azınlık hakları, ifade, din ve basın özgürlüğünü vurguladı. Özgür ve demokratik bir hükûmetin "dünyadaki en güçlü hükümet" olduğunu söyledi.[4] Kabinesine ılımlı Cumhuriyetçileri aday gösterdi bunlar: Dışişleri Bakanı olarak James Madison, Savaş Bakanı olarak Henry Dearborn, Başsavcı olarak Levi Lincoln ve Donanma Bakanı olarak Robert Smith.

Göreve geldikten sonra, ilk olarak 83 milyon dolarlık bir ulusal borçla karşı karşıya kaldı.[5] Hazine Bakanı Albert Gallatin'in yardımıyla Hamilton'un Federalist mali sistemini dağıtmaya başladı.[6] Jefferson yönetimi, "gereksiz ofisleri" kapattıktan ve "işe yaramaz işyerlerini ve harcamaları" kestikten sonra viski tüketim vergisini ve diğer vergileri kaldırdı. Ulusal bankayı ve ulusal borcu artırma etkisini dağıtmaya çalıştılar, ancak Gallatin tarafından caydırıldılar. Jefferson, barış zamanında gereksiz olduğunu düşünerek Donanmayı küçülttü. Bunun yerine, yabancı düşmanlıkları kışkırtmayacağı düşüncesiyle, yalnızca savunma için kullanılan ucuz savaş tekneleri filosunu bünyesine kattı. İki dönem sonra, ulusal borcu 83 milyon dolardan 57 milyon dolara indirmişti.

Jefferson, "Alien and Sedition Acts" kapsamında hapsedilenlerin birçoğunu affetti.[7] Kongre Cumhuriyetçileri, Adams'ın neredeyse tüm "gece yarısı yargıçlarını" görevden alan 1801 Yargı Yasasını yürürlükten kaldırdı.

Jefferson, bilimlerin ilerlemesine dayalı bir ulusal savunma için bir subay mühendislik birliği üreten bir ulusal askeri üniversiteye olan ihtiyacı güçlü bir şekilde hissetti. 16 Mart 1802'de Askeri Barış Teşkilatı Yasasını imzaladı ve böylece West Point'te Birleşik Devletler Askeri Akademisi'ni kurdu. Yasa, ordu için yeni bir dizi yasa ve sınırlama 29 bölüm halinde belgelendi. Jefferson ayrıca, Cumhuriyetçi değerleri desteklemek için Federalistlerin ve subay kolordu genelinde aktif muhaliflerin yerini alarak, Yürütme şubesine reform getirmeyi umuyordu.

Jefferson, 1800 yılında kurulan Kongre Kütüphanesi'ne büyük ilgi gösterdi. Sık sık kitap alınmasını tavsiye etti. 1802'de, bir Kongre kararı Başkan Jefferson'a Kongre'nin ilk Kütüphanecisini seçmesi için yetki verdi ve kendisine kütüphane kuralları ve yönetmelikleri oluşturma yetkisi verdi. Bu kanun aynı zamanda başkana ve başkan yardımcısına kütüphaneyi kullanma hakkı tanımıştır.


Jefferson, başkanlığı döneminde seküler bir yönetim ortaya koymuştur. Bir yaratıcı var ise, onun sadece dünya'yı yarattığını, gerisine karışmadığına inanmıştır.

18 Ağustos 2024 Pazar

ABD Anayasası ve Siyasal Yaşam



Amerikan hükümetinin ve siyasetinin anayasal çerçevesi 1788'de  onaylanan ve 1789 yılında Yürürlüğe giren, Amerika Birleşik Devletleri anayasasıyla belirlenmiş. 

Bu anayasanın temel amacı halk egemenliğinin sağlanması ile hükümetin icraatlarından halka karşı sorumlu olmasıdır. 16 acı yüzyılda başlayan İngiliz sömürgesi. Gelecek nesillerinin farklı otoriteler karşısında egemenliğini ve haklarını koruyacak temel bir bildirge bildirge hazırlayarak yürürlüğe koymuşlardır. Anayasanın hazırlanmasında en önemli isim James Medison olmuş. Medison halk egemenliğinin garanti altına alınmasının yalnızca Iki ilkeyle kontrol ve denge sistem kuvvetler ayrılığı ilkeleri sayesinde sağlanabileceğine inanıyordu 

Kuvvetler ayrılığı hükümetin üç temel organı olan



Yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirinden bağımsız olması. Bir organın bir diğerini kontrol altına alamaması demektir. Kuvvetler ayrılığını Amerika özelinde inceleyecek olursa Anayasa, yasama görevini kongreye, yürütme görevini başkana ve yargı gücünü ise yüksek mahkemeyle federal yani mahkemelere vermektedir. Mesela kuvvetler ayrılığını sağlamlaştırmak için bir organda görevli bir insanın başka bir organda aynı anda çalışmasını yasaklamaktadır. Kuvvetler ayrılığını güvence altına almak için kullanılan bir başka araç ise kuvvet ve dengeler sistemidir



Yani bu ilkeye göre hükümetin üç organından yasama, yürütme ve yargı organından her biri diğerlerini kontrol edebilir.  Dolayısıyla hiçbir organ bir diğerine hükmedemez.  Başkanlar kongrenin kabul ettiği bir yasayı veto edebilir Kongre ise bu vetoyu, senato onayıyla ve temsilciler meclisinin onayıyla Üçte iki oy çoğunluğuyla geçersiz kılabilir. 


Yüksek Mahkeme kongreden geçen ve başkanın imzaladığı yasaları anayasaya aykırı bulabilir. Ancak yüksek mahkeme yazışmaları senatonun da onayı alınarak başkan tarafından atanmaktadır


kuvvet ve denge sistemiyle her bu organın diğerleri üzerinde bir miktar yetki sahibi olması ve organlar arası bir güç dengesi sağlanması amaçlanmış burada.


Anayasa değişikliği. 

kongreyi oluşturan temsilciler meclisinin ve senatonun her ikisinin


üçte iki oyuyla veya eyalet yasama organlarının üçte ikisinin isteği üzerine kongre tarafından toplam 
ulusal bir kurul aracılığıyla değişiklik teklif edilebilir. Yasa tasarısı daha sonra eyalet, yasama organlarının dörtte üçünün de onayını almak suretiyle bu değişikliği gerçekleştirebilir. Bu şekilde uzlaşma sağlandığı takdirde Ancak istenilen anayasa değişikliklerinin yapılabilmesi. Anayasa değişikliği hususunda kongre üyeleri bugüne kadar binlerce teklif vermişlerdir


ancak bu zor süreç neticesinde sadece 33 tane teklif yasama üyelerinin üçte ikisinin desteğini almış ve bunların da yalnızca 27 eyaletler tarafından onaylanmış ve geçerler hale gelebilmiştir. 



Halkın hükümete karşı korunmasının nasıl sağlayacak Amerikan anayasası  iki ilke koymuş. Birisi Hebeas corpus diğeri Ex post facto. eğer Amerika'da tutuklanırsanız Sağ salim hakimin karşısına çıkarılmanız gerekmekte ve tutukluluğunuzun sebebi mutlaka size açıklanmalıdır. Bunun sayesinde keyfi ve hukuka aykırı tutuklanmaların önüne geçilmesi sağlanıyor. 


 Bir diğer ilke ise Ex post facto. Buna göre eğer bir eylemi gerçekleştirdiğiniz tarihte o eylem suç değilse ve ileride bir zamanda o eylem suç olarak kanunlaşırsa o kanunun geriye dönük olarak işletilip sizin suçlu sayılmanız engellenmiş oluyor. Yani bir kanun geriye dönük olarak işletilemiyor